O kaba kız önümde diz çöktüğünde bitecek.Skončí to až potom, keď to drzé kura predo mnou padne na kolená.
O kaba kız önümde diz çöktüğünde bitecek.Θα τελειώσει όταν αυτή η αγενής κοπελίτσα γονατίσει μπροστά μου.
O kaba kız önümde diz çöktüğünde bitecek.Когда она придёт ко мне и встанет на колени, тогда будет достаточно.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Bebrejd mig ikke når du kommer for sent til skole og bare gå foran mig
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Geef mij niet de schuld als je te laat op school komt en loop gewoon voor me
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Gib' mir nicht die Schuld, wenn du zu spät zur Schule kommst und geh einfach vor.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Jangan salahkan aku bila kamu terlambat ke sekolah, dan berjalan saja di depanku.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Klandra inte mig om du kommer sent till skolan. och gå bara framför mig.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.또 나 놓쳐서 학교 못갔다고 울구불구 하지말고 니가 앞에가.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Ne me blâme pas quand tu arriveras en retard à l'école et marche devant moi.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Neobviňuj ma, keď budeš meškať do školy, a choď predo mnou.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Nie wiń mnie kiedy się spóźnisz do szkoły. i po prostu idź przede mną.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Non biasimarmi quando arriverai a scuola in ritardo e vai davanti a me.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Nu ma invinovati cand intarzii la scoala si ia-o inainte.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Tới trường trễ thì đừng trách tôi đấy
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Μην με κατηγορήσεις εμένα αν αργήσεις για το σχολείο, και απλώς πήγαινε μπροστά μου
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Не вини меня, когда опоздаешь в школу. и просто иди впереди меня.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.Не хвърляй вината върху мен , когато закъснееш за училище. а просто върви пред мен .
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.אל תאשימי אותי כאשר תאחרי לבית הספר. ורק תלכי לפניי.
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.لا تلوميني عندما تصلين إلى المدرسة متأخرة وفقط أذهبي أمامي
Okula geç kalırsan beni suçlama, ve sadece önümden git.お前が先に行けよ 後を付いてくから
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.(100:3) Не положу пред очами моими вещи непотребной; дело преступное я ненавижу: не прилепится оно ко мне.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.En kiinnitä silmääni siihen, mikä turmiollista on, eksyttäväistä menoa minä vihaan: ei saa se minuun tarttua.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Ich nehme mir keine böse Sache vor; ich hasse den Übeltäter und lasse ihn nicht bei mir bleiben.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Ik denk niet aan onzuivere dingen. Ik haat de levenswandel van de zondaars. Daar houd ik mij verre van.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Jeg vil ikke sette mig fore noget nidingsverk; å gjøre overtredelser hater jeg, det skal ikke henge ved mig.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.kejahatan tak akan kubiarkan. Kubenci perbuatan orang murtad, dan tak mau berurusan dengan mereka
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.나는 비루한 것을 내 눈 앞에서 두지 아니할 것이요 배도자들의 행위를 미워하니 이것이 내게 붙접지 아니하리이다
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Nem vetem a szemem hiábavaló dologra; a pártoskodók cselekedetét gyûlölöm: nincs köze hozzám.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Nepostavím si pred svoje oči veci beliála. Nenávidím skutku tých, ktorí sa uchyľujú od Boha; neprichytí sa ma.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Nepředstavímť sobě před oči věci nešlechetné; skutek uchylujících se v nenávisti mám, nepřichytíť se mne.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Nie położę przed oczy moje złej rzeczy; każdą sprawę występników mam w nienawiści, a nie chwyci się mnie.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Non sopporterò davanti ai miei occhi azioni malvagie; detesto chi fa il male, non mi sarà vicino
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.No pondré delante de mis ojos cosa indigna; aborrezco la obra de los que se desvían. Esta no se me pegará
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Nu voi pune nimic rău înaintea ochilor mei; urăsc purtarea păcătoşilor; ea nu se va lipi de mine.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.på Niddingsdåd lader jeg aldrig mit Øje hvile. Jeg hader den, der gør ondt, han er ej i mit Følge;
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Stavil si ne bom pred oči stvari pregrešne, čine razuzdanosti sovražim, ne primejo se me.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Tôi sẽ chẳng để điều gì đê mạt trước mặt tôi; Tôi ghét công việc kẻ bất-trung: Việc ấy sẽ không dính vào tôi.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Няма да положа пред очите си нещо подло; Мразя работата на изневерниците; Тя няма да се прилепи до мене.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.לא אשית לנגד עיני דבר בליעל עשה סטים שנאתי לא ידבק בי׃
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.لا اضع قدام عينيّ امرا رديئا عمل الزيغان ابغضت. لا يلصق بي.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.邪 僻 的 事 、 我 都 不 擺 在 我 眼 前 . 悖 逆 人 所 作 的 事 、 我 甚 恨 惡 、 不 容 沾 在 我 身 上
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.邪僻 的 事 、 我 都 不 擺在 我 眼前 . 悖逆 人 所 作 的 事 、 我 甚 恨惡 、 不 容 沾 在 我 身上
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.E estava de pé, diante de mim, de cabeça baixa, e disse:
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.És ott állt előttem, fejét leszegve.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Et il était debout devant moi, la tête baissée.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Fermo, di fronte a me, a testa bassa.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Hij stond voor me, zijn hoofd naar beneden.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.제 앞에서 고개를 숙인 채 서 있었습니다.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Staliśmy twarzą w twarz, on miał spuszczoną głowę.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Stál přede mnou se svěšenou hlavou.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Stál tam predo mnou, hlavu zvesenú.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Stătea în fața mea, cu capul plecat.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Und er stand vor mir, sein Kopf geneigt.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Và anh ta đứng trước mặt tôi, đầu cúi xuống.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Στεκόταν μπροστά μου, το κεφάλι κάτω.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.И стоеше пред мен, с наведена глава.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.Стоял передо мной с опущенной головой.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.הוא עמד מולי, במבט מושפל.
Önümde ayakta duruyordu, başı öne eğik.وكان جالسا قبالتي، مطأطئ الرأس.