Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.In Afrika entstanden durch die Teilung von Gondwanaland Proteen.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.In Afrika vormde Gondwana Proteas.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.아프리카에서 곤드와나는 프로테아 꽃이 되었습니다.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Ở châu Phi, Gondwana nhào nặn nên cây Proteas,
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.V Afrike z prapevniny Gondwana vyrástli protey.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.W Afryce, na Gondwanie powstawały srebrnikowate,
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.Στην Αφρική, η Γκοντβάνα έκανε τον Πρωτέα.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.В Африка Гондуана изваяла Протеас.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.В Африке гондвана сформировала протейные растения.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.באפריקה, יצרה גונדוואנה את הפרוטאה.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.فى أفريقيا، الجوندوانا تجسدت فى شكل أشجار الفضة.
Afrika'da, Gondvana'lar protea'lara öncüllük yaptı.太古の大陸が分裂すると 生命は一層豊かになりました
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.(24:9) направляет кротких к правде, и научает кротких путям Своим.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.El face pe cei smeriţi să umble în tot ce este drept. El învaţă pe cei smeriţi calea Sa.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Encaminará a los humildes en la justicia y enseñará a los humildes su camino
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Er leitet die Elenden recht und lehrt die Elenden seinen Weg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Guia os mansos no que é reto, e lhes ensina o seu caminho.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.guida gli umili secondo giustizia, insegna ai poveri le sue vie
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hän johdattaa nöyriä oikein, hän opettaa nöyrille tiensä.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de ödmjuka rätt, han lär de ödmjuka sin väg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de saktmodige i det som rett er, og lærer de saktmodige sin vei.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han vejleder ydmyge i det, som er ret, og lærer de ydmyge sin Vej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hij zal de beste weg die men maar kiezen kan, tonen aan hen die zich in hun afhankelijkheid tot Hem richten.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Igazságban járatja az alázatosokat, és az õ útjára tanítja meg az alázatosokat.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Il conduit les humbles dans la justice, Il enseigne aux humbles sa voie.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Jod. Činí to, aby pokorní chodili v súde, a vyučuje pokorných svojej ceste.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.온유한 자를 공의로 지도하심이여 온유한 자에게 그 도를 가르치시리로다
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền từ cách chánh trực, Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu mì.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền_từ cách chánh trực , Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu_mì .
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Poprowadzi cichych w sądzie, a nauczy pokornych drogi swojej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Působí to, aby tiší chodili v soudu, a vyučuje tiché cestě své.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.TUHAN membimbing orang yang rendah hati, dan mengajar mereka kehendak-Nya
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Vodi krotke, da hodijo po pravici, in krotke uči pot svoj.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Θελει οδηγησει τους πραους εν κρισει και θελει διδαξει τους πραους την οδον αυτου.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ще води кротките с правда. И ще научи кротките на пътя Си.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.ידרך ענוים במשפט וילמד ענוים דרכו׃
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.يدرب الودعاء في الحق ويعلم الودعاء طرقه.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.他 必 按 公 平 引 領 謙 卑 人 、 將 他 的 道 教 訓 他 們
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.他 必 按 公平 引領謙卑人 、 將 他 的 道教 訓 他 們
Alexa Internet sitesi öncü oldu.인터넷 저장소에 기증하면서 시작되었습니다.
Alexa Internet sitesi öncü oldu.שתורמת את האוסף הזה לארכיון הרשת.
Alexa Internet sitesi öncü oldu.الذي تبرع بالمجموعة لأرشيف الشبكة
Alexa Internet sitesi öncü oldu.この11年で大きくなってきて 素晴らしい資料となっています
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.Dat leidde tot een reeks van 'nee', vanuit het boek, als was het munitie.
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.그것은, 기관총처럼 계속되는, 책에 나오는
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.Viedlo to k sérii odkazov vyjadrujúcich nesúhlas, ktoré priam vystrelili z mojej knihy, ako munícia.
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.W rezultacie cała seria "nie"
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.За этим последовала серия "нет" из книги, как снаряды...
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.אבל זה הוביל לסדרה של "לא", שיוצאת מהספר
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.لكن ذلك قاد إلى سلسلة من اللاءات, جاءت من الكتاب
Ama bu, kitaptan çıkan bir 'hayır' serisine öncülük etti.弾薬のようでした これに言葉を添えて
Ama sakinleştiğimde, birden farkettim ki... ...hiç de deli değilsin. Yepyeni bir türün öncü sanatçısısın.Mais je me suis ressaisie, j'ai compris que vous n'étiez pas un fou mais bien un artiste unique en son genre.
Aristo ve öncü bakteri savaşçıları gibi şeyler okurken diğer çocukların çoğu şu şarkıyı dinliyordu:Arisztotelészt és a gének üzenetét, amíg a többi gyerek azt hallgatta, hogy
Aristo ve öncü bakteri savaşçıları gibi şeyler okurken diğer çocukların çoğu şu şarkıyı dinliyordu:아리스토텔레스와 초기 세균 전투사들에 대해 읽어주었는데 그때는 많은 다른 아이들이
Aristo ve öncü bakteri savaşçıları gibi şeyler okurken diğer çocukların çoğu şu şarkıyı dinliyordu:אודות אריסטו וחידושים בתחום המלחמה בחיידקים כאשר ילדים רבים אחרים שמעו
Aristo ve öncü bakteri savaşçıları gibi şeyler okurken diğer çocukların çoğu şu şarkıyı dinliyordu:عن أرسطو ومقاتلوا الجراثيم الرواد عندما كان العديد من الأطفال يسمعون أغنية
Aristo ve öncü bakteri savaşçıları gibi şeyler okurken diğer çocukların çoğu şu şarkıyı dinliyordu:「病原菌と闘う人々」でした 他の子供たちが聞いていたのは 「バスの車輪がくーるくる」だったのに
Aşağıda yer alan tüm veriler, öncüller hakkındaki INCB raporundan alınmıştır (INCB, 2007b).Kaikki jäljempänä esitettävät tiedot ovat peräisin INCB:n lähtöaineita koskevasta raportista (INCB, 2007b).
Aşağıda yer alan tüm veriler, öncüller hakkındaki INCB raporundan alınmıştır (INCB, 2007b).Metamfetamin ze zprávy INCB o prekurzorech (INCB, 2007b).
Aşağıda yer alan tüm veriler, öncüller hakkındaki INCB raporundan alınmıştır (INCB, 2007b).Wszystkie dane przedstawione poniżej pochodzą z raportu INCB na temat prekursorów (INCB, 2007b).