Önde birbirlerine yaklaşırlar ama arkada birbirlerinden uzaklaşırlar, yukarı ve biraz geriye yönelmişlerdir.Zij rijden naar boven, doen een truc en rijden achteruit (of vooruit) weer terug naar beneden.
Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış ve bu konuda kendinden sonra gelenlere önderlik etmiştir.Hij formeerde toen het Kalmar Ochestra met medestudenten en dirigeerde dit dikwijls.
1945'te Milano'ya taşındı ve burada Wanda Osiris önderliğindeki tiyatro şirketinde çalışmaya başladı.In 1945 verhuisde hij naar Milaan, waar hij lid werd van een theatergezelschap geleid door Wanda Osiris.
Yaklaşık 800 kilise önderi katılmıştır.De kerk bood plaats aan 800 kerkgangers.
Kaplumbağa biraz daha önde olacaktır koşuya başlarken.De schildpad krijgt een voorsprong.
Uyarlama uluslararası gönüllü değişimin düzenlemesinde ileri bir standarda önderlik etti.Deze heroriëntatie leidde tot verdere standaardisering van de internationale uitwisseling van vrijwilligers.
Bazen delik öndeki odanın girişinde de bulunmaktadır.Soms is een poterne ingebed in de hoofdpoortdeur.
Ayrıca 20 ila 64 yaş arasındaki insanlarda körlüğün önde gelen nedenidir.In de groep tussen 20 en 40 jaar is het in endemische gebieden de belangrijkste oorzaak van blindheid.
2004-günümüz: Irak'ın ABD önderliğindeki işgaline karşı Şii Ayaklanması.Een voorbeeld hiervan is de inval van Irak onder leiding van de Verenigde Staten.
Aynı zamanda Birinci Başkanlığa da önderlik etmiştir.Tevens leverden zij toen de minister-president.
1912'de Pascual Orozco'nun Madero'ya karşı başlattığı ayaklanmayı bastıran bir grup gönüllüye önderlik etti.In 1912 sloot hij zich aan bij de opstand van Pascual Orozco, die zich tegen Madero had gekeerd.
İkisi önde ikisi arkada dört gözü bulunur.Beide figuren zijn op de rug gezien.
20. yy'ın ilk çeyreğinde Kıta Avrupası'nın önde gelen sosyal bilimcilerindendir.In het eerste kwart van de 20e eeuw was hij een van de toonaangevende Europese sociale wetenschappers.
1952 - Küba'da Fulgencio Batista önderliğinde askerî darbe.1952 - Fulgencio Batista leidt een geslaagde staatsgreep in Cuba.
Petrova 6-1, 3-0 öndeydi, kolay bir zafer seyredileceği düşünülüyordu.Dulko liep al snel uit naar 6–3 5–1 en leek gemakkelijk te gaan winnen.
11 yeni senaryo, 10 yeni uygarlık ve 16 yeni önder içerir.Deze zijn: 10 Nieuwe Beschavingen 11 Nieuwe Scenarios 16 Nieuwe Leiders (Nederland is nu vertegenwoordigd.)
Taşıt hareket hâlinde iken en önde kalan kısımdır ve pupa (kıç) kavramının zıttıdır.De voorrand is bovenaan scherp maar onderaan afgerond terwijl de achterrand juist onderaan scherper is.
1-0 öndeydik.Wij met 1-0 voor.
1998'dan 2004 yılına kadar Parti Şubesi önderliğinde bir üyesiydi.Hij maakte deel uit van de raad van bestuur van 1998 tot 2004.
Zeki Önder Özen (d.Een goede indruk maken bij de leider(s).
Direniş Partisi'ne önderlik etti.Daar gaf hij leiding aan een eigen verzetsgroep.
Papaz Pierre L'Ermite önderliğindeki bu ilk grubu İznik dolaylarında bozguna uğrattı.Hij had voor de oprichting van deze commissie sterk aangedrongen bij eerste minister Pierre de Decker.
Levski Sofya (Bulgarca, ПФК Левски София) Bulgaristan'ın önde gelen futbol takımlarından biridir.Levski Sofia (Bulgaars: ПФК Левски София) is een voetbalclub uit Bulgarije.
Öndelikli satranç: değişik güçteki oyuncuların oynadığı oyunu dengelemek için bazı değişiklikler uygulanır.Er zijn enkele variaties om de levende variant leuk te houden voor alle spelers.
İS 410'da Alarik'in önderliğinde Roma'yı ele geçirdiler.In 410 plunderden ze Rome onder leiding van Alarik.
Gök Tengri'den sonra Tanrıların en büyüğü ve en önde gelenidir.Sirius A is de helderste ster (na de zon) aan de hemel.
Roma imparatorluğunun önde gelen metropolleri kendi paralarında hem Yunanca, hem Latince belirtiliyordu.Zoals elke ontwikkelde inwoner van het Romeinse rijk beheerste hij zowel het Grieks als het Latijn.
Bu yüzden halkı onu bulamadı ve Olwe önderliğinde batıya doğru yolculuklarına devam ettiler.Er waren echter geen beenderen meer te vinden omdat die in het geheim al naar het westen waren gebracht.
Önde yeni pencereler uçuşu (iOS bir uygulama açmak gibi).Er werden grote gietijzeren ramen in de oude (daarvoor vergrote) vensters geplaatst.
