önderlik ile cümle

önderlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Eles foram os mestres do coro, liderando o canto e as aclamações do imperador e do patriarca.
Amerikan Devrimi'ne önderlik edenlerden biriydi.Quem Foi quem na Revolução Americana.
Marozia'nun oğlu II. Alberic, Hugh ve Marozia'nın hükümdarlığına muhalefete önderlik etti.Alberico II, filho de Marózia, liderou a oposição ao domínio de Marózia e Hugo.
Ayrıca önderlik kabiliyeti yüksek olan bir kaleciydi.Em seu Conselho Diretor figurava Tasso Corrêa.
Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış ve bu konuda kendinden sonra gelenlere önderlik etmiştir.Hij formeerde toen het Kalmar Ochestra met medestudenten en dirigeerde dit dikwijls.
Uyarlama uluslararası gönüllü değişimin düzenlemesinde ileri bir standarda önderlik etti.Deze heroriëntatie leidde tot verdere standaardisering van de internationale uitwisseling van vrijwilligers.
Aynı zamanda Birinci Başkanlığa da önderlik etmiştir.Tevens leverden zij toen de minister-president.
1912'de Pascual Orozco'nun Madero'ya karşı başlattığı ayaklanmayı bastıran bir grup gönüllüye önderlik etti.In 1912 sloot hij zich aan bij de opstand van Pascual Orozco, die zich tegen Madero had gekeerd.
Direniş Partisi'ne önderlik etti.Daar gaf hij leiding aan een eigen verzetsgroep.
1984 başlarında solcu önderlik doğrudan başkanlık seçimleri talep eden Diretas Já kampanyasını başlattılar.W 1984 przewodził ruchowi Diretas Ja, który domagał się wprowadzenia bezpośrednich wyborów prezydenckich.
Direniş Partisi'ne önderlik etti.Jest przywódcą ruchu oporu.
Kimmerlere uzun bir süre önderlik yapmıştır.Opowiadanie przeszło długą drogę nim zostało zekranizowane.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Jako kierownik chóru prowadził śpiewy i aklamacje przed cesarzem i patriarchą.
Marozia'nun oğlu II. Alberic, Hugh ve Marozia'nın hükümdarlığına muhalefete önderlik etti.Marozias son Alberic II ledde oppositionen för att störta hennes och Hugos styre.
Uyarlama uluslararası gönüllü değişimin düzenlemesinde ileri bir standarda önderlik etti.Переорієнтація призвела до подальшої стандартизації міжнародного обміну волонтерів.
Kral Yeongjo ve Kral Jeongjo, Joseon hanedanlığında yeni bir reforma önderlik ettiler.Regele Yeongjo si Regele Jeongjo au condus o renaștere a dinastiei Joseon.
1990'larda Jiang Zemin, Li Peng ve Zhu Rongji ülkeye önderlik etti.Presedinte Jiang Zemin și premierul Zhu Rongji au condus națiunea în anii ’90.
Bir Kshatriya’nın görevi topluma önderlik etmek, onu korumaktır.Kshatriyat suojelevat yhteiskuntaa ja pitävät järjestystä yllä.
Max Planck Topluluğu, Dünya çapında tanınmışlılığı ile bilim ve teknoloji araştırmalarına önderlik etmektedir.Max Planck -instituuttia pidetään yhtenä maailman johtavista tieteen ja teknologian tutkimuskeskuksista.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Kuoro laulaa ylistyksen ja kiitoksen Isikselle ja kuninkaalle.
Direniş Partisi'ne önderlik etti.Αγωνίστηκε στην κομματική αντίσταση.
Direniş Partisi'ne önderlik etti.Han var også leder i modstandsbevægelsen.
Kral Yeongjo ve Kral Jeongjo, Joseon hanedanlığında yeni bir reforma önderlik ettiler.Kong Yeongjo og kong Jeongjo ledede Joseon-Koreas renæssance.
Ayrıca önderlik kabiliyeti yüksek olan bir kaleciydi.Muren var også en effektiv toldstation.
Amerikan Devrimi'ne önderlik edenlerden biriydi.Han var også en av lederne av den amerikanske revolusjon.
Tüm kuşların Buğdayık'ın soyundan geldiğine inanılır, yeryüzündeki tüm kuşlara önderlik eder.Gud har skapt alle fuglene, fuglene, fuglene, Gud har skapt alle fuglene, ja Gud i himmelen.
Kral Yeongjo ve Kral Jeongjo, Joseon hanedanlığında yeni bir reforma önderlik ettiler.Kong Yeongjo og kong Jeongjo ledet Joseon-Koreas renessanse.
