öncel ile cümle

öncel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Gerçekten doğru önceliklere sahip değilsin!You really don't have the right priorities!
Öncelikle sigarayı bırakmalısınız.First, you have to stop smoking.
Siparişinize en büyük önceliği verdik.We have given your order highest priority.
Güvenlik başka her şeyden öncelikli sağlanmalıdır.We must put safety before anything else.
Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time.
Öncelikle onun adını ve adresini bul.First find out her name and address.
Öncelikle yardımınız için size teşekkür etmeliyim.To start with, I must thank you for your help.
Öncelikle, o tembel bir çocuk.In the first place, he's a lazy boy.
Öncelikle erken kalkman gerekiyor.In the first place it's necessary for you to get up early.
Öncelikle, burada olmaya hakkın yok.To begin with, you have no right to be here.
Öncelikle, o tür iş benim için çok zor.To begin with, that kind of work is too tough for me.
Öncelikle, kendinizi tanımalısınız.To begin with, you must know yourself.
Öncelikle,devlet tahvilleri bir bakkal dükkânı çalıştırmak için yeterli değiller.To begin with, the funds are not sufficient for running a grocery store.
Öncelikle, onun niçin öyle düşündüğünü anlamaya çalışacağım.First, I'll try to understand why he thinks so.
Öncelikle bu formu doldurun, lütfen.Please fill out this form first.
Önceleri rock müziği sevmezdim, fakat gittikçe daha çok beğendim.I didn't like rock music at first, but it soon grew on me.
Nereye gideceğim ve ne göreceğim benim öncelikli ilgilerim.Where to go and what to see were my primary concerns.
Sen önceliklerini geriye doğru aldın.You've got your priorities backwards.
Öncelik okul üniformasıydı.The first was the school uniform.
Bu görev bütün diğerlerinin üzerinde bir önceliğe sahiptir.This duty has priority over all others.
Hindistan cevizi sütü almak için öncelikle hindistan cevizini kırarak açmalısın.In order to get the coconut milk, you must first crack the coconut open.
Öncelikle ondan bahsetmeliydiniz.You should have mentioned it at the outset.
Eğer senin fikrin makulsa onlar sana öncelik verecekler.They will give way to you if your opinion is reasonable.
Lütfen bana öncelikle ne yapmam gerektiğini söyle.Please tell me what I should do first.
Benim öncelikli ilgim sizin güvenliğinizdir.My primary concern is your safety.
Önceleri onu sevmezdim fakat şimdi seviyorum.At first I did not like him, but now I do.
Önceleri iş, Tom'a iyi göründü fakat daha sonra iş yorucu oldu.At first the job looked good to Tom, but later it became tiresome.
İtfaiye arabalarının diğer araçlara göre önceliği vardır.Fire engines have priority over other vehicles.
Öncelikle, ne yediğimiz ve ne içtiğimiz hakkında dikkatli olmalıyız.In the first place, we must be careful about what we eat and drink.
Öncelikle, okula geç kalmamalısın.To begin with, you must not be late for school.
Şirketimizin ilk önceliği, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaktır.Our company's first priority is meeting our customers' needs.
Onun tezi bir anlam ifade etmiyor. Öncelikle onun teması belirsiz.His thesis doesn't make sense. To begin with, its theme is obscure.
Öncelikle o tembeldir, diğer taraftan içki içer.For one thing he is lazy, for another he drinks.
Onunla evlenmek isteyen öncelikle onun babasını ikna etmelidir.Whoever wants to marry her must first convince her father.
Önceliğin ne olması gerektiğine karar verememek en büyük sorundur.Not being able to decide what the priority should be is the biggest problem.
Plan öncelik ve aciliyeti düşürmektedir.Being less urgent, this plan is lower in priority.
Öncelikle karar verilmesi gereken şey üzerinde karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on that which needs to be decided, then we split into two teams.
Tazelik bizim önceliğimizdir.Freshness is our top priority.
Müşteri memnuniyeti bizim bir numaralı önceliğimizdir.Customer satisfaction is our number one priority.
Kaynaklarınız sınırlı olduğunda öncelik sıralaması yapmanız gerekir.When your resources are limited, you have to prioritize.
Yüzme öğrenmek için öncelikle suda yürümeyi öğrenmelisin.In order to swim, you have to learn to tread water first.
Öncelikle karar verilmesi gerekenlere karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on what needs to be decided, then we split into two teams.
O önceleri bira içerdi.He used to drink beer.
Öncelikle anlaşmayı imzalamak istiyorlardı.They wanted to sign the agreement first.
Önceleri, Hintliler cana yakındı.At first, the Indians were friendly.
Şimdiki öncelik bu.This takes top priority.
Hayat bir öncelikler sorunudur.Life is a question of priorities.
Öncelikle, mutluluk para ile ilgilidir.Firstly, happiness is related to money.
Tom Boston'da öncelikle Mary ile buluştu.Tom first met Mary in Boston.
Öncelikle, o çok pahalı.First, it's too expensive.
Öncelikle, hiç param yok. ikinci olarak, zamanım yok.For one thing, I don't have any money. For another, I don't have the time.
Öncelikle biraz kek yemek istiyorum.First, I want to eat a little bit of cake.
Bizim önceliklerimizi düz tutalım.Let's keep our priorities straight.
Gelmek istersen, öncelikle ara.If you want to come over, call first.
Öncelikle, Tom'dan özür dilemeni istiyorum.First, I want you to apologize to Tom.
Şu anda benim önceliğim bu.That is my priority at the moment.
Önceliklerini açıklığa kavuştur.Get your priorities straight.
O bizim önceliğimiz.That's our priority.
Bu önceliktir.That's the priority.
Bu bir tercih değil, önceliktir.It's a priority, not a preference.

İlgili Sayfalar