Bu projenin önderliğini yapan kişi, kırk yedi bilginin çalışmasını denetleyen I. James olmuştur.Projekt ten był prowadzony przez samego króla Jakuba I, który nadzorował prace czterdziestu siedmiu uczonych.
Lenin'in "Sol" Komünizm, Bir Çocukluk Hastalığı isimli kitabı AKİP önderlerine karşı yazılmıştır.Niemniej jednak został skrytykowany przez Lenina w broszurze „Dziecięca choroba »lewicowości« w komunizmie”.
William Wallace önderliğindeki İskoç ordusu, I.Edward önderliğindeki İngiliz ordusu mağlup etti.Szkoci pod dowództwem Williama Wallace’a zwyciężają armię angielską.
Almanya, rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi teknolojisinin önde gelen bir üreticisidir.Hiszpania to jeden z liderów w produkcji energii słonecznej.
YMCA, 1844'te Londra'da George Williams önderliğindeki 12 genç adam tarafından kurulmuştur.Została założona w 1844 w Londynie przez sir George’a Williamsa.
Die Zeit a göre Alman dilinde yazan en önde gelen yazar Avusturyalı Herbert W. Franke'dir.Współzałożycielem tego muzeum był pisarz niemiecki Herbert W. Franke.
Onay alan ikili rakip Çinli önderleri öldürür.Maguire skasuje obu chińskich faworytów? (pol.).
Türkiye Verem Savaş Derneği’nin kurucusu ve önderidir.Formuje i przewodzi Państwowej Radzie Bezpieczeństwa Turkmenistanu.
Tüm önde gelen parkurlar insan yapımı ve özel olarak hazırlanmıştır.Wszystkie nagrody robione są ręcznie i są identyczne.
Hareketin en önde gelen isimlerinden biri İsmail Gaspıralı idi.Jednym z głównych przedstawicieli kierunku był İsmail Gaspıralı.
Büyük Temizlik sırasında birçok Bolşevik önder gibi Efendiyev'de hedef olmuştur.Podobny los spotkał w czasie wielkiej czystki większość starych działaczy bolszewickich Gruzji.
O'Sullivan final seansına 10-6 önde gitti.O’Sullivan wciąż na prowadzeniu w finale (pol.).
Kenasarı Kasımoğlu Kazak Türkü bağımsızlık önderi.Obraz Harcerstwa Rzeczypospolitej Niepodległej.
Rus Yapısalcı Hareketi’nin önderlerindendir.Należy do czołówki rosyjskich twórców filmowych.
Tanzimat döneminin önde gelen üç siyasi liderinden biridir.Jak dotąd jeden z czterech sprawujących tę funkcję polityków latynoskiego pochodzenia.
Köyun önde gelenleri diye tüzel kişilik yoktur.Trudno z braku źródeł określić pierwszych właścicieli wsi.
Zehirli dişleri öndedir.Zęby jadowe z przodu.
Cinnah'ın ölümünden sonra milletin önderi ilan edildi.Po odkryciu poświęcenia córki Cymon został ułaskawiony.
Güney Rusya'daki Beyaz Terör'ün önderi ise Anton Denikin'di.Jedynym przywódcą Armii Ochotniczej został wówczas Anton Denikin.
Bu adamlarını kullanarak polislerden hep bir adım önde gitmektedir.Sprawca ciągle o krok wyprzedza policję.
Parmak sayıları önde ve arkada 5'tir.Przednie kończyny mają 5 palców, a tylne 4.
Almanya, dünyada önde gelen bir rüzgâr türbini üreticisidir.Dania jest światowym liderem w dziedzinie produkcji turbin wiatrowych.
Kuzey Makedonya Başbakanı ülkenin önde gelen siyasi figür ve fiili lideridir.W powieści jest najwyższym wodzem Partii, rządzącej fikcyjnym państwem Oceania.
İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti.Han uplyfte Hans Abraham och åt utur våra händer.
Kuvâ-yi Milliye hareketinin önderlerinden biridir.Promille är en måttenhet för en tusendel (per mille).
Üçlü bisikletlerin genelde önde bir, arkada iki tekerleği vardır.Trehjuliga lådcyklar har oftast två hjul fram och ett bak.
369 – Pek çok Edain Bereg önderliğinde Eriador'a gider.369: Många av människorna, ledda under Bereg flyttar till Eriador.
Donald Judd ile beraber Minimalizm'in önde gelen teorisyenlerinden biri kabul edilir.Donald Judd var en ledande teoretiker inom minimalismen.
Şehir adını Meksika Bağımsızlık Savaşı önderlerinden biri olan José María Morelos'tan almaktadır.Delstaten har fått sitt namn av José María Morelos, hjälte under mexikanska frihetskriget.
Amerika'nın önde gelen kriptologlarından William Friedman Poe'dan oldukça önemli ölçüde etkilenmiştir.William Friedman, Amerikas främste kryptolog, var starkt influerad av Poe.
1 Ekim Çin, Mao Zedong önderliğinde kuruldu.1 oktober – Folkrepubliken Kina utropas av Mao Zedong.
Önder Tonyalı.Ledande toner.
