ömrü ile cümle

ömrü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.Tendo assim uma relação com o Sonho das Estrelas.
Bu da batarya ömrünü yok edecektir.A batalha acaba por destruir o Multiverso.
O kadar kısa bir ömrümüz var ki.Teve uma existência muito curta.
Ömrünün son zamanlarında İtalya'da bulundu.Passou seus anos finais na Itália.
Jules Verne, ömrü boyunca ardı ardına eser vermeyi sürdürdü.O caso perseguiu Lowell o resto de sua vida.
Bu daha güçlü bir nötron kaynağı yarattı, ancak etkisi radon'un 3.8 günlük yarı ömrü ile sınırlıydı.Porém, a eficiência da fonte decaía com a meia-vida do radônio (3,8 dias).
Pil ömrü müzik çalarken 14 saat, video oynatırken ise 4 saatti.A bateria dura 40 horas no playback de músicas e 8 horas com os vídeos.
Adrenalin hormonunun yarılanma ömrü iki dakikadır.A meia vida da melatonina na corrente sanguínea em humanos é de aproximadamente 44 minutos.
Ömrünün neredeyse tamamını Oostende'de geçirmiştir.Jogou praticamente toda sua carreira no Valencia.
Ömrü 8-10 yıldır.Vive aproximadamente de 8 a 10 anos.
Ortalama kedi ömrü 15 yıldır.A expectativa média de vida é de 15 anos.
Ömrünün son yıllarını kanserle mücadelesi yüzünden sahneden ayrı geçirdi.Os dois últimos anos da vida de Rosanna foram marcados pela luta contra o câncer.
Ömrü 10 yıldan fazladır.Vive no máximo 10 anos.
Uzun raf ömrüne sahip bir tüketim malzemesidir.Longos períodos de descanso fazem parte de seu sistema de economia de energia.
Ömrünün sonuna kadar bir Hak dostu olarak yaşar.Ele sempre permaneceu um grande amigo dela até ao fim da sua vida.
Ömrüm Bir çığlıktı Benim.Vivi O Grito ....
Bu alanı, bütün ömrü boyunca beraber kaldığı eşi ile birlikte savunur.Ele rejeitou vendê-la, ficando com o animal de companhia para toda a sua vida.
Ömrünün sonuna doğru Mekke'ye yerleşti ve orada vefat etti.Pensa-se que tenha passado a noite em Viso del Marqués e morrido ali.
Yaklaşık ömrü 20 yıldır.Vive cerca de 20 anos.
Ömrünün son 4 yılını hapiste geçirdi.Passou seus últimos dias de vida em prisão domiciliar.
Madalya takdimine dair karar zabıtlara geçmiş, ancak Nezahat Hanım’ın ömrü boyunca hayata geçirilmemiştir.Mas todas as vidas não importam, até que as vidas negras importem”.
Her iki süreç de disk ömrünü 10 Milyon yıl ya da daha az olarak sınırlar.Beide processen begrenzen de levensduur van de schijf tot 10 miljoen jaar of minder.
Malik'ten, "Resulullah buyurdu: Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür.Een voorbeeld hiervan is dat hij de zeven scheppingsdagen uitlegde als zeven stadia van het geloofsleven.
Uzak Doğu Cumhuriyeti kısa ömrü sırasında çok sayıda posta pulu basmıştır.De Verre-Oostelijke Republiek heeft tijdens zijn kortstondige bestaan een aantal postzegels uitgegeven.
Uranyum-238'in yarı ömrü 4.51 milyar yıldır.Uranium-238 bezit een halveringstijd van 4,47 miljard jaar.
Zaten ömrümce parasız yatılı okudum.Sinds een aantal jaar is het gehucht onbewoond.
Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş ve Düşten Güzel'deki şiirlerin sıralanış düzenine dokunmadım."'Vergeet niet dat ik al 14, 15 jaar training achter de rug heb.
Ömrünün büyük bir kısmını burada geçirmiştir.Zij woonde hier een groot deel van haar leven.
Fakat imparatorluğun ömrü çok uzun olmamıştır.Het rijk was echter geen lang leven beschoren.
Transistörler çok daha uzun çalışma ömrüne sahiptirler.Auto's hebben een steeds langere levensduur.
Yinelenen çarpmalar bir yıldızın ömrünün büyük kısmında bir diskin devam etmesine neden olabilir.Door voortdurende botsingen kan een schijf bestaan gedurende een groot deel van de levensduur van een ster.
