Hava dolaşımının izlenmesi için balonların kullanılmasına öncülük etti.そこで彼は大気の研究のために観測用風船の飛揚を組織した。
Bu yaklaşımın öncülerinden Bertalanffy (Bertalanffy L., von.このアプローチ法の先頭を切った人物の1人が、ベルタランフィ(Bertalanffy L., von. 1901年-1972年)であった。
Pocket PC platformunun öncüsü idi.Pocket PC用のプログラム。
Jenny Geddes öncülüğünde başlayan direniş National Covenanta evrilecektir.EVEリンク ファーストエイドを使用した時にEVEゲージも回復するようになる。
Glenn Luther Martin (17 Ocak 1886 – 5 Aralık 1955), Amerikalı havacılık öncüsü idi.グレン・ルーサー・マーティン(Glenn Luther Martin、1886年1月17日 - 1955年12月5日)はアメリカ合衆国の航空技術者。
Örgüt kademeli olarak Nepalli Maoist direnişçilerin öncü kuruluşu oldu.前身はネパール共産党毛沢東主義派。
Bunun üzerine filodaki gemilere öncü gemileri izleme emri verdi.Mr.ゾーンに追跡船製造を命じた。
Rönesans hareketinin öncülerinden.先発ローテーションの一角。
4 Mart şafağında Kral Théoden, Miğfer Dibi'ndeki karşı hücuma öncülük etti.3月4日、明け方に、アラゴルンはセオデン王と共に絶望的な突撃を試みる。
Öncü parti Özel ^ Yrd.^ 前身は特別委員会。
N-bağlı oligosakkaritlerde, hedef proteindeki asparajine önce 14 şekerli bir öncül (prekürsör) eklenir.N-結合型タンパク質糖鎖において、14糖鎖の前駆体は標的タンパク質のポリペプチド鎖のアスパラギンへ付加される。
Romantizmin Alman şiirindeki öncüsü ise Heinrich Heine'dir.ドイツ・ロマン派の詩人ハインリヒ・ハイネの詩による。
Bu kitabın temel öncülü ise; bireysel özgürlükleri(özellikle kadınlar) artırmada gerekli sosyal reformlardır.Crisis in the Population Questionでは、個人(特に女性)の自由のためにどんな社会改革が必要かを説いている。
Söz eylem kuramının öncü dil filozofu olarak Ludwig Wittgenstein kabul edilebilir.言語論的転回を始めたひとりとして、ルートヴィヒ・ウィトゲンシュタインが挙げられる。
SANA, kendisini Suriye'deki "en öncü haber sitelerinden" birisi olarak görmektedir.原作者の志賀直哉が見て絶賛したという逸話は有名である。
Öncülüğünü Real World Records yapmıştır.発売元は、Imperial Records。
Litvayna Milli Uyanış hareketinin öncülerindendir.チャドは後発開発途上国の一つである。
On gemiden oluşan bir öncü kuvvet çıkararak Kartaca Filosu'nun peşine düştü.レグルスは直ちに艦隊主力に前衛部隊に追従するように命じ、前衛部隊10隻をカルタゴ艦隊に向かわせた。
Böylece yola çıkanlar kendilerini öncü olarak görmelidir.故に、今も筑前に於いて子孫を見る。
Türk edebiyatı'nda 1990'larda yerini alan kadın edebiyatının öncülerindendir.1990年代の韓国文壇を代表する女性作家。
Bu anlatımın öncüsü Ludwig van Beethoven olarak kabul edilir.名前の由来はルートヴィヒ・ヴァン・ベートーヴェン(Ludwig van Beethoven)とされている。
Öncü görevinde bulunacak ilk iniş araçlarının 2009’da ya da 2011’de fırlatılması planlanmıştır.2009年に「キャプテン・アメリカ/ザ・ファースト・アベンジャー」の車両デザインを手がける。
(Bu tez, satrancın programlanması alanına öncülük etmiştir.)(発売タイトルはスペースの都合上割愛)主にゲームソフト。
Öncü Gençlik.初々しい少年。
Bu amaçlara ulaşmak için ekonomi devlet kararları öncülüğünde yönlendirilmektedir.これらの目的を達するために教育は国家の管掌事項となった。
Garage müziğinin öncülerindendir.音楽ゲームの先駆け。
Volvo'nun lüks sınıf otomobili olmakla birlikte Volvo'nun amiral gemisi (öncüsü) niteliğindedir.キーロフ級原子力巡洋艦「ヴェルニ」の提督として艦を率いる。
Bu, System 7-nin ardılı ve Mac OS 9-un öncülüdür.最大のアップグレードはMac OS 9.1まで。
Derhal öncü Roma gemilerine saldıran Kartaca Donanması, bunlardan dokuzunu batırmayı başarmıştır.カルタゴ艦隊は先手をとってローマ前衛戦隊に向かい、9隻を撃沈した。