Köln ve çevresi, Avrupa'nın önde gelen dinamik sanayi bölgelerinden biridir.Wien och dess omgivning är ett av de viktigaste industriområdena i Österrike.
Mevlânâ Halid-i Bağdadî'nin önde gelen talebelerinden ve zamânındaki büyük velîlerdendir.Prorella irremorata ingår i släktet Prorella och familjen mätare.
Marozia'nun oğlu II. Alberic, Hugh ve Marozia'nın hükümdarlığına muhalefete önderlik etti.Marozias son Alberic II ledde oppositionen för att störta hennes och Hugos styre.
En önde olmaktan çok en üstte olmaya çalış, çünkü büyüklük orada yatar.Flyta ovanpå – Göra sig gällande genom att spela överlägsen.
1965 Subaru 1000, Japonya'nın ilk seri üretim önden çekişli otomobili tanıtıldı.1965 - Japans första massproducerade framhjulsdrivna bil, Subaru 1000, introduceras.
Sosyal Demokrat Hınçak Partisi'nin önde gelen üyelerindendi.Ledande danska socialdemokrater var bland hans gäster.
Chomsky’nin görüşlerine alternatif olarak önde gelen dil bilimciler George Lakoff ve Mark Johnson’dur.Teorin om konceptuella metaforer representeras ursprungligen av lingvister som George Lakoff och Mark Johnson.
Pfizer Anonim Şirketi, dünyanın önde ilaç şirketlerinden biridir.Pfizer är numera världens största läkemedelsföretag även räknat i omsättning.
Önde, Ukrayna SSR Yüksek Sovyeti binasının çatı direğine sarkan bayrakla kabartma görüntüsü bulunur.På medaljens framsida finns en avbildning av Högsta Sovjets byggnad i det Ukrainska SSR med en vajande flagga.
Sinemanın ilk döneminde dünyanın önde gelen öykülü film yapımcısı oldu.Under de första åren i filmens historia underhölls publiken av själva uppfinningen.
Popper’i etkileyen kuramın öndeyişinin doğru çıkması değildi.Men de som tvivlade på Poppe hade fel.
Devletin kurucusu ve ilk önderi Bumin Kağan'dır.Kungen, statsministern och Årets kock..
Önderleri Maximilien de Robespierre'nin idamından sonra terör olayları dinmiştir.Under sin regeringstid drabbades Maximilien de Robespierre av förföljelsemani.
Çabaları sonucunda Neuchâtel Üniversitesi bilimsel araştırmada önde gelen kurumlardan biri hâline gelmiştir.Genom dessa undersökningar blev han en av de ledande vetenskapsmännen på urbergsforskningens område.
20. yüzyılın ilk yarısında ABD'de Siyah protesto hareketinin en önemli önderidir.I början av 1920-talet var sjukdomen den främsta dödsorsaken i Amerika.
Çinlilerin Türkistan'daki zulümlerine karşı direnen önemli önderlerden biridir.Trungsystrarna motstår de kinesiska influenserna i Vietnam.
Tarquinius Superbus'un krallığı döneminde Latinler Roma'nın önderliğini kabullendi.Under tiden hade Tarquinius Superbus skyndat mot Rom.
Zamanının en önde gelen din adamlarındandır ve aynı zamanda önemli bir filozoftur.Vishetslitteraturen är en av de äldsta genrerna, och en viktig föregångare till filosofin.
Şeyhülislam Esad Efendi, Klasik Türk Mûsikisinin önde gelen bestekârlarından biridir.Krek var en typisk representant för den nya sortens österrikiska socialorienterade präster.
Sonuçta en yükseğe sıçrayan önder olarak seçilmiştir.Dessutom nominerad som bästa forward.
Béla Kun önderliğindeki parti, yaptığı propagandalarla partinin ideallerini açıkladı.Sifo frågade i denna valrörelse liksom tidigare om hur goda idéer partierna fört fram.
Saat gece yarısını vurmadan önce öndeki üçüncü sınıf kısmı suyla dolmaya başlamıştı.Först vid tretiden på söndagsmorgonen var branden under kontroll.
Bolşeviklerin lideri Lenin yeraltına çekilmiş ve çok sayıda Bolşevik önder tutuklanmıştır.Lenin gömde sig medan andra ledande bolsjeviker fängslades.
Ettikleri yemine göre savaş alanına daima en önde çıkacaklar ve alanı en son terk edeceklerdi.Hals över huvud störtar alla krigare mot den förutbestämda stridsskådeplatsen – och sin egen undergång.
2011 yılının Mart ayında Viasat OnDemand adını Viaplay olarak değiştirir.[1]Viasat OnDemand bytte namn till Viaplay i mars 2011 och är numera ett systerbolag.
Uyarlama uluslararası gönüllü değişimin düzenlemesinde ileri bir standarda önderlik etti.Переорієнтація призвела до подальшої стандартизації міжнародного обміну волонтерів.
Manga Önderi anlamını taşımakta olup Astsubay Çavuş rütbesine denktir."Важливість створення якісного рівня підготовки сержантського корпусу".
HBO (Home Box Office) ABD'nin önde gelen, paralı televizyon kanal grubudur.«HBO» (Home Box Office) — американський кабельний телевізійний канал.