Ana içeriğe geç
Sözlük

önümde ile cümle

önümde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.de lægger den øde, den sørger øde for mit Åsyn. Hele Landet er ødelagt, thi ingen brød sig om det.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.Îl pustiesc, şi el stă trist şi pustiit înaintea mea. Toată ţara este pustiită, căci nimeni nu ia seama la ea.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.그들이 이를 황무케 하였으므로 그 황무지가 나를 향하여 슬퍼하는도다 온 땅이 황무함은 이를 개의하는 자가 없음이로다
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.Pusztává tették, felém sír, mint puszta! Elpusztíttatik az egész föld, mert nincs senki, a ki eszére térjen.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.sörjande och öde ligger den framför mig. Hela landet ödelägges, ty ingen finnes, som vill akta på.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.Παρεδωκαν αυτην εις ερημωσιν ερημωθεισα πενθει ενωπιον μου πασα η γη ηρημωθη, διοτι δεν υπαρχει ο φροντιζων.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.שמה לשממה אבלה עלי שממה נשמה כל הארץ כי אין איש שם על לב׃
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.جعلوه خرابا ينوح عليّ وهو خرب. خربت كل الارض لانه لا احد يضع في قلبه.
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.他 們 使 地 荒 涼 . 地 既 荒 涼 、 便 向 我 悲 哀 . 全 地 荒 涼 、 因 無 人 介 意
Onu viraneye çevirdiler, Önümde viran olmuş ağlıyor; Bütün ülke viran olmuş, Yine de aldıran yok.他 們使 地 荒涼 . 地 既 荒涼 、 便 向 我 悲哀 . 全 地 荒涼 、 因無人 介意
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Avevo la patente da poco, ero in autostrada e ho visto accendersi gli stop della macchina davanti a me.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Bila sem mladi voznik na avtocesti in pri avtu pred mano sem videla, da so se prižgale zavorne luči.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Byla jsem mladá řidička na dálnici a uviděla jsem, jak se brzdová světla auta přede mnou rozsvítila.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Byłam jeszcze młodym kierowcą. Jechałam autostradą gdy gość przede mną włączył światła stopu.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Eram o tînără şoferiţă pe autostradă, şi am văzut că maşina din faţa mea frânează,
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Era uma jovem condutora na autoestrada, e vi as luzes do travão do carro da frente acenderem.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Hồi tôi còn là tay lái non trên đại lộ, tôi thấy chiếc xe đằng trước đã bật đèn phanh.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ich war jung. Ich fuhr auf der Autobahn, als das Auto vor mir plötzlich bremste.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ik had net mijn rijbewijs en reed op de snelweg. Ik zag dat de auto voor me remde.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Kezdő sofőrként autópályán vezettem, és láttam, ahogy az előttem lévő autónak kigyullad a féklámpája.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.저는 어린 편에 속하는 운전자였고, 고속도로를 운전하고 있었습니다. 그때, 자동차 한대가 제 앞에 있었고 저는 그차의 후미등이 켜지는 것을 봤죠.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Saya adalah pengemudi muda di jalan tol, dan saya melihat lampu rem mobil di depan saya menyala.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ήμουν νέα οδηγός σε εθνική οδό και στο προπορευόμενο αυτοκίνητο είδα να ανάβουν τα φώτα των φρένων.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Бях млада шофьорка на магистралата и видях, че на колата пред мен ѝ светнаха стоповете.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Я тогда ещё была неопытным водителем и ехала по шоссе, и у машины впереди меня включились тормозные фонари.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.הייתי נהגת צעירה, בכביש המהיר, והרכב שנסע מולי - ראיתי את אורות הבלמים שלו נדלקים.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.كنت سائقة شابة على الطريق السريع رأيت ضوء المكابح على السيارة التي كانت أمامي
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.前の車のブレーキランプが 光ったのが見えたので こんなことを思いました 「減速するのね
