önün ile cümle

önün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yapmanız gereken tek şey onun gelişini beklemek.All you have to do is wait for his arrival.
Babandan onun tavsiyesini istemelisin ve onu takip etmelisin.You should ask your father for his advice and follow it.
Onun önerisini reddetmeliydin.You should have refused his offer.
Onun yapacağını söylediğin gibi o ateş ederek ortaya çıktı.He came out shooting, same as you said he would.
Hayatının onun ellerine bırakmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to put your life in her hands?
Cevaplarını onunkiyle karşılaştır.Check your answers with his.
Cevabını onunki ile karşılaştır.Check your answer with his.
Onun önerisi, söz konusu değil.His proposal is out of the question.
Onun sizinle bir ilgisi yok.It's none of your business.
Onun iddiası seninkinden daha radikal.His argument is more radical than yours.
Ben onun hatası için utanıyorum..I blush for your mistake.
Stilini göz önünde bulundurursak deneme yazın harika.Your essay is admirable in regard to style.
Onun söylediğini anlamış olamazsın.You can't have understood what he said.
Onunla akrabalığınız nedir?What's your relation with him?
Onun hikayesine dikkat etmelisin.You should pay attention to his story.
Onun için sadece siz değil aynı zamanda ben de sorumluyum.You are not the only one responsible for it, I am too.
Siz istemiyorsanız onun tavsiyesini almanıza gerek yok.It is not necessary for you to take his advice if you don't want to.
Ondan hoşlan ya da hoşlanma, onunla evlenemezsin.Whether you like her or not, you can't marry her.
Onun adını sormamış olman iyi değil.It is not good that you did not ask her name.
Onunla çıkmanı onaylayamam.I can't approve of your going out with him.
Onunla çıkmanı onaylamıyorum.I don't approve of your going out with him.
Ya sen ya da ben onun yerine gitmeliyim.Either you or I must go in his place.
Onunla partide tanıştığından emin olacağım.I will see to it that you meet her at the party.
Onun için üzüldüğün zaman gelecektir.The time will come when you will be sorry for it.
Tesadüfen onunla karşılaştım.I met her by accident.
Ben tesadüfen onunla karşılaştım.I met her by chance.
Onunla tesadüfen yolda karşılaştım.By chance, I met her in the street.
Ebeveynlerinin görüşü onun kazancını aptal bir kıza harcadığı idi!His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
Ebeveynlerinin görüşü onun kazandıklarını aptal bir kıza harcamasıydı.His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
Onun herhangi bir sorunu mu var?Is anything the matter with him?
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındı.Cares and worries were pervasive in her mind.
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındılar.Cares and worries were pervasive in her mind.
Çok çalışmak ve endişe onun sağlığının bozulmasına neden oldu.Toil and worry caused his health to break down.
Onun yüzü acıdan şekil değiştirmişti.His face is distorted by pain.
Banka onun binasına ipotek koyuyor.The bank holds a mortgage on his building.
Onun çok meşgul olduğu gün cumadır.Friday is the day when she is very busy.
Parayla ilgili onunla tartıştım.I had a quarrel with him over money.
Miktarı göz önünde bulundurmaksızın,Brian gelecek haftaya kadar doğru,tam miktar istiyor.Regardless of the amount, Brian wants the correct, entire amount by next week.
Para kaybı onun yurt dışına gitmesini imkansız hale getirdi.The loss of money made it impossible for him to go abroad.
Para kazanmak onun dinidir.Making money is his religion.
Para onun istediği en son şeydir.Money is the last thing he wants.
Onun evi yakın olmasına rağmen, onu nadiren görüyorum.Although her house is nearby, I seldom see her.
Yakında onun resmini görmeyi umuyorum.I hope to see his picture soon.
Şaşırtıcı şekilde, onun bir hırsız olduğu ortaya çıktı.Surprisingly enough, he turned out to be a thief.
O onunla sadece ilgilenmiyor, ona deli oluyor.He is not just interested, he's crazy about it.
Soyguncu onun kafasına vurdu.The robber bashed her head in.
Onun düşük maaşı onun ev satın almasını engeller.His low salary prevents him from buying the house.
Acil iş onun gitmesini engelledi.Urgent business prevented him from going.
Acil iş onun gelişini engelledi.Urgent business prevented him from coming.
Acil iş onun konsere gitmesini engelledi.Urgent business kept him from going to the concert.
Onun sesinde ani bir değişiklik vardı.There was a sudden change in her tone.
Tatil planı hakkında onunla anlaştı.She agreed with him about the holiday plan.
Tatiller onun sağlığını iyi yapıyor gibi görünüyor.The holidays seem to be doing her health good.
Onun boş zamanlarında, o yüzme ve tenisin tadını çıkarır.In her leisure time, she enjoys swimming and tennis.
Onun bir tepenin üzerinde yer alan evinin güzel bir manzarası var.Situated on a hill, his house commands a fine view.
Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.From an objective viewpoint, his argument was far from rational.
Tören onun konuşmasıyla başladı.The ceremony began with his speech.
Siz onun kızlarısınız.You are her daughters.
Onun Fransızca konuştuğunu duymadın mı?Didn't you hear her speaking French?
Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.The press is interested in his private life.
İlgili Sayfalar