MSI günümüzde bilgi teknolojilerinin önde gelen firmalarından biridir.Tegenwoordig zijn de technische universiteiten belangrijke leveranciers van de leden.
Kral, Frank geleneğinin davamı, krallığın önde gelen soyluları tarafından resmen seçilirdi.Het hof wilde de dood van de koning beslist in de koningsgezinde ochtendkranten gepubliceerd zien.
Sovyetler Birliği'nin önde gelen kuruluşlarının organlarıydı.Zij waren eigendom van de Sovjetautoriteiten.
Babası kentin önde gelen avukatlarından ve politikacılarındandı.Tot zijn voorvaderen behoorden advocaten en politici.
Günümüzün önde gelen yazarlarındandır.Zij worden gerekend tot topkunstenaars uit hun tijd.
İlk yarı bittiğinde İngiltere 3-0 öndeydi.In de finale werd Engeland verslagen met 3–1.
Macaheli’de önce toplumun önde gelenleri, ardından halk Müslüman olmuştur.Później rodzaje uprzednio do niej zaliczane zaklasyfikowano do rodziny trznadli (Emberizidae).
9 Şubat - Sovyet önderi Yuri Andropov öldü.9 lutego – zmarł Jurij Andropow, radziecki przywódca.
Çünkü halkım İsrail'i güdecek önder Senden çıkacak.››O, Izraelu: Niech każdy idzie do swego namiotu”.
Annesi büyük bir bale dansçısı iken babası Küba'da önde gelen bir aktördür.Jej ojciec był czołowym aktorem na Kubie, podczas gdy jej matka była główną tancerką baletu.
İlk manevralarda öndeki iki Roma grubu, Kartaca Filosu'nun merkezine ilerledi.Na widok wroga dwie pierwsze eskadry rzymskie ruszyły w kierunku dwóch środkowych eskadr Kartagińczyków.
1984 başlarında solcu önderlik doğrudan başkanlık seçimleri talep eden Diretas Já kampanyasını başlattılar.W 1984 przewodził ruchowi Diretas Ja, który domagał się wprowadzenia bezpośrednich wyborów prezydenckich.
1860'larda devrimci demokratik hareketin önderi konumundaydı.Był liderem rewolucyjnego demokratycznego ruchu lat 1860.
Pavel Mihailoviç Tretyakov gibi önde gelen sanatseverler dahi onları satın almayı reddetti.Nawet tak wybitny znawca, jakim był Paweł Trietiakow, odmówił ich kupna.
Dönemim önde gelen feminizm gazetesi Przegląd Naukowy (Bilimsel İnceleme) oldu.Wiodącym polskim propagatorem feminizmu było czasopismo Przegląd Naukowy.
Dünya ve Türkiye ilaç sektörünün önde gelen firmalardandır.Indie i Tajlandia przodują w światowej turystyce medycznej.
Direniş Partisi'ne önderlik etti.Jest przywódcą ruchu oporu.
Kimmerlere uzun bir süre önderlik yapmıştır.Opowiadanie przeszło długą drogę nim zostało zekranizowane.
Chivu Stoica (8 Ağustos 1908 - 18 Şubat 1975), önde gelen Rumen komünist politikacı.Chivu Stoica (ur. 8 sierpnia 1908, zm. 18 lutego 1975) – rumuński polityk komunistyczny.
Önde yeni pencereler uçuşu (iOS bir uygulama açmak gibi).Nad oknem wyrzutowym zamocowano odbijacz łusek (były odbijane do przodu).
Ahtapotlar çoğunlukla yavaş yavaş sürünerek hareket ederler kısmen de kafaları önde olacak şekilde yüzerler.Ośmiornice przemieszczają się głównie względnie wolno pełznąc, niekiedy pływając z głową od przodu.
Solunda tarihin önde gelen sayıları "1945", sağında "1965" yazıldı.Na górze po lewej jest data 1939, na górze po prawej data 1945.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Jako kierownik chóru prowadził śpiewy i aklamacje przed cesarzem i patriarchą.
Kalp ve akciğerlerin önden görünüşü.Przednia ściana serca i płuc.
Gerçek önder savaşmadan kazanan önderdir."Jest to władza, jaką daje zwycięstwo nad pokonanym.”
Ertesi günkü hava durumunun nasıl olacağını söylemek bir öndeyi veya yordamadır.Nietrudno się więc domyślić co się stanie, gdy nadejdzie Dzień Przebudzenia.
Kim Il-sung öldükten sonra Kuzey Kore önderliği oğlu Kim Jong-il’e geçmiştir.Przywódcą Korei Północnej został po jego śmierci syn, Kim Dzong Il.
Önde gelen Lale Devri şairlerindendir.Należał do czołowej grupy poetów przedwojennego Lwowa.
Günümüzün önde gelen yazarlarındandır.Należał do wiodących historiografów swych czasów.
Gazetecelik yaptığı yıllarda Kongo'nun milliyetçi önderi Patrice Lumumba ile tanıştı.Był związany z Mouvement National du Congo Patrice Lumumby.
Kilise kontrolundeki yapı, mimar J. Cleaveland Cady önderliğinde büyük değişikliklere uğradı.Architektem starego budynku był J. Cleaveland Cady.