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Aquela foto, desde aquele momento, está pendurada na minha frente, enquanto trabalho nos meus livros.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Bilden, har sedan dess, stått inramat framför mig medan jag har arbetat med alla mina böcker.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.De atunci, acea fotografie e înrămată şi am avut-o în faţă cât timp mi-am scris toate cărţile.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Die foto heeft sindsdien vóór me gehangen terwijl ik aan mijn boeken werkte.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Esta foto, desde ese momento, esta enmarcada frente a mí mientras trabajo en todos mis libros.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Így az a fénykép, attól a pillanattól kezdve bekeretezve ott volt előttem, míg a többi könyvemet írtam.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.그 일 이후로, 이 사진은 제가 쓰는 모든 책의 앞장을 장식하게 되었습니다.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Odtąd to oprawione zdjęcie stoi przede mną, gdy pracuję nad książkami.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Quella foto, da quel momento, è incorniciata davanti a me mentre lavoro a tutti i miei libri.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Έτσι, από εκείνη τη στιγμή, αυτή η φωτογραφία βρίσκεται καδραρισμένη μπροστά μου, ενώ δουλεύω τα βιβλία μου.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.С тех пор это фото в рамке стоит на столе передо мной, когда я работаю над книгой.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.Тому, з того моменту, це фото стояло в рамці переді мною, завжди, коли я писав свої книги.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.אז התמונה הזאת, מאותו רגע, מוסגרה וניצבה מולי כשעבדתי על כל הספרים שלי.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.لذا تلك الصورة، منذ تلك اللحظة، أمامي ويحيطها إطار, خلال عملي على جميع كتبي.
O zamandan beridir bu fotoğraf, kitaplarım üzerinde çalışırken önümde çerçeveli durur.それを見ながら 何冊もの本を執筆しました これまで出版した絵本は10冊になりました
Peki, o zaman olanı biteni nasıl göreceğim? Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Controllo la situazione con un portatile davanti, ma state guardando me.
- Profesör dedi ki... - Benim önümde Nam Jeong Woo'dan bahsetme.- A professzor azt mondta... - Ne beszélj más férfiakról előttem.
- Profesör dedi ki... - Benim önümde Nam Jeong Woo'dan bahsetme.- Donc mon professeur m'a dit... Pourquoi ?
- Profesör dedi ki... - Benim önümde Nam Jeong Woo'dan bahsetme.Ο καθηγητής μας είπε... Μην μιλάς για τον Ναμ Τζονγκ Γου μπροστά μου.
- Profesör dedi ki... - Benim önümde Nam Jeong Woo'dan bahsetme.....وقد قال- لا تتحدثي عن نام جيونغ وو امامي
Richard, lütfen önümde dur.Richard, mets-toi devant moi.
Richard, lütfen önümde dur.Richard, sta alsjeblieft eens voor me.
Richard, lütfen önümde dur.Richard, stell dich bitte vor mich.
Richard, lütfen önümde dur.Ричард, моля те стани пред мен.
Richard, lütfen önümde dur.Ричард, пожалуйста, встань передо мной.
Savaş için beni güçle donattın, Bana başkaldıranları önümde yere serdin.(17:40) ибо Ты препоясал меня силою для войны и низложил под ноги мои восставших на меня;
Savaş için beni güçle donattın, Bana başkaldıranları önümde yere serdin.(18:40) Tu me ceins de force pour le combat, Tu fais plier sous moi mes adversaires.
Savaş için beni güçle donattın, Bana başkaldıranları önümde yere serdin.Du kannst mich rüsten mit Stärke zum Streit; du kannst unter mich werfen, die sich wider mich setzen.
Savaş için beni güçle donattın, Bana başkaldıranları önümde yere serdin.Du omgjordade mig med kraft till striden, du böjde mina motståndare under mig.
Savaş için beni güçle donattın, Bana başkaldıranları önümde yere serdin.Du omgjorded mig med Kraft til Kampen, mine Modstandere tvang du i Knæ for mig;
Savaş için beni güçle donattın, Bana başkaldıranları önümde yere serdin.Ik liep de vijand onder de voet en verpletterde hem. Hij kon niet meer opstaan.
Savaş için beni güçle donattın, Bana başkaldıranları önümde yere serdin.Jag slog dem, så att de icke mer kunde resa sig; de föllo under mina fötter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod