Ana içeriğe geç
Sözlük

ön ile cümle

ön kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun yerini alır mısın, Leo?Can you take his place, Leo?
Yarıştan önce koşucular ısınmak zorundadır.Before the race, the runners have to warm up.
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Lucy çocuğa yakınlaştı ve elini onun kafasına koydu.Lucy came closer to the boy and laid her hand on his head.
Lucy'nin annesi, ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.Lucy's mother told her to take care of her younger sister.
Lucy ve köpeğini ezen onun arabasıydı.It was his car that ran over Lucy and her dog.
Lucy üç gün önce beni görmeye geldi.Lucy came to see me three days ago.
Lucy beni terkedinceye kadar onu ne kadar çok sevdiğimi farketmedim.It was not until Lucy left me that I realized how much I loved her.
Linda on altı yaşındaydı fakat yirmi olarak kabul edilmesi için sorun yoktu.Linda is sixteen, but had no trouble passing for twenty.
Linda'nın kocası ona karşı ikili oynuyordu.Linda's husband was two-timing her.
Oldukça güzel olduğu için diğer kızlar onu kıskanıyorlar.The other girls are jealous of Lily because she is extremely pretty.
Onu bir kurdele ile bağlar mısın?Could you tie it with a ribbon?
Onun adı listede yoktu.Her name wasn't on the list.
Onun adını listeye ekledim.I added his name to the list.
Daha makul bir öneri Emmet'in teorisi ile ilgili Leech'in sunduğudur.A more plausible proposal is the one Leech presented in conjunction with Emmet's theory.
Raffle's'da yemek yemek istiyorsan, haftalar önceden rezerve ettirmelisin.If you want to eat at Raffle's, you must reserve weeks ahead.
Ona radyomu tamir ettirdim.I had my radio repaired by him.
Radyoda onun konferansını dinledik.We listened to his lecture on the radio.
Radyo önümüzdeki deprem hakkında bizi uyardı ve eşyalarımızı toplamaya başladık.The radio warned us of the coming earthquake and we started gathering our things.
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Ben çakmağı burada bir yere koydum ve şimdi onu bulamıyorum.I put my lighter down somewhere and now I can't find it.
Tamam, önerinizi kabul edeceğim.All right. I'll accept your offer.
Bir şey oldukça etkileyici değilse,onu hatırlamam.Unless it's something fairly impressive, I won't remember it.
Dikkatlice dinleyin, yoksa onun söylediklerini kaçıracaksın.Listen carefully, or you'll miss what he says.
Onun adı sık sık hatırımdan çıkıyor.Her name often escapes me.
Onun adı çoğu kez aklıma gelmiyor.Her name often escapes me.
Ben sık sık onu görürüm.I often see him.
Kullanmadan önce çalkalayın.Shake before using.
Onun üstünde uyuyacağım.I'll sleep on it.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Böyle bir şeyi ona söylemeye nasıl cesaret edersin.How dare you say such a thing to her!
Avrupa'ya gitmeden önce seni görmek istiyorum.I'd like to see you before I leave for Europe.
Kitabı bana vermesi için sonunda onu ikna ettim.I finally talked her into lending me the book.
İyi arkadaşlar seçmek bizim için önemli.It is important for us to choose good friends.
Ben iyi bir iş bulmadan önce iki yıl geçti.Two years went by before I could find a good job.
Yumi onu bir günde bitiremez.Yumi can't finish it in a day.
Yumi'nin onu bir günde bitirmesi imkansız.It is impossible for Yumi to finish it in a day.
Onun babası dün akşam hastanede vefat etti.His father passed away last night in the hospital.
Bayan Young onu habersizce ziyaret etmeme aldırış etmedi.Mrs. Young didn't mind my dropping in on her unexpectedly.
Onu yapmanın birçok yolu var.There are a lot of ways of doing it.
Onu nasıl yapacağımı bana göster, lütfen.Show me how to do it, please.
Onun nasıl yapılacağını bana gösterin, lütfen.Show me how to do it, please.
Onlar seni almadan önce sen onları al!Get 'em before they get you!
Ona yapmamasını söylememe rağmen o düşüncesine yapışmış.He stuck to his opinion though I told him not to.
Onu yapmayın! İlaç deposunda bir bilgisayar var.Don't do that!!! There's a computer at the drug store.
Onu yapmamanı sana tekrar tekrar söyledim.I've told you over and over again not to do that.
Sanırım buradaki Tay yiyeceklerine baharat katılır bu yüzden Japonlar ondan hoşlanacaklar.I think the Thai food at this place is seasoned so Japanese will like it.
Yetenek farkını onlara gösterdim.I showed them the difference of ability.
Her şeye rağmen onu becerdin.You managed it after all.
Her şeye rağmen onu başardın.You managed it after all.
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Sonunda James Bond bir aktör olarak onu yaptı.At last, James Bond made it as an actor.
Onu denediğimde, kolay buldum.I found it easy when I gave it a try.
Onunla iletişim kurmayı imkansız buldum.I found it impossible to get in contact with him.
Vakti geldiğinde onun masumiyeti ispat edilecektir.In due time, his innocence will be proved.
Çok geçmeden ona yetiştim.It was not long before I caught up with him.
Tom onu sevmek için zamanında geldi.In time, Tom came to love her.
Artık ona inanmıyorum.I don't believe him any longer.
Ona artık güvenmiyorum.I don't trust him any longer.
Berbat bir çığlık sesi onu ürpertti.The sound of an awful scream made him shudder.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod