Çünkü liderler vardır ve öncülük yapanlar vardır.いわゆるリーダーは 権威や 権力の座にあるだけの人です
Çünkü liderler vardır ve öncülük yapanlar vardır.リーダーというのは
Detroit bölgesinde, aslında -- ve Alfred Hitchcock'un "Psycho"suna öncülük etti.É anterior ao "Psycho" de Alfred Hitchcock.
Detroit bölgesinde, aslında -- ve Alfred Hitchcock'un "Psycho"suna öncülük etti.상영이 되었습니다. 그리고 알프레드 히치콕의 "싸이코"에 앞서 틀어줬습니다.
Detroit bölgesinde, aslında -- ve Alfred Hitchcock'un "Psycho"suna öncülük etti.באזור דטרויט, למעשה -- והוא היה מקדים את הסרט "פסיכו" של היצ'קוק.
Detroit bölgesinde, aslında -- ve Alfred Hitchcock'un "Psycho"suna öncülük etti.في منطقة ديترويت .. في الحقيقة كانت معروضة في فلم " الفرد هيتشكوك " المعقّد نفسيا."
Detroit bölgesinde, aslında -- ve Alfred Hitchcock'un "Psycho"suna öncülük etti.連想させるものを見せたのです。 (笑い)
Doğa Ana'nın önünde öncü olmak gibi bir tarafım var.개척자로서 외경심을 가지고 대자연 앞에 섭니다.
Doğa Ana'nın önünde öncü olmak gibi bir tarafım var.עם הכבוד שרוחש חלוץ לאמא טבע.
Doğa Ana'nın önünde öncü olmak gibi bir tarafım var.مع احترام رائد في مواجهة الطبيعة.
Doğa Ana'nın önünde öncü olmak gibi bir tarafım var.パイオニアでもあるのです 素晴らしい言葉ですね
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.A lo largo de la costa este, vamos a liderar la nación en energía eólica marina.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Ao longo da costa leste: "Vamos liderar a nação em energia eólica 'offshore'."
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Các bang dọc theo các bãi biển phía đông sẽ dẫn đầu trong năng lượng gió ngoài khơi.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.De-a lungul coastei estice, vom fi în frunte cu energie eoliană marină.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Entlang der Ostküste führen wir das Land in der Offshore-Windenergie an.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Langs de oostkust gaan we het land leiden in windparken op zee.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Les États le long de la côte est pourraient devenir leaders de l'éolien offshore.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Lungo la costa orientale, guideranno la nazione nell'energia eolica offshore.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Na wschodnim wybrzeżu mają warunki do elektrowni wiatrowych na morzu.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Podél východního pobřeží, budeme lídři ve větrné energii.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.Вдоль восточного побережья можно специализироваться на прибрежных ветряных станциях.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.По източната крайбрежна линия, ще сме начело по вятърни решения.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.לאורך החוף המזרחי, אנו נוביל את הארץ בתחום הרוח הימית.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.على طول ساحل البحر الشرقي، سنقوم بقيادة البلاد بطاقة الرياح في داخل البحار.
Doğu sahil şeridinde, açık deniz rüzgârı ile ulusa öncülük edeceğiz.洋上風力発電が出来ます ミシガン州は
Dokunma sanatına öncülük etmede seninle çalışmak istiyorum.Je vais vous aider à accomplir votre art du toucher.
Dokunma sanatına öncülük etmede seninle çalışmak istiyorum.Quiero trabajar contigo para forjar el arte del tacto.
Dokunma sanatına öncülük etmede seninle çalışmak istiyorum.Voglio lavorare con te per concepire l'arte del tatto.
Dokunma sanatına öncülük etmede seninle çalışmak istiyorum.Θέλω να συνεργαστούμε και να προωθήσειs την τέχνη τηs αφήs.
Dokunma sanatına öncülük etmede seninle çalışmak istiyorum.Я хочу работать с тобой, чтобы создать искусство прикосновения.
Dokunma sanatında öncü olmak istiyorum.Quiero ser un precusor del arte del tacto.
Dokunma sanatında öncü olmak istiyorum. Sadece körlerin takdir edeceği sanatta.Cette sculpture qui vise l'art du toucher ne peut être faite que par un aveugle.
Dokunma sanatında öncü olmak istiyorum.Sarō un pioniere dell'arte del tatto.
Dokunma sanatında öncü olmak istiyorum.Θέλω να καθιερώσω την τέχνη τηs αφήs.
Dokunma sanatında öncü olmak istiyorum.Я хочу быть родоначальником искусства прикосновения.
"Düzlemler Ülkesi"nin öncülü idi.Edwina Abbotta z 1884 r., pt. "Flatlandia czyli kraina płaszczaków".
"Düzlemler Ülkesi"nin öncülü idi.(번역서명: 이상한 나라의 사각형)
"Düzlemler Ülkesi"nin öncülü idi.של הנובלה מ 1884 של אדווין אבוט, הארץ השטוחה.
"Düzlemler Ülkesi"nin öncülü idi.إدوين إبوت في رواية الأرض المسطحة عام 1884
"Düzlemler Ülkesi"nin öncülü idi.『フラットランド』は三次元に晒された
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.20年くらいこの像を研究してきている
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Ad oggi sta conducendo i lavori archeologici sull'Isola di Pasqua.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Ea este arheologul şef care lucrează azi în Insula Paştelui.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Elle est l'archéologue en chef travaillant sur Île de Pâques aujourd'hui.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Es actualmente la arqueóloga jefe en la Isla de Pascua.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.이스터 섬에 관해 연구하는 탁월한 고고학자입니다.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Ona jest głównym archeologiem pracującym obecnie na Wyspie Wielkanocnej.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Sie ist heute die leitende Archäologin der Osterinsel.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Zij is de voornaamste archeoloog die op Paaseiland werkt.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Она — ведущий археолог, работающий сейчас на острове Пасхи.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.Сега е главен археолог на Великденския остров.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.היא הארכיאולוגית המובילה שעובדת היום באי-הפסחא.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.اليوم، هي عالمة آثار رائدة تعمل بجزيرة إيستر
Eğer birisi öncülük etmez ise, kimse etmez."A meno che qualcuno inizi, nessuno lo farà."
Eğer birisi öncülük etmez ise, kimse etmez."A moins que quelqu'un ne prenne les devants, personne ne le fera.
Eğer birisi öncülük etmez ise, kimse etmez." Bu aksiyomatik.Dacă nu va conduce cineva, nimeni nu o va face."
Eğer birisi öncülük etmez ise, kimse etmez."Jeśli nie znajdzie się ktoś, kto będzie przewodził, to nikt nie będzie".
Eğer birisi öncülük etmez ise, kimse etmez."누군가 이끌지 않는다면, 아무도 하지 않을 것이다."
Eğer birisi öncülük etmez ise, kimse etmez.""quem vai liderar a os negócios e a indústria? "A menos que alguém lidere, ninguém irá."