Ana içeriğe geç
Sözlük

ön ile cümle

ön kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ondan kurtulmak istiyorum.I want to get rid of it.
Başım hakkı için onun adını hatırlayamadım.For the life of me, I couldn't remember his name.
Onu söylediğim şeye inandıramadım.I could never make him believe what I said.
Nasıl oldu da ona inandın?How did you come to believe that?
Nasıl oldu da onu duydun?How did you come to hear of it?
Onun gibi aptalca bir şeyi sana yaptıran nedir?What made you do a silly thing like that?
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
Onu kız kardeşinden uzaklaştıran ne?What has estranged him from his sister?
Lütfen onunla nasıl temas edebileceğimi söyle.Please tell me how I can get in touch with him.
Onu gizli tutun lütfen.Keep it secret, please.
Lütfen beni onunla tanıştır.Please introduce me to her.
Lütfen onu daha basit kelimelerle söyler misiniz?Will you please put that in simpler words?
Onun nasıl çalıştığını bana göster.Show me how it works.
Ben kapıyı kapar kapamaz biri onu çalmaya başladı.I had no sooner closed the door than somebody started knocking on it.
Kapıyı açtığımda onu uyurken buldum.When I opened the door, I found him asleep.
Ondan önce kapı kapalı kaldı.The door remained closed before her.
Sen sadece kapının önünde durmak zorundasın. O kendi kendine açılacak.You have only to stand in front of the door. It will open by itself.
Kapı açık. Gideceğim ve onu kapatacağım.The door is open. I'll go and shut it.
TV izlemeden önce ödevinizi yapacaksınız.You're to do your homework before you watch TV.
TV izlemeden önce ev ödevini yap.Do your homework before you watch TV.
Televizyon izlemeden önce ödevini yap.Do your homework before you watch TV.
TV açık bırakıp yatmaya gitmesi onun dikkatsizliği.It was careless of him to go to bed with the TV on.
Televizyon şiddet gösteriyor, her şeyden önce daha genç insanları etkiler.Television shows violence, which influences, above all, younger people.
Televizyonun onun için büyük bir cazibesi vardır.Television has a great appeal for him.
TV günlük yaşamda önemli bir rol oynar.TV plays an important part in everyday life.
Televizyon bilgi sağlamak için çok önemli bir araçtır.Television is a very important medium through which to provide information.
Televizyon bilgi vermek için çok önemli bir araçtır.Television is a very important medium for giving information.
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Terry onu görmeden önce sigaranı söndürsen iyi olur.You'd better put your cigarette out before Terry sees it.
Gerçi onun büyük bir sorunu var.She has a big problem, though.
Öyleyse onun hakkında ona yarın soracağım.I will ask him about it tomorrow, then.
Onu Pazartesi öğleden sonra yapalım.Let's make it Monday afternoon.
Onun yerine kredi karımla ödemek istiyorum.I'd like to pay with my credit card instead.
Tenis oynamak onun hobisidir.Playing tennis is his hobby.
Teniste kimse onunla maç yapamaz.No one can match him at tennis.
Ted onu uzun bir süre bekledi.Ted waited for her for a long time.
Ondan kaçınabilirsem herhangi bir ilaç almayı tercih etmiyorum.I'd rather not take any medicine if I can avoid it.
Onu açıklamak için sana meydan okuyorum.I defy you to make it public.
Mümkün olduğunca çok sayıda işçiyi bir araya getirmek önemlidir.It's important to unite as many workers as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temasa geçeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temas edeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu tamir etmesi için birini gönderir misin?Will you send someone to fix it as soon as possible?
Mümkün olduğunca kısa sürede onu yaptır.Get it done as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu bana getirmeni istiyorum.I want you to return it to me as soon as possible.
Onu elimden geldiği kadar çabuk bitireceğim.I'll finish it as quickly as I can.
Elinden geldiği kadar onu baharatlı yap.Make it as spicy as you can.
Sofra adabını bilmiyorsam gerçekten önemli değil.If I don't know the table manners, it doesn't really matter.
Onu masanın üstünde bırakmış olabilirim.I might have left it on the table.
Tim'in eşi ona onu Paris'e götürmesi için israr etti.Tim's wife insisted on his taking her to Paris.
Tim'i bulamıyorum, o önceden gitti mi?I can't find Tim. Has he gone already?
Dick ona senet hazırladı.Dick drew up to her.
Dick onun planını kabul etmem için beni zorladı.Dick forced me to agree with his plan.
Öldüğünde Dick on yaşında idi.Dick was ten years old when he died.
Dick on yaşında öldü.Dick died at ten years of age.
Önemsiz şeylerle vakit harcama.Don't waste time on trifles.
Önemsiz şeyler hakkında onunla tartışmayacak kadar akıllıyım.I know better than to quarrel with her about trifles.
Küçük şeylerle onu rahatsız etmeyin.Don't trouble him with trifles.
Az önce babanla karşılaştım.I met your father just now.
Son zamanlara kadar onun hakkında bir şey bilmiyordum.I didn't know about that until quite recently.
Az önce buraya geldim.I arrived here just now.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod