öncelik ile cümle

öncelik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.Primeiro que tudo, a New York Magazine percebe sempre.
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.Trứơc hết, Tạp chí New York lúc nào cũng cũng nói thế này
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.Vorab: New York Magazine kapiert es immer.
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.We hebben -- nee, ten eerste begrijpt New York Magazine het altijd.
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.Πρώτα απ' όλα, το New York Magazine καταλαβαίνει πάντα.
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.Ми... Ні, першим був, як завжди, журнал "Нью-Йорк Меґазін".
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.Прежде всего, журнал New York Magazine всегда пишет о них.
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.אנחנו - לא, קודם כל, ניו יורק מגזין תמיד מבין זאת.
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.قمنا - لا، أولا وقبل كل شيء، مجلة نيويورك تحصل دائما عليها.
Biz -- Hayır, hayır, öncelikle, New York Dergisi durumu her zaman anlıyor.右上にランクされています
Bölgesel İşbirliği programlarına daha fazla öncelik tanınacaktır.bliver givet større opmærksomhed til fælles initiativer.
Bölgesel İşbirliği programlarına daha fazla öncelik tanınacaktır.Dann solle auch den Territorialen Kooperationsprogrammen mehr Platz eingeräumt werden.
Bölgesel İşbirliği programlarına daha fazla öncelik tanınacaktır.L’accent sera mis surtout sur les programmes de coopération territoriale.
Borçlanma senetlerindeki öncelik sıralaması. Bunu öncelikli teminatsız olarak adlandıralım.Znamená to, že jsou stále primární.
Böylece bu "10 x her şeyi" daha basit bir hale getirir. Parantezlerimizi öncelikle yaptık.Egyszerűsítettük arra, hogy tíz, szorozva ezzel itt mind - a zárójeles részt csináltuk meg elsőnek.
Böylece bu "10 x her şeyi" daha basit bir hale getirir. Parantezlerimizi öncelikle yaptık.Quindi questo lo semplifico e dà 10 moltiplicato tutto questo abbiamo fatto per prime le parentesi.
Böylece bu "10 x her şeyi" daha basit bir hale getirir. Parantezlerimizi öncelikle yaptık.Οπότε αυτό το απλοποιεί σε 10 επί όλο αυτό, κάναμε τις παρενθέσεις μας πρώτα.
Böylece İtalya’da önceliklekamuyu ilgilendiren bir mali sektörde etkin rekabet koşulları yeniden oluşmuşoldu.Tako je bila v Italiji znovavzpostavljena konkurenca v finančnem sektorju, ki zadeva predvsem državljane.
Böylece İtalya’da önceliklekamuyu ilgilendiren bir mali sektörde etkin rekabet koşulları yeniden oluşmuşoldu.Tým sa v Taliansku obnovila účinnáhospodárska súťaž vsektore, ktorý sa týka predovšetkým verejnosti.
Böylece İtalya’da önceliklekamuyu ilgilendiren bir mali sektörde etkin rekabet koşulları yeniden oluşmuşoldu.Účinná soutěž byla tímto v Itálii obnovena ve finančnímodvětví, které zajímá veřejnost v první řadě.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.A identidade era sobretudo definida pela etnia. e o estado-nação refletia isso.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Aşa că identitatea era definită, în primul rând, prin etnie şi statul-naţiune reflecta asta.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Die Identität wurde also primär durch Volkszugehörigkeit definiert, und der Nationalstaat spiegelte das wider.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Donc on définissait avant tout l'identité selon l'appartenance ethnique, et l'état nation le reflétait.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Identiteit werd dus vooral bepaald door etniciteit, en de natiestaat was daarvan een afspiegeling.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Identitet var altså primært etnisk defineret, og det afspejlede nationalstaten.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.신분은 민족성에 주로 결정되었고, 민족 국가는 이를 반영했었습니다
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Så identitet definierades främst av etnicitet, och nationalstaten speglade det.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Takže identita byla primárně definována etnikem a to se odrazilo v národních státech.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Vậy nhân dạng được định nghĩa đơn thuần bởi chủng tộc, và liên bang thể hiện điều này.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Zatem tożsamość była określana głównie przez etniczność, a państwo narodowe odzwierciedlało ten stan.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Έτσι η ταυτότητα οριζόταν πρωταρχικά από την εθνικότητα, μέσα από το έθνος κράτος.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Итак, идентичность, в первую очередь, определялась этнически и национальное государство отражало это.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.כך שהזהות הוגדרה קודם-כל לפי המוצא האתני, ומדינת הלאום שיקפה זאת.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.الهوية كانت تُعرف في الأصل بالعرق ، والدولة القومية عكست ذلك .
