öncel ile cümle
öncel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kosor da hükümetinin müzakereleri bu yıl tamamlamasının bir öncelik olduğunu yineledi.Kosor reiterated that it is a priority of her government to wrap up the talks this year.
İstikrarı korumak önceliğimiz olacak.To preserve stability will be our priority.
Fakat öncelikle, Avrupa Komisyonu'nun ülke için erişim stratejisi hakkında karar vermesi gerekiyor.However, the European Commission must first decide on an access strategy for the country.
Madrid, AB başkanlığı önceliklerini değerlendirdiMadrid discusses its EU presidency priorities
Parlamentoda yeni hükümetin yetkileri çerçevesinde ülkenin temel öncelikleri özetlendi.The country's main priorities were summarised in parliament as part of the new government's mandate.
Öte yandan işsizlikle savaş da bir diğer ekonomik öncelik olarak gündemdeki yerini alıyor.Fighting unemployment remains another economic priority.
Yetkililer, Makedonya'nın AB'ye katılımının "hükümetin başlıca önceliği" olduğunu söylüyorlar.Macedonian integration into the EU is "the government's top priority", authorities say.
Dış politikayı anlamaksa açık farkla üçüncü veya dördüncü öncelik.Understanding foreign policy was a distant third or fourth priority.
Kosova’da pek çok siyasetçi önceliği ekonomiye değil nihai statü meselesine veriyor. [Laura Hasani]Many politicians in the province are focusing on status first, economy second. [Laura Hasani]
Aslında Kosova’da hiçbir konuya bağımsızlıktan daha fazla öncelik verilmiyor.In essence, nothing matters prior to independence.
Halk, 1999’da bağımsızlık konusuna öncelik vermiş olabilir ama bugün durum farklı.If the population may have bought that line in 1999, they will not now.
Clinton'dan BH'li liderlere reformlara öncelik çağrısıClinton urges BiH leaders to give reform push
Makedonya enerji önceliği olarak doğalgaza odaklandıMacedonia focuses on natural gas as energy priority
Haziran 2008'de kurulan Sırp hükümeti, AB'ye bir an önce üye olmayı başlıca önceliği belirledi.The Serbian government, formed in June 2008, set quick admission to the EU as its main priority.
Grantham, Microsoft'un IT dışındaki önceliklerinin eğitim ve sosyal sektör olduğunu söyledi.Grantham said that Microsoft's priorities, besides IT, are education and the social sector.
Yeni Yunan Hükümeti Önceliklerini AçıkladıNew Greek Government Sets Priorities
Kosor, "Ekonomik krizle mücadele hükümetimin önceliğidir." dedi."Tackling the economic crisis is my government's priority," she said.
Belgede, polise Roman kamplarını "öncelikli olarak" hedef alması talimatı veriliyordu.The document instructed police to target Roma camps "with priority".
Bu çocukları, en öncelikli grup olarak görüyorum.I see them as the highest priority group.
Görüşmelerde Almanya'nın AB başkanlığının öncelikleri ve AB anayasası üzerinde duruldu.Talks focused on the priorities of Germany's EU presidency and the EU constitution.
Burns: Arnavutluk, Makedonya ve Hırvatistan için NATO üyeliği başlıca öncelikBurns: NATO membership for Albania, Macedonia, Croatia is key priority
Ancak Türkiye, önceliğinin militanlara silah bıraktırmak olduğunu belirtiyor.Turkey, however, says its priority is to force the militants to lay down their weapons.
Ankete katılan pek çok genç eğitimi öncelikleri arasında saydı. [Arşiv]Many of those polled cited education as one of their priorities. [File]
Ankete katılan gençler işsizlik, konut ve eğitimi öncelikleri arasında saydılar.The young respondents singled out employment, housing and education as their priorities.
Bu öncelikler arasında Brüksel ve Zagrep arasındaki birçok sürüncemeli konu bulunuyor.Among these priorities are several longstanding areas of controversy between Brussels and Zagreb.
General Erhard Buhler: Öncelikle çabalarımıza liderlik eden vizyonu anlatayım.General Erhard Buhler: First of all, let me outline the vision that leads our efforts.
Bazı durumlarda da, yakınlık öncelik olmuyor.And in some cases, proximity isn't the priority.
SETimes: Yeni misyon müdürünün önceliklerinin neler olmasını bekliyorsunuz?SETimes: What do you expect the new mission director's priorities to be?
Harcama öncelikleri arasında sosyal güvenlik ve savunma yer alıyor.Spending priorities include social security and defence.
