Biz onun gençliğini hesaba katmalıyız.We must take his youth into account.
Biz onun gençliğini göz önüne almalıyız.We must take his youth into account.
Onun borcunun ödenmesini istedik.We asked for the payment of his debt.
Biz savaşı önceden gördük.We foresaw the war.
Yazım hatalarına karşı önlem almalıyız.We must guard against mistakes in spelling.
Bazı konularda onlardan farklıyız.We differ from them in some respects.
Onun nerede olduğunu bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Onun bulunduğu yeri bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Biz samimi olmanın önemini vurgularız.We lay emphasis on the importance of being sincere.
Ona karşı duygularımız karışık.Our feelings towards him are mixed.
Biz başkalarından şüphe ettikçe, onlar bizden daha çok şüphe edecektir.If we suspect others, others will suspect us just as much.
Ona ödünç para verecek kadar aptal değilim.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar akıllıyım.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar mantıklıyım.I know better than to lend him money.
Ben önümüzdeki hafta Avrupa'ya gidiyorum.I'm going to Europe next week.
Gelecek ay on altı yaşında olacağım.I'll be sixteen years old next month.
Akşam yemeğinden önce ev ödevimi bitirmeliyim.I must finish my homework before dinner.
Her ay on dolar biriktirdim.I put away 10 dollars each month.
Genellikle saat onda yatarım.I usually go to bed at ten.
Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.I tried to warn her, but she wouldn't listen.
Ondan sabırsızlıkla haber bekliyorum.I'm looking forward to hearing from her.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Onun nasihatını dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken his advice.
Onu, hataları yüzünden daha az sevmiyorum.I do not love him the less for his faults.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.I didn't want his help, but I had to accept it.
Hatasıyla ilgili onu ikna edemedim.I could not convince him of his mistake.
Onunla temas kuramadım.I couldn't get in touch with him.
Onu kaçtığını gördüm.I saw him run away.
Tamamen ona karşıyım.I am completely against it.
Ben onu ilk başta tanıyamadım.I couldn't recognize him at first.
Toplantıyı önümüzdeki pazara kadar ertelemeye karar verdik.We decided to put off the meeting until next Sunday.
Onun önerisini kabul etmek zorunda kaldım.I was forced to accept her proposal.
Onun aleyhinde söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to say against it.
Konuyu ciddi olarak göz önünde bulundurmadım.I didn't consider the subject seriously.
Ben onun hakkında oldukça mutsuzum.I am quite unhappy about it.
Onu yapmak istemedim.I didn't mean to do that.
Ben Mesih değilim ama O'nun öncüsü olarak gönderildim.I am not the Christ but I am sent ahead of him.
Onları partiye davet ettim.I invited them to the party.
Onun ismi tamamen aklımdan çıkmış.His name has completely gone out of my mind.
Onun söylediği beni gerçekten incitti.What he said really hurt me.
Onun teklifini reddetmekten başka elimden bir şey gelmedi.I couldn't help but turn down his offer.
Onu fazla mesai yapmaktan muaf tuttum.I exempted her from working overtime.
Önceki gün aldığım kamerayı kaybettim.I lost the camera I had bought the day before.
Ve onu üç günde tekrar kaldıracağım.And I will raise it again in three days.
Adamın onun odasına girdiğini fark ettik.We noticed the man enter her room.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
Onu aramak için zahmet etmeyin.Don't bother to call on him.
Onu anlıyorsanız elinizi kaldırın.Raise your hand if you understand it.
Pekala, onu kendi tarzınla yap fakat başarısız olursan beni suçlama.All right, do it your own way, but don't blame me if you fail.
O, Londra'da kalırken, o onu görmek için gitti.He went to see her while she stayed in London.
Daha önce Londra'da bulundun mu?Have you been to London before?
Londra'da kalırken onunla tanıştım.During my stay in London, I met him.
Daha önce Londra'da bulundum.I have been to London before.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni görmeye geliyorlar.The people he is living with in London are coming to see me.
Onu gördüğünde Bay Long'un karısının hatırını sormayı unutma.Don't forget to ask after Mr Long's wife when you see him.
Rosie'ye saat on bire kadar yatmaması için izin verildi.Rosie was allowed to stay up till eleven o'clock.
Onun şaşkınlığı onun yalanını açığa vurdu.His confusion betrayed his lie.
Kraliyet Shakespeare Şirketi önümüzdeki hafta Venedik Tüccarını sunuyor.The Royal Shakespeare Company is presenting The Merchant of Venice next week.
Roy, dün onu ziyaret ettiğini reddetti.Roy denied having visited her yesterday.
Raporların önümüzdeki Pazartesi vadesi doluyor.Reports are due next Monday.