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.国民国家もそれを反映するようになりました グローバリゼーションの時代になり
Böylece ortopedi merkezi kapatıldı. Çünkü fizik tedavi öncelikli sayılmıyordu.Centrul ortopedic a fost închis pentru că reabilitarea fizică nu era o prioritate.
Böylece ortopedi merkezi kapatıldı. Çünkü fizik tedavi öncelikli sayılmıyordu.Het orthopedisch centrum werd gesloten omdat de fysieke revalidatie niet als een prioriteit werd gezien.
Böylece ortopedi merkezi kapatıldı. Çünkü fizik tedavi öncelikli sayılmıyordu.Stąd zamknięto centrum, ponieważ fizjoterapia nie była w tym czasie priorytetem.
Böylece ortopedi merkezi kapatıldı. Çünkü fizik tedavi öncelikli sayılmıyordu.Tak se ortopedické středisko zavřelo, protože fyzická rehabilitace se nepovažovala za prioritní.
Böylece ortopedi merkezi kapatıldı. Çünkü fizik tedavi öncelikli sayılmıyordu.Tehát az ortopédiai központot bezárták, mert a fizikai rehabilitációt nem tartották elsődlegesnek.
Böylece ortopedi merkezi kapatıldı. Çünkü fizik tedavi öncelikli sayılmıyordu.Έτσι το ορθοπεδικό κέντρο έκλεινε επειδή η φυσική αποκατάσταση δεν θεωρείτο προτεραιότητα.
Böylece ortopedi merkezi kapatıldı. Çünkü fizik tedavi öncelikli sayılmıyordu.И така ортопедичният център бе затворен понеже физическата рехабилитация не се считаше за приоритет.
Bu 1 milyon TL de önceliksiz tahvilleri satın almış olan kişilere ödenecek.I ten $1 milion pójdzie na rzecz długu podporządkowanego.
Bu 1 milyon TL de önceliksiz tahvilleri satın almış olan kişilere ödenecek.Takže dostanou zpět 50% svých peněz.
Bu 1 milyon TL de önceliksiz tahvilleri satın almış olan kişilere ödenecek.彼らは、彼らの50%だけ返却されます。
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...För att kunna förstå dessa motiv måste vi först ta oss en titt på historien.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Hogy megértsük ezeket a motivációkat, először vessünk egy pillantást a történelemre.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Om deze motieven te begrijpen, moeten we eerst naar de geschiedenis kijken
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Para entender estos motivos primero hay que echar un vistazo a la historia.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Para podermos entender estes motivos temos que dar uma olhada na história.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Pentru a înţelege aceste motive în primul rând trebuie să ne uitâm in istorie.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Per capire ciò che c'è dietro tutto questo... ...dobbiamo prima dare uno sguardo alla storia.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Pro pochopení těchto motivů se nejprve musíme podívat do historie.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Um deren Motive zu verstehen müssen wir zuerst einen Blick auf die Geschichte werfen.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Voidaksemme ymmärtää nämä motiivit meidän pitää ensiksi katsoa historiaan.
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...Żeby je zrozumieć, musimy spojrzeć w przeszłość
Bu amaçları anlamak için öncelikle tarihe bir göz atmamız gerekiyor...أولاً يجب أن نلقي نظرة على التاريخ
Bu bana üç şey ifade ediyor. Öncelikle bir yamyam olmayın.Oznacza to, że po pierwsze, nie warto zostawać kanibalem.
Bu bir elipsmiş öyleyse hani bunu grafiğe dökelim. Öncelikle merkez çizmeye başlamak için güzel bir yer.Quindi prima di tutto, in realtà un buon punto di partenza, dove stara' il centro di questa ellisse?

İlgili Sayfalar