Marozia'nun oğlu II. Alberic, Hugh ve Marozia'nın hükümdarlığına muhalefete önderlik etti.Marozias sønn Alberic II ledet opposisjonen for å styrte hennes og Hugos styre.
1946 yılında Kocaeli İşçi Sendikalar Birliği'nin kurulmasına önderlik etmiştir.I 1956 ble han styremedlem i Føroya Arbeiðarafelag.
Tüm kuşların Buğdayık'ın soyundan geldiğine inanılır, yeryüzündeki tüm kuşlara önderlik eder.Menurut Agama Samawi pula, merekalah orang tua dari semua manusia yang ada di dunia.
Tanrı onu Macarlara önderlik etsin ve yol göstersin diye yeryüzüne göndermiştir.Chúa Nguyễn cho sảt nhập vào Hà Tiên trấn, giao cho họ Mạc cai quản.
Kimmerlere uzun bir süre önderlik yapmıştır.久し振りに仲間が揃った。
Kimmerlere uzun bir süre önderlik yapmıştır.曾與關原幽交往過一段時間。
Kimmerlere uzun bir süre önderlik yapmıştır.우루과이는 한동안 부진하였으나.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Domestiki so bili na primer zborovodje, ki so vodili petje in ploskanje cesarju in patriarhu.
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››Ali Gideon jim reče: Ne bodem vam vladar, tudi sin moj vam ne bode vladar; GOSPOD vam bodi vladar.
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››Gideão, porém, lhes respondeu: Nem eu dominarei sobre vós, nem meu filho, mas o Senhor sobre vós dominará.
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››기드온이 그들에게 이르되 내가 너희를 다스리지 아니하겠고 나의 아들도 너희를 다스리지 아니할 것이요 여호와께서 너희를 다스리시리라
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››Maar Gideon antwoordde: "Noch ik, noch mijn zoon zullen uw leider zijn. De HERE is uw Leidsman!
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››Ma Gedeone rispose loro: «Io non regnerò su di voi né mio figlio regnerà; il Signore regnerà su di voi»
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››Men Gideon svarede dem: "Hverken jeg eller min Søn vil herske over eder; HERREN skal herske over eder!"
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››Sahut Gideon, "Tidak. Saya tidak akan menjadi pemimpinmu; anak saya pun tidak. Tuhanlah pemimpinmu.
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››А Гедеон каза: Нито аз ще владея над вас, нито синът ми ще владее над вас; Господ ще владее над вас.
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››Гедеон сказал им: ни я не буду владеть вами, ни мойсын не будет владеть вами; Господь да владеет вами.
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››ויאמר אלהם גדעון לא אמשל אני בכם ולא ימשל בני בכם יהוה ימשל בכם׃
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››فقال لهم جدعون لا اتسلط انا عليكم ولا يتسلط ابني عليكم. الرب يتسلط عليكم.
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››基 甸 說 、 我 不 管 理 你 們 、 我 的 兒 子 也 不 管 理 你 們 . 惟 有 耶 和 華 管 理 你 們
Ama Gidyon, ‹‹Ben size önderlik etmem, oğlum da etmez›› diye karşılık verdi, ‹‹Size RAB önderlik edecek.››基甸說 、 我 不 管理 你 們 、 我 的 兒子 也 不 管理 你 們 . 惟有 耶和華 管理 你 們
Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.이것은 우리가 미국에서 먹는 것으로 이어지는 것입니다.
Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.שהובילה למה שאנחנו אוכלים באמריקה.
Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.وهذا النظام هو الذي يطعمنا في الولايات المتحدة الامريكية
Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.この様な統合が始まり
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.C'è questa agricoltura grande, consolidata che porta a ciò che mangiamo in America.
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.Có những nông trại lớn và tiên tiến sản xuất ra lương thực cho chúng ta ở Mỹ.
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.Da ist diese große, konzentrierte Landwirtschaft, die zu dem geführt hat, was wir in Amerika essen.
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.Er is grote, verkavelde landbouw die ertoe leidt wat we eten in de V.S.
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.Există această agricultură de mari întinderi, stabilă, care a dus la ce mâncăm în America.
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.Existuje tady to velké, konsolidované farmaření, které vede k tomu, co jíme v Americe.
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.Itt van egyrészt a hatalmas, egységes földművelés, ez idézte elő az amerikai fogyasztási szokásainkat.
Bir de büyük, bir araya toparlanmış çifçilik konusu var Amerikada ne yiyeceğimize önderlik eder.Jadi ada pertanian yang besar, kokoh yang mengarah kepada apa yang kita makan di Amerika.

İlgili Sayfalar