Ömrü 150 ila 200 yıl arasında olabildiği gibi, 300 yıldan daha fazla da yaşayabilir.Tussen twee bloeiperiodes kan zelfs meer dan 150 jaar zitten.
Dolaşıma katılan alyuvarların ömrü ortalama 120 gündür.De gemiddelde levensduur van een rode bloedcel is 120 dagen.
Bütün ömrünü âşıklık geleneğine sadık kalarak sürdürdü.Sinding bleef zijn leven lang trouw aan zijn eigen behoudende stijl.
Sonra doktorlar Gwen'e oğlunun çok az ömrünün kaldığını söyler.Ivans dokter verklaart dat hij slechts enkele weken te leven heeft.
Bu yüzden turşulama sebzelerin ömrünü uzatmak için etkili bir yöntemdir.Inleggen is een manier om groenten langer te bewaren.
Ömrü 8-10 yıldır.Doelgroep: 8-10 jaar.
Ortalama ömrü 11-13 yıldır.De gemiddelde leeftijd is nu tien tot dertien jaar.
Ömrünün kalan kesimini eğitime ve deneyimlerini paylaşmaya adadı.Hij bracht zijn leven door met het opdoen van kennis en het opleiden van studenten.
Helenizme geçmesinden sonra ömrünü bu geleneği korumaya ve yeniden kurmaya adamıştı.Zijn broer, die hem dus opvolgde, zette deze traditie van bouwen en reconstrueren voort.
Tam da bu nedenle bu kitabın geliri Russell'a ömrü boyunca parasal bir güvence de sağlamıştı.Het boek verstrekte Russell financiële zekerheid voor het laatste deel van zijn leven.
Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emmektedir.De productie bedroeg ongeveer 1 kton steenkool per dag.
Bir gazetenin ömrü bir gündür, dağıtıcı için birkaç saattir.De opleidingsperiode voor een website-ontwikkelaar bedraagt enkele weken, voor een redacteur enkele uren.
Kıtanın ömrü 1,1 milyar yıl olmuştur.De geschatte ouderdom van de steer bedraagt 1,1 miljard jaar.
Öyle ki, Tanrın RAB'bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun.Dan wordt u gezegend met een lang leven in het land dat de HEER, uw God, u geven zal.
Ortalama kedi ömrü 15 yıldır.De gemiddelde leeftijd van de wijnstokken is 50 jaar.
Kan pulcukları dolaşımdaki ömrü 9-10 gündür.De levensduur van een bloedplaatje in de bloedsomloop is ongeveer 8 à 10 dagen.
Bir Ömrün Bedeli - SinematürkNo Lies - bekijk film
Ömrünün son zamanlarında İtalya'da bulundu.Hij verbleef in zijn latere levensjaren veel in Italië.
Köpeklerin ömrü ırktan ırka değişir.Het karakter van kippen verschilt van ras tot ras.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.God is veeleer de Ongrijpbare die voorbijgegaan is en die mij met de Ander heeft achtergelaten.
Fakat 5'er Beşer programının televizyon ömrü çok uzun sürmedi.Daarnaast nam ze deel aan het televisieprogramma De tafel van 5, dat echter maar een kort leven beschoren was.
Pearl S. Buck'ın kitapları ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği Çin'deki yaşamı yansıtır.Pearl Bucks boeken spelen zich vooral in China af.
Malik'ten, "Resulullah buyurdu: Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür.Siedem dni (gr. hebdomada) świata doczesnego przeciwstawione są ósmemu dniowi (gr. ogdoada) świata wieczności.
Sadece Mitsuki’nin gördüğü shinigamiler ona bir yıl ömrü kaldığını söylerler.Mitsuki dowiaduje się od nich, że został jej tylko rok życia.
6H üçlü Nötron emisyonu yoluyla çözününür, ve yarılanma ömrü 3×10−22 saniyedir.6H ulega potrójnej emisji neutronów, okres połowicznego rozpadu 3×10−22 sekundy.
9 sayılık bir ömrü oldu.Chcę swoim życiem żyć 9.
Kargaların ömrü doğada yaklaşık 13 yıldır.Kanczyle afrykańskie żyją około 13 lat.
Köpeklerin ömrü ırktan ırka değişir.Psy tej rasy potrzebują dużo ruchu.
Ama doğum yapmaya ömrü kifayet etmez.Jasne jest, że kobieta nie przeżyje porodu.

İlgili Sayfalar