Ana içeriğe geç
Sözlük

ön ile cümle

ön kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Orada onunla benim ilk temasımı sağladım.I made my first contact with him there.
Onu ona anlatacağım.I'll tell him that.
Onu çok kolay almayacaksın.You won't get it so easily.
Onu böyle rahatsız etmeye devam edersen, o, keyfini kaybedecek.If you persist in bothering her like that, she'll lose her temper.
Ona geldiğimizde biz bu sorunla yüzleşeceğiz.We'll face that problem when we come to it.
Sanırım onu söyleyebilirsiniz.I suppose you could say that.
Ve ona neyin neden olduğunu bildiğime eminim.And I'm sure I know what caused it.
Onu yapmamak elimde değildir.I can't help doing that.
Onu yapmamız gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should do that.
Bu onun İki katına mal olurdu.It would cost twice as much as that.
Onu yapmaktan bir şey kazanmayacaksın.You will gain nothing from doing that.
Sanırım onunla ilgili biraz konuşma vardı.I guess there was some talk of that.
Sanırım onunla ilgili biraz konuşuldu.I guess there was some talk of that.
Onun o sözlerle kastettiği şey sonunda kafama dank etti.What he meant by those words finally dawned on me.
Onun sinirlenme nedeni odur.That is why he got angry.
Sınıftaki bütün öğrencilerin onunla aynı fikirde olmasının sebebi budur.That is why all the students in the class agreed with him.
Onlara katılmamasının nedeni odur.That is why she didn't join them.
Sen ona bağırıyordun ve ben bundan hoşlanmıyorum.You were shouting at her and I don't like that.
Yalnızca on dakika daha bekleyemez misin?Can't you wait just ten more minutes?
Kyoto'yu ziyaret etmeni şiddetle öneriyorum.I strongly suggest you visit Kyoto.
Her halükarda onu yapacağım.I will do it by all means.
Ne olursa olsun onu yapacağım.I will do it by all means.
Onu mutlaka dene.Try it by all means.
Her ne şekilde olursa olsun onu yap.Do it by all means.
Satıcı onun nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use it.
Onlar onu sadece onun büyük heyecanı için yapıyor.They do it just for the thrill of it.
Üzgünüm, ama onlar stokta yok.I'm sorry, but they're out of stock.
Kusura bakmayın ama ona bu haberi yüz yüze söylemek istiyorum.Sorry, but I want to tell him this news face to face.
Affedersiniz, onu tekrarlar mısınız?Excuse me, would you mind repeating that?
Bay Smith onun bir tanıdığı.Mr Smith is an acquaintance of hers.
Sözcü raporun doğru olduğunu onayladı.The spokesman confirmed that the report was true.
Onu heceler misin, lütfen?Could you spell it, please?
Her şeyi göz önüne alırsak, o suçlu olamaz.Taking everything into consideration, he can't be the criminal.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, onlara bir şans daha verilmeli.Taking everything into consideration, they ought to be given another chance.
Her şey onun cevabına bağlı.Everything depends on her answer.
Bütün işaretler onun daha iyiye gittiği yönünde.All the signs are that she is getting better.
Bütün ünlü beyzbol oyuncularından o bir deha olarak öne çıkıyor.Of all the famous baseball players, he stands out as a genius.
Onun hepsi Montgomery'de, Alabama'da 1 Aralık 1955 'te başladı.It all started in Montgomery, Alabama, on December 1, 1955.
Hukuk önünde herkes eşittir.Everybody is equal before the law.
Allah önünde bütün insanlar eşittir.All men are equal before God.
Tüm kanıtlar onun suçlu olduğunu gösteriyor.All the evidence points to his guilt.
Her vatandaşın onlara yardım etmesi gerekir.Every citizen ought to help them.
Her şeyi göz önüne alarak o arabayı satın aldı.Taking everything into consideration, he bought the car.
İspanyolca onun ana dilidir.Spanish is her native language.
İspanyolca onun ana dili.Spanish is her native language.
Sfenks onun etrafında yürümeye başladı.The Sphinx began to walk around him.
Daha önce size anlattığım gibi, bu da işinizin bir parçası.This is also part of your work, as I told you before.
Önemli miktarda zaman ve emek harcanmış durumda.A considerable amount of time and effort have been spent already.
Steve önümüzdeki hafta Nancy ile evlenecek.Steve will get married to Nancy next week.
Yıllar önce bu ilke yaygın olarak tanınmıştır.Years ago this principle was widely recognized.
Onun hakkında düşünüyorum.I've been thinking about it.
Uzun, uzun zaman önce sen beni bu yolda burada yalnız dururken bıraktın.You left me standing alone here on this road a long, long time ago.
Derhal gelmesi için ona telefon ettim.I telephoned him to come at once.
Derhal ona yazacağım.I will write to him at once.
Sadece onu hızlandırmaya çalışın.Just try to wing it.
Ben senin onun üzerinden yakında geçeceğine inanırım.I believe you'll get over it soon.
Onu mutlaka görürsün.You can not miss it.
Yakında ondan hoşlanırsın.You will soon get to like her.
Derhal ona yaz.Write to him right away.
Ona derhal yazın.Write to him right away.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod