Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Ampak hiša tvoja in kraljestvo tvoje bode stanovitno pred teboj vekomaj, prestol tvoj bodi utrjen na veke.
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››A tak utvrzen bude dům tvůj a království tvé až na věky před tebou, a trůn tvůj bude stálý až na věky.
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Ci casa ta şi împărăţia ta vor dăinui vecinic înaintea Mea, şi scaunul tău de domnie va fi întărit pe vecie.``
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Dit Hus og dit Kongedømme skal stå fast for mit Åsyn til evig Tid, din Trone skal stå til evig Tid!"
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Ja sinun sukusi ja kuninkuutesi pysyvät sinun edessäsi iäti, ja sinun valtaistuimesi on oleva iäti vahva."
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››네 집과 네 나라가 네 앞에서 영원히 보전되고 네 위가 영원히 견고하리라 하셨다 하라
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››La tua casa e il tuo regno saranno saldi per sempre davanti a me e il tuo trono sarà reso stabile per sempre»
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Như vậy, nhà ngươi và nước ngươi được bền đổ trước mặt ngươi đời đời; ngôi ngươi sẽ được vững lập đến mãi mãi.
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Ta maison et ton règne seront pour toujours assurés, ton trône sera pour toujours affermi.
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Tu casa y tu reino serán firmes para siempre delante de mí, y tu trono será estable para siempre.'
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››Uw familie zal voor eeuwig dit koninkrijk regeren. Uw troon zal niet wankelen."
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››И будет непоколебим дом твой и царство твое на веки пред лицем Моим, и престол твой устоит во веки.
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››И домът ти и царството ти ще се утвърдят пред тебе до века.
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››ונאמן ביתך וממלכתך עד עולם לפניך כסאך יהיה נכון עד עולם׃
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››ويأمن بيتك ومملكتك الى الابد امامك. كرسيك يكون ثابتا الى الابد.
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››你 的 家 和 你 的 國 、 必 在 我 〔 原 文 作 你 〕 面 前 永 遠 堅 立 . 你 的 國 位 也 必 堅 定 、 直 到 永 遠
Soyun ve krallığın sonsuza dek önümde duracak; tahtın sonsuza dek sürecektir.› ››你 的 家 和 你 的 國 、 必 在 我 〔 原文 作 你 〕 面前 永遠堅立 . 你 的 國 位 也 必 堅定 、 直到 永遠
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Am aici în față un sensor de gesturi, din comerț, din cele pentru jocuri.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Apa yang saya miliki di depan saya adalah sensor gerakan komersial yang biasa digunakan dalam game.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Das hier ist ein normaler Gestenerkennungssensor, wie er bei Videospielen benutzt wird.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Det jeg har foran mig er en kommerciel bevægelsessensor der hovedsagelig bliver brugt til gaming.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Di fronte a me c'è un comune sensore di movimento usato per riconoscere i gesti durante il videogioco.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Ik heb hier een commerciële gebarensensor voornamelijk gebruikt bij het gamen.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.제 앞에 있는 것은 주로 게임에 사용되는 시판용 몸짓 센서입니다.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Lo que tengo delante de mí es un sensor de gestos comercial utilizado principalmente para jugar.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Mam przed sobą popularny czujnik gestów, używany głównie podczas gier.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.O que tenho aqui é um sensor comercial de gestos usado essencialmente nos jogos.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Pred seboj imam komercialni senzor gibanja, ki se uporablja pri igrah.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Trước mặt tôi lúc này là một thiết bị thương mại cảm biến hành vi chủ yếu được sử dụng để chơi trò chơi.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Έχω μπροστά μου έναν αισθητήρα κίνησης διαθέσιμο στο εμπόριο, κυρίως για παιχνίδια.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Переді мною - комерційний датчик з жестикуляції, що використовується переважно в азартних іграх.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Передо мной — серийный датчик движения, использующийся в игровых приставках.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.Пред себе си имам комерсиален сензор за жестове ползван главно при компютърни игри.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.מה שמונח לפניי זה חיישן מסחרי של תנועות אנושיות אשר משמש בעיקר במשחקים.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.ما يوجد أمامي هو مستشعر إيماءات تجاري يستخدم أساسا في الألعاب.
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.ジェスチャーセンサーです 私の体の動きを
Şu an önümde genel olarak oyun sektöründe kullanılan bir hareket sensörü var.喺我面前嘅係一部商業用姿勢感應器 主要用喺遊戲
Tanrım. Richard, lütfen önümde dur.Por Dios, Richard, párate en frente mio.
Tanrım. Richard, lütfen önümde dur.Richard, stai davanti a me, ti prego.
Tanrım. Richard, lütfen önümde dur.Stań przede mną.
Tanrım. Richard, lütfen önümde dur.リチャード・ワーマン(RW): 一つ言っていい?
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.A rozvinul ho predo mnou, a bol popísaný z líca i z ruba, a bolo na ňom napísané: Náreky, úpenie a beda.
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.그가 그것을 내 앞에 펴시니 그 안팎에 글이 있는데 애가와 애곡과 재앙의 말이 기록되었더라
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.Kteroužto rozvinul přede mnou, a byla popsaná s předu i z zadu, a bylo v ní psáno naříkání, kvílení a běda.
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.И той го разви пред мене. Писаното бе отвътре и отвън, в което бяха написани плачове, ридание и горко.
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.ויפרש אותה לפני והיא כתובה פנים ואחור וכתוב אליה קנים והגה והי׃
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.فنشره امامي وهو مكتوب من داخل ومن قفاه وكتب فيه مراث ونحيب وويل
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.他 將 書 卷 在 我 面 前 展 開 、 內 外 都 寫 著 字 、 其 上 所 寫 的 有 哀 號 、 歎 息 、 悲 痛 的 話
Tomarı önümde açtı, her iki yanı da yazılıydı. Orada ağıtlar, iniltiler, figanlar yazılıydı.他 將書 卷 在 我 面前 展開 、 內外 都 寫著字 、 其上 所 寫 的 有 哀號 、 歎息 、 悲痛 的 話
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Ấy là những kẻ sẽ vào nơi thánh ta, đến gần nơi bàn ta đặng hầu việc ta, và giữ vật ta.
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Ấy_là những kẻ sẽ vào nơi thánh ta , đến gần nơi bàn ta đặng hầu việc ta , và giữ vật ta .
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Ci wchodzić będą do świątnicy mojej, ci też przystąpią do stołu mego, aby mi służyli i straż moję trzymali.
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.eles entrarão no meu santuário, e se chegarão � minha mesa, para me servirem, e guardarão a minha ordenança.
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Ellos sí entrarán en mi santuario y se acercarán a mi mesa para servirme, y cumplirán con mi ordenanza
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Hanya mereka saja yang boleh masuk ke Rumah-Ku, melayani Aku di mezbah-Ku, dan memimpin kebaktian di Rumah-Ku
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Ils entreront dans mon sanctuaire, ils s`approcheront de ma table pour me servir, ils seront à mon service.
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.그들이 내 성소에 들어오며 또 내 상에 가까이 나아와 내게 수종들어 나의 맡긴 직분을 지키되
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Ti naj hodijo v hišo mojo in pristopajo k mizi moji, da mi služijo, in naj strežejo na straži moji.
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Ti přicházeti budou k svatyni mé, a ti přistupovati k stolu mému, aby mi sloužili a drželi stráž mou.
Yalnız onlar girecek tapınağıma; önümde hizmet etmek için yalnız onlar soframa yaklaşacak, görev yapacaklar.Tí vojdú do mojej svätyne a tí sa priblížia môjmu stolu, aby mi svätoslúžili, a budú strážiť moju stráž.