Durres-Kukes Karayolunun İnşaatı Arnavutluk Hükümeti İçin Öncelik TaşıyorConstruction of Durres-Kukes Road a Priority for the Albanian Government
Başbakan Vojislav Kostunica, sorunun yönetiminin başlıca öncelikleri arasında yer aldığını söyledi.Prime Minister Vojislav Kostunica says the issue is one of the administration's top priorities.
"Biz öncelikle insanlarımıza inanıyoruz."We primarily have faith in our people.
İngiltere bu saldırılarda "yüksek öncelikli" bir hedef olarak gösteriliyor.Britain is characterised as "high priority" target.
1952 yılında İstanbul'da sanayici bir ailede doğan Pamuk, önceleri ressam olmak istedi.Born in Istanbul in 1952 to a family of industrialists, Pamuk first wanted to become a painter.
Tabii ki temiz faturalar ve kontrol önceliktir." dedi.Of course, clear bills and control are a priority," Lekic told SETimes.
UNDP Kosova şefi Christina Roth, projenin gençlere öncelik vereceğini söyledi.The project will give priority to young people, said the UNDP's Kosovo chief, Christina Roth.
Makedon başbakan adayı, ekonomi ve yolsuzlukla mücadeleyi başlıca öncelikler arasında saydıMacedonian PM-designate cites economy, fighting corruption as top priorities
Eğitim, istihdam, sağlık ve iskan olmak üzere dört öncelikli alan üzerinde yoğunlaşılacak.The focus will be on four priority areas -- education, employment, health, and housing.
Liderler Avrupa kuruluşlarına üyeliğin bölgesel bir öncelik olmayı sürdürdüğünü vurguladı.They reiterated that joining European institutions remains a regional priority.
Bu yüzden de kamu satın alma sisteminde reform yapmak başlıca önceliğimizdir.This is why reforming the public acquisition system is by far our first priority.
Önceliklerin birisi bunları basitleştirmek ve biz de bunu analiz ediyoruz.One of the priorities is to simplify them and we are analysing this.
Ofis öncelikli olarak uygulama çerçevesinin belirlenmesiyle uğraşacak.The office will deal mainly with establishing the framework for implementation.
Sırbistan, Gazprom için Güney Akımı girişiminde bir öncelik. [Getty Images]Serbia is a priority for Gazprom in the South Stream venture. [Getty Images]
Hükümet'in ayrıca, kısa vadeli ekonomik önceliklerine ilişkin olarak ek belgeler sunması bekleniyor.The government is also expected to file additional documents on near-term economic priorities.
Anlaşma, öncelik AB üyeliğine ilişkin projelere verilmek üzere ortak faaliyetleri kapsıyor.The accord covers various joint activities, with priority given to EU integration-related projects.
Bulgaristan: Nabucco AB'nin önceliği olmalıdırNabucco should be a EU priority, Bulgaria says
Kriz nedeniyle, yenilenebilir enerji projeleri öncelik kazanmış durumda.Prompted by the crisis, renewable energy resource projects have become a priority.
Eski Yugoslavya'daki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen mültecilerin dönüşü en oncelikli konu.The return of refugees displaced by the conflict in the former Yugoslavia is a top priority.
Rapor: Tarım BH'de öncelikten fazlası haline geliyorReport: Agriculture becoming more of a priority in BiH
Basescu, önceliğin tek isimli oylamada olduğunu savunuyor.The priority, he maintains, is the uninominal vote.
Avrupa-Atlantik entegrasyonu da başlıca öncelikler arasında yer alıyor.Euro-Atlantic integration is a top priority as well.
Kaynak ve öncelik tahsisiyle ilgili sık sık sorun yaşıyoruz.There is often a problem with allocation of funds and with prioritising.
Öncelikle bunu bilelim," diye özetliyor Sırbistan'ın fikrini.That is the first thing."
Hem DS hem de DSS, AB entegrasyonunu öncelik olarak belirtti.Both the DS and the DSS have cited EU integration as a priority.
Bunun en önemli nedenlerinden biri de Romanya’nın farklı öncelik ve sorunlara sahip olması.In no small part, this is because Romania has different priorities and challenges.
Şimdi ise sürecin bölgesel boyutu öncelik kazanıyor.Now, the regional dimension will take priority.
İngiltere'nin AB Başkanlığının Öncelikler Listesinde Genişleme de VarEnlargement on List of British EU Presidency Priorities
Mustafay da hükümetin "ekonomi diplomasisine" öncelik vereceğini kaydetti.Mustafaj said the government would make "economic diplomacy" a priority.
Kuantum mekaniği ve özel görelilikte gözlem önceliğiPrimacy of observation in quantum mechanics and special relativity
İhraç edilen şarap öncelikle Almanya'da tüketilmiştir.The exported wine was consumed primarily in Germany.