ömrü ile cümle

ömrü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.C'est à la moitié d'une vie humaine.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Det är en halv livstid dit.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Det er et halvt menneskeliv væk.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Egy fél emberöltőre van.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.E' la metà della vita di un uomo.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Es ist ein halbes Menschenleben entfernt.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Estamos a media vida humana de distancia.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Este la o distanță de jumătate de viață de om.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Hanya separuh usia hidup manusia.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Je to polovina lidského života.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Je to za polku ľudského života.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.인간 생애의 절반이니까요.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Nửa đời người nữa sẽ trôi qua.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.To połowa ludzkiego życia.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Είναι σε απόσταση μισής ανθρώπινης ζωής.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Само на половин човешки живот разстояние.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.Это половина человеческой жизни.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.זה במרחק מחצית חיי אדם מכאן.
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.انه في نطاق أعمارنا
Sadece, insan omrunun yarisi kadar uzak.今年小学校に入る子どもが
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.A Sárinho života bolo sto dvadsať sedem rokov. To sú roky života Sárinho.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.A żyła Sara sto lat, i dwadzieścia lat, i siedem lat; te są lata żywota Sary.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Bilo je pa Sarinega življenja sto sedemindvajset let; to so leta Sarinega življenja.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Gli anni della vita di Sara furono centoventisette: questi furono gli anni della vita di Sara
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Ja Saara eli sadan kahdenkymmenen seitsemän vuoden vanhaksi; niin vanhaksi eli Saara.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.사라가 일백 이십칠세를 살았으니 이것이 곧 사라의 향년이라
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.la pedig Sárának élete száz huszonhét esztendõ. [Ezek] Sára életének esztendei.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.La vida de Sara fue de 127 años; éstos fueron los años de Sara
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.La vie de Sara fut de cent vingt-sept ans: telles sont les années de la vie de Sara.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Och Sara blev ett hundra tjugusju år gammal; så gammal blev Sara.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Ora, os anos da vida de Sara foram cento e vinte e sete.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Sa-ra hưởng thọ được một trăm hai mươi bảy tuổi. Ấy là bao nhiêu năm của đời Sa-ra.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Sa-ra hưởng_thọ được một_trăm hai_mươi_bảy tuổi . Ấy_là bao_nhiêu năm của đời Sa-ra .
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Sara levede 127 År, så mange var Saras Leveår.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Saras alder blev hundre og syv og tyve år; det var Saras leveår.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Sara ward hundertsiebenundzwanzig Jahre alt
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Sara werd 127 jaar en stierf in Hebron in het land Kanaän.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Sesudah Sara mencapai usia 127 tahun
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Viaţa Sarei a fost de o sută douăzeci şi şapte de ani: aceştia sînt anii vieţii Sarei.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Živa pak byla Sára sto a sedmmecítma let; ta jsou léta života Sáry.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Και εζησεν η Σαρρα εκατον εικοσιεπτα ετη ταυτα ειναι τα ετη της ζωης της Σαρρας.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Жизни Сарриной было сто двадцать семь лет: вот лета жизни Сарриной;
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.Сара живя сто двадесет и седем години; тия бяха годините на Сариния живот.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.ויהיו חיי שרה מאה שנה ועשרים שנה ושבע שנים שני חיי שרה׃
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.وكانت حياة سارة مئة وسبعا وعشرين سنة سني حياة سارة.
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.撒 拉 享 壽 一 百 二 十 七 歲 、 這 是 撒 拉 一 生 的 歲 數
Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.撒拉 享壽 一百二十七 歲 、 這是 撒拉 一生 的 歲數
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;¿Alguna vez en tu vida diste órdenes a la mañana? ¿Has mostrado a la aurora su lugar
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Ali si kdaj, odkar živiš, ukazal jutru se svitati, si li odkazal jutranji zarji mesto njeno,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Či si voľakedy za svojich dní rozkázal ránu? Či si ukázal rannej zore, kde je jej miesto,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Da quando vivi, hai mai comandato al mattino e assegnato il posto all'aurora
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;De cînd eşti, ai poruncit tu dimineţei? Ai arătat zorilor locul lor,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Depuis que tu existes, as-tu commandé au matin? As-tu montré sa place à l`aurore,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Desde que começaram os teus dias, deste tu ordem � madrugada, ou mostraste � alva o seu lugar,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Hai Ayub, pernahkah engkau barang sekali, menyuruh datang dinihari
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Har du i dine dager befalt morgenen å bryte frem, har du vist morgenrøden dens sted,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Har du i din tid bjudit dagen att gry eller anvisat åt morgonrodnaden dess plats,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Har du nogen Sinde kaldt Morgenen frem, ladet Morgenrøden vide sit Sted,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Hast du bei deiner Zeit dem Morgen geboten und der Morgenröte ihren Ort gezeigt,
‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, Şafağa yerini gösterdin mi;Hebt u ooit een nieuwe morgen opgeroepen en de zonsopgang in het oosten laten verschijnen?

İlgili Sayfalar