öncülük ile cümle
öncülük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hay'in grup üyeleri sonra kendi öncülük pozisyonlarından istifa etmeye zorunda kaldılar.Niekoľko Perónistických poslancov následne skutočne odstúpilo zo svojich funkcii.
Bizans birlikleri general Tatikios komutasında öncülük yapıyorlardı.Vodi jih oddelek bizantinske vojske pod vodstvom generala Tatikija.
Mekaniğin matematik esaslara dayandırılmasına da öncülük etti.Matematično je tudi obdelal mehanske napetosti.
Ondan sonraki araştırmaları, nükleer enerji üretimi için öncülük oldu.Sprva so domnevali, da je vzrok v pridobivanju jedrske energije.
Almanya bu alandaki gelişmelere öncülük etti.Hadžija na tem področju izpopolnjeval v Nemčiji.
1960'larda Japon tiyatrosuna öncülük yaptı.Leta 603 je uvedel japonski koledar.
Viyana Kongresi’nin (1815) toplanmasına öncülük etti.Dunajski kongres (1815) jo je pripisal Avstriji.
1851 yılında ilk uluslararası satranç turnuvasının düzenlenmesine öncülük etti.1851 m. organizavo pirmą tarptautinį šachmatų turnyrą Londone, kur užėmė 4-ą vietą.
Ben ekoloji ve çocuklara yardım için öncülük ediyorum.Teikiamos slidinėjimo instruktoriaus paslaugos vaikams ir pradedantiesiems.
Bu olay onun, Avrupa'da daha fazla seyahet etmesine öncülük etmiştir.Tolesnis jo gyvenimas – tai nuolatinės kelionės po visą Europą.
Avrupa’nın her yönden gelişmesine ve güçlenmesine öncülük etmiştir.Kõikide Euroopa regioonide rolli täielik tunnustamine ja tugevdamine.
Ben ekoloji ve çocuklara yardım için öncülük ediyorum.Miljööteraapia laste ja noortega.
Dile olan bu yaklaşıma Noam Chomsky öncülük etmiştir.Seda teemat on teaduslikust lähtepunktist uurinud Noam Chomsky.
Bayes olasılık teorisine Fransız matematikçi Pierre-Simon Laplace (1749-1827) öncülük etmiştir.Laplace'i operaator on oma nime saanud prantsuse matemaatiku Pierre-Simon de Laplace'i (1749–1827) järgi.
Hava dolaşımının izlenmesi için balonların kullanılmasına öncülük etti.Ta kasutas esimesena oma lennutrajektoori muutmiseks Veenuse gravitatsioonitõmmet.
Şimdi de Madonna'nın kendi şekerleme dükkânına giden yolda bize öncülük etme zamanı.Ta kujutab samm-sammult ette Giovanni teekonda giljotiini alla.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.(24:9) направляет кротких к правде, и научает кротких путям Своим.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.El face pe cei smeriţi să umble în tot ce este drept. El învaţă pe cei smeriţi calea Sa.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Encaminará a los humildes en la justicia y enseñará a los humildes su camino
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Er leitet die Elenden recht und lehrt die Elenden seinen Weg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Guia os mansos no que é reto, e lhes ensina o seu caminho.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.guida gli umili secondo giustizia, insegna ai poveri le sue vie
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hän johdattaa nöyriä oikein, hän opettaa nöyrille tiensä.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de ödmjuka rätt, han lär de ödmjuka sin väg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de saktmodige i det som rett er, og lærer de saktmodige sin vei.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han vejleder ydmyge i det, som er ret, og lærer de ydmyge sin Vej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hij zal de beste weg die men maar kiezen kan, tonen aan hen die zich in hun afhankelijkheid tot Hem richten.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Igazságban járatja az alázatosokat, és az õ útjára tanítja meg az alázatosokat.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Il conduit les humbles dans la justice, Il enseigne aux humbles sa voie.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Jod. Činí to, aby pokorní chodili v súde, a vyučuje pokorných svojej ceste.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.온유한 자를 공의로 지도하심이여 온유한 자에게 그 도를 가르치시리로다
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền từ cách chánh trực, Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu mì.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền_từ cách chánh trực , Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu_mì .
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Poprowadzi cichych w sądzie, a nauczy pokornych drogi swojej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Působí to, aby tiší chodili v soudu, a vyučuje tiché cestě své.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.TUHAN membimbing orang yang rendah hati, dan mengajar mereka kehendak-Nya
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Vodi krotke, da hodijo po pravici, in krotke uči pot svoj.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Θελει οδηγησει τους πραους εν κρισει και θελει διδαξει τους πραους την οδον αυτου.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ще води кротките с правда. И ще научи кротките на пътя Си.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.ידרך ענוים במשפט וילמד ענוים דרכו׃
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.يدرب الودعاء في الحق ويعلم الودعاء طرقه.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.他 必 按 公 平 引 領 謙 卑 人 、 將 他 的 道 教 訓 他 們
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.他 必 按 公平 引領謙卑人 、 將 他 的 道教 訓 他 們
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.Dat leidde tot een reeks van 'nee', vanuit het boek, als was het munitie.
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.그것은, 기관총처럼 계속되는, 책에 나오는
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.Viedlo to k sérii odkazov vyjadrujúcich nesúhlas, ktoré priam vystrelili z mojej knihy, ako munícia.
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.W rezultacie cała seria "nie"
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.За этим последовала серия "нет" из книги, как снаряды...
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.אבל זה הוביל לסדרה של "לא", שיוצאת מהספר
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.لكن ذلك قاد إلى سلسلة من اللاءات, جاءت من الكتاب
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.弾薬のようでした これに言葉を添えて
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.자, 당연히 나올 질문은, 무엇에 의해 이 변화가 일어납니까?
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.Nasuwa się pytanie, skąd bierze się zmienność w populacji?
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.Nun, die offensichtliche Frage ist: Was führt zu dieser Variation?
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.Otázka samozřejmě zní, co tedy vede k této rozmanitosti?
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.Напрошується очевидне питання, що призводить до генетичної мінливості?
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.לא להעדיף את החברה האלה, כי אין שום הבדל ביניהם. ישנן סיבות רבות לכך; זה בסופו של תהליך יכול להפוך לזן חדש
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.الآن، السؤال البديهي ما يؤدي إلى هذا الاختلاف؟
Asıl soru, "Bu varyasyonun olmasına ne öncülük ediyor?" olacak.ある集団のなかで、何がこれを引き起こすのか。
Bak, seni gücendiren bir yönüm var mı, Öncülük et bana sonsuz yaşam yolunda!(138:24) и зри, не на опасном ли я пути, и направь меня на путь вечный.