ölmek ile cümle
ölmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Hastaların bir kısmı, tanıdan sonra bir yıl içerisinde ölmektedir.Most patients die within one year of diagnosis.
Jones sözlerine şöyle devam eder: “Ölmekten korkmayın.Gunther, John: Death Be Not Proud.
Böylece doğurduğu çocuklar hep ölmekteydi.All his children had died by then as well.
Ölmek ve onun yanına gitmek istiyordur.She is simply waiting for death to come and take her.
Olmeklerin etkisi Orta Amerika boyunca hissedilebilir.Other notable works can be found throughout the American midwest.
Eser ölmek üzere olan bir aslanı çok başarılı bir şekilde betimlemektedir.An Ariaal person killing a lion is highly respected.
Çünkü vatan için yaşamak onun için ölmekten korkmamaktır.’"'Sería estúpido tenerle miedo a la muerte'" .
1780 yılında ölmek üzere olan annesine bakmak için çağrıldığı evine geri döndü.In 1780 she returned home, called back to care for her dying mother.
Ölmek için ne kadar zamanının kaldığını göremez.It is not known how long he resided there.
Ölmek hiçbir şey değil..."".We are not dead..."
Günümüzde her yıl birkaç yunus balık ağlarına takılmak suretiyle ölmektedir.Then at day a different type of jellyfish float along the current.
Ölmek İstedimI wanted to die.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.You can see them unfold in the background of each other, if you look."
1885 yılında, yazar Victor Hugo'yu yatağında ölmek üzereyken fotoğrafladı.He photographed Victor Hugo on his death-bed in 1885.
Aşk acısı çekmektense, ölmek yeğdir.Living is worse than dying.
Aldığı yaralardan ölmek üzeredir.He died instantly from the wounds he sustained.
Toplamda her yıl yaklaşık 3,5 milyon insan temiz içme suyu eksikliği nedeniyle ölmektedir.Overall about 3,5 million people die every year due to lack of clean drinking water.
Ya da ölmek mi istersin?!"Or do you want to just die with me?!"
O " Ölmek mi istiyorsun? "She asked, "do you wanna die?"
Benimle yaşamak mı istersin yoksa burada ölmek mi...Do you want to live with me or right over there...
Savaş çığlığı olduğu belliydi "Conquer ya da ölmek."It was evident that their battle-cry was "Conquer or die."
O, ölmekte olan bir alan değil mi?Isn't that sort of a dying field?
Hayvanat bahçelerinde ölmek üzere kalan birkaçı dışında hepsi avlandı.It was hunted until there were just a few left to die in zoos.
Ölmekle kalmazlar, bedenleri artık tanınacak vaziyette değildir.It doesn't just kill everybody, it mangles the bodies beyond all recognition.
Ben ölmek gerektiğine inanıyoruz!I believe I should die!"
- Ölmek mi istiyorsun?- Wanna die?
Ben ölmek istemiyorum.I don't want to!
Bunlar ölmekte olan insanlar değiller.These are not dying peoples.
Fazla 10.000 kişi araba kazaları bir yıl ölmektedir.Over 10,000 people die a year from car accidents.
Ama ben kimseyi görmedim henüz bir araba yarışı ölmektedir.But I haven't seen anyone die from a car race yet.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.In that hospice, there were 31 men and women who were actively dying.
Ben ölmekte olan insanlarla çalıştım 40 yılı aşkın bir süre.Now I worked with dying people for over 40 years.
Ölmek üzereyken kendisini uyandıran... ...Prensini gören Pamuk Prenses gibi bakıyorsun.The way you are looking at me right now, is like Snow White who woke up to find her prince.
Sınava girmek zorundasın diye mi ölmek istiyorsun?Because you are taking exams, do you want to just die?
Yalancı! ölmek mi istersin?You are lying! Do you want to die?
Ne kadar acıklı... ölmek için çabalıyorlar.It's kind of sad... to climb only to die.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.You have to eat if you don't want to die.
Ve bugün sizle bunu paylaşmak istiyorum -- ölmekte olan insanların en büyük beş pişmanlığı.And that's what I want to share with you today -- the top five regrets of the dying. Number one:
Ama yakın zamanda ölmek isteyerek yatakta üç ay geçirdim.But recently I did spend three months in bed, wanting to die.
Gerçekten ölmek isteyerek.Really wanting to die.
Beynim bana "Jane, ölmek istiyorsun." demeye başladı.My brain started telling me, "Jane, you want to die."
Ölmekten değel...I wasn't afraid of dying..
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.This lady with bone TB, left alone in a tent, was going to die with her only daughter.
- Ölmekten korkuyor musun?Are you afraid of die?
11 yaşımdayken yalnız bırakılmak istedim. 12 yaşımdayken ölmek istedim.When I was 11, I wanted to be left alone.
Bakalım yaşamak mı istiyor ölmek mi.Let's see if it wants to live or die.
Hey, hırsızlar! Eğer ölmek istemiyorsanız, kaçın! Çeviri:Hey, you thieves!
Yamyamlar tarafında yenmek, fırtınalar tarafından hırpalanmak, karaya ulaşamadan açlıktan ölmek.To be eaten by cannibals, to be battered by storms, to starve to death before reaching land.
Susuzluktan ölmek üzere olan küçük bir kızın fotoğrafı.It's a picture of a little girl dying of thirst.
Bu gördüğünü ölmek üzere olan bir kız.Here's a girl who's almost dead.
6.9 MİLYON ÜZERİNDE ÇOCUKLAR AÇLIK İLE İLGİLİ HASTALIKLARDAN ÖLMEKTEDİR.OVER 6.9 MlLLlON CHlLDREN DlE FROM HUNGER-RELATED DlSEASES.
Yaşamak ve ölmek arasındaki!Between living and dying!
Ölmek mi istiyorsun?You wanna die?
Her sene 200,000 insan gürültü nedeniyle ölmekte.Noise kills 200,000 people a year in Europe.
Ölmek dışında daha fazla hasta olamayacağını biliyorduk.We knew that she could not have gotten any sicker without actually dying.
Ve onların zafer ölmek, yangın ve toz gibi, öpücük, tüketmek Hangi tatlı balAnd in their triumph die; like fire and powder, Which, as they kiss, consume: the sweetest honey
O benim yatakta bir otoyol için yaptığınız Ama ben, bir hizmetçi, kızlık dul ölmek.He made you for a highway to my bed; But I, a maid, die maiden-widowed.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Take heed, take heed, for such die miserable.
Ve bu yüzden; iyi, biz ölmek için doğmuş.And so did I; well, we were born to die.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.I must be gone and live, or stay and die.