Bölgeye insani yardım yapılmasına öncülük etti.この地域で経済助成ため、この計画が導入された。
Gerçekten, O Dağlarında bir tırmanış öncüsüydü.諭鶴羽山地を縦断する県道の一つである。
Ben ekoloji ve çocuklara yardım için öncülük ediyorum.少子・高齢化社会に向けた支援策を拡大する。
Önde piyadelerden oluşan bir Öncü Kolu vardi.前衛部隊の軽空母から攻撃隊が発進した。
Yine Yaşar Üniversitesi'nin kurulmasına öncülük etmiştir.また、新教育協会を設立した。
1950'lerin sonundan 1960'ların sonuna kadar Britanya televizyon dramasında öncü bir rol oynamıştır.1960年代半ばから1980年代前半まで、大映テレビドラマの大黒柱として活躍。
Warren Hastings'le beraber Britanya Hindistanı'nın yaratılmasının öncü figürlerindendir.他与沃伦·黑斯廷斯一样,都是英属印度殖民地建立过程中的早期关键人物。
Bugün o uzay yolculuğu öncüsü olarak kabul edilir.今天,他被认为是一位太空航行方面的先驱。
İçimi tazeler, Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.祂使我的灵魂甦醒, 为自己的名引导我走义路。
Atom saati icadının öncülüğüyle bu mevcut zamanın ölçümde en güvenilir kaynak oldu .在原子鐘發明之前,這是校準時間最可靠的來源。
İdamı sırasında 49 yaşında olan Edith Cavell, Belçika'da modern hemşireliğin öncüsü olarak dikkat çekicidir.当艾迪丝·卡维尔在49岁被杀害时,就已是比利时著名的现代护理先驱了。
Birçok bakımdan Romantik şiirin öncüleri arasında yer alır.在许多方面,他是浪漫主义诗歌的先行者之一。
Öncü görsel efekt şirketi Iloura film için 1500'den fazla efekt geliştirdi.視覺特效公司为影片製作了1500多個特效鏡頭。
Böylece yola çıkanlar kendilerini öncü olarak görmelidir.他率先提出了視覺系這個名詞,故被認為是視覺系風潮中的先驅。
Viyana'da yapılmış sosyal konutların öncüsü.这是越南研发的首款社交游戏。
Öncül devirde büyük askeri başarılar ve büyük ekonomik bozukluklar görüldü.先前的时代能看到极大的战争上的胜利,以及极大的经济上的失败。
Altıncı öncül üretim 27 Nisan 2016 tarihinde ilk uçuşunu yaptı.2016年4月27日,第六架原型機首次試飛。
Otto Hahn'ın radyoaktivite ve radyokimyaya öncülük ettiği düşünülmektedir.奥托·哈恩為放射及放射化学領域的先驅,並發現核裂变。
Anayasanın öncülü 1918 Sovyet Rusya Anayasası'dır.该宪法模仿了1918年苏俄宪法和1923年苏联宪法。
Wiener Gruppe (Viyana Grubu)'un destekçisi ve öncülerinden biri oldu.晉襄公派中軍帥先且居(先軫之子)前往抵禦。
David, büyük ağabeyi ve öncülü IV. İoannis'in hükümdarlığında önemli bir rol oynamıştır.大衛在其長兄兼前任皇帝约翰四世治帝國時扮演着一個重要的角色。
VTVL SSTO alanındaki öncü Philip Bono Douglas’ ta çalıştı.帝力的宗座署理卡洛斯·菲利普·西门内斯·贝洛出席了仪式。
Sınıfının Öncüsü.University)的前身。
Kepler sonsuz küçükler matematiksel uygulamalarının öncülerinden biriydi, süreklilik kanununa bkz.开普勒是将无限小应用到数学的先驱,请参考连续性定律。
Fransa'nın havacılığının öncülerinden biridir.法国航空 (AirFrance)的创始人之一。
Annesi ve kardeşleri ile birlikte Hacı Ömer Sabancı Vakfı'nın kurulmasına öncülük etti.她和姊姊共同創立姊妹社後擔任代表。
Depremden önce büyük sayıda öncü deprem ve depremden sonra yüzlerce artçı deprem meydana geldi.该地震的主震之前几天有前震。
Senfonik metalin kökleri öncül gotik metale, power metale ve klasik batı müziğine dayanmaktadır.交響金屬的音樂基礎是早期的哥德金屬、力量金屬和古典音樂。
Hiçbir özelliği daha temel ya da öncü görmüyorlar.以前是沒有主角、配角的分別的。
Öncü kuvvetler, 6 Ağustos gecesi saat 22:00 ‘da ileri harekata başlayacaklardır.8月12日,三立都會台22:00首播。
Siyah İnci çocuk edebiyatının bir öncüsü haline gelmiştir.《黑神駒》為兒童文學先驅之一 。