Ana içeriğe geç
Sözlük

ölen ile cümle

ölen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Açlıktan ölen insanlara yiyecek sağla.Provide starving people with food.
Ölen geri gelmez.What is done cannot be undone.
Ölen adam bir şey söylemeye gayret etti ama söyleyemedi.The dying man made an effort to say something, but could not.
Kız hemen hemen ölen anneme benziyor.The girl closely resembles my dead mother.
Ölen annemi düşünmeden bu resme bakamam.I cannot look at this picture without thinking of my dead mother.
O, eşi trafik kazasında ölen adam mı?Is that the man whose wife was killed in the car accident?
O, ölene kadar en iyi arkadaşım olarak kaldı.She remained my best friend till her dying day.
Kalbim açlıktan ölen o çocuklar için sızlıyor.My heart aches for those starving children.
Birçok eski filmlerde kahraman her zaman ölen biridir.In many old movies the heroine is always the one to die.
Ölen kişinin anısına bir anıt dikildi.A monument has been erected to the memory of the deceased.
Trafik kazalarında ölen insan sayısı şaşırtıcıdır.The number of people who die in traffic accidents is surprising.
Ölen için bir şey yapmak zorundayız.We have to do something for the dead.
TV'de açlıktan ölen birçok insan gördüm.I saw many people starving to death on TV.
Aniden, ölen annemi düşündüm.I suddenly thought of my dead mother.
Yanan arabalar, ölen insanlar vardı ve kimse onlara yardımcı olamadı.There were cars burning, people dying, and nobody could help them.
Anne ve babası ölen çocuklar "yetim" olarak adlandırılırlar.Children whose parents are dead are referred to as "orphans".
Savaş alanı ölülerle ve ölenlerle doluydu.The battlefield was full of the dead and the dying.
Savaşlarda ölen tüm insanları düşündüğümde üzülüyorum.I feel sad when I think about all the people who die in wars.
Dizlerinin üzerine çöktü ve ölenlerin ruhları için dua etti.He got down on his knees and prayed for the souls of the deceased.
O ölen babasının intikamını aldı.He avenged his dead father.
O ölene kadar bekar kaldı.She remained unmarried until death.
Ölene kadar günlüğüne yazmaya devam etti.She continued writing in her diary until she died.
Şerif, şüpheliyi neredeyse ölene kadar dövdü.The sheriff beat the suspect until he was almost dead.
Aniden ölen annemi hatırladım.I remembered my mother, who died suddenly.
Ona dikkat et. Onun silahı dildir, o isterse sizinle ölene dek konuşur.Watch out for her. Her weapon is language - if she wants to, she'll talk you to death.
Neyse ki ölen olmadı.It was lucky that nobody died.
Karısı ölen adam o.That's the man whose wife died.
Ölenin anısına bir anıt dikildi.A monument was erected in memory of the deceased.
Bu röportajda, Antonio birkaç yıl önce ölen oğlu hakkında konuşuyor.In that interview, Antonio talks about his son that died a few years ago.
Onlar savaşta ölenleri askeri geleneğe uygun olarak gömdüler.They buried those who had died in battle according to military tradition.
Savaşta ölenler sadece benim çocuklarım değildi.It wasn't just my children who died in the war.
Ölen kuşları gördüğümde kalbim kırıldı.My heart broke when I saw the dying birds.
Tom, lütfen bu açlıktan ölen insanlara yemek için bir şey verir misin?Tom, would you please give these starving people something to eat?
5 yaşından önce ölen çocukların üçte biri yetersiz beslenmeden ölüyor.One third of children who die before the age of 5 die from malnutrition.
Savaşta ölen bir oğlum vardı.I had a son who died in the war.
Sepet dokuma ölen bir sanattır.Basket weaving is a dying art.
Dünyada acından ölen çocuklar olduğu için tabağındaki tüm yiyeceği ye.Eat all the food on your plate because there are starving children in the world.
Açlıktan ölen çocukları düşün.Think of the starving children.
Afrika'da açlıktan ölen çocuklar var.There are starving children in Africa.
Kendiniz ölene kadar cenneti göremezsiniz.You cannot see heaven until you are dead yourself.
Seni ölene kadar takip edeceğim Georges!I will follow you until death, Georges!
Bu şimdiye kadar gerçek aşkı bulmadan ölen bir adam hakkındaki bir hikayedir.It's a story about a man who dies without ever finding true love.
Ölen oğlanlardan birinin adı Tom'du.One of the boys who died was named Tom.
Ölen çocuklardan birinin adı Tom'du.One of the boys who died was named Tom.
Tom, Boston'a gitti ve ölene kadar orada kaldı.Tom went to Boston and stayed there until he died.
Savaşta ölen ilk şey gerçektir.The first to die in war is the truth.
Tom ölene kadar bekâr kaldı.Tom remained a bachelor until his death.
Üç kişi, onlardan ikisi ölene kadar bir sırrı saklayabilir.Three people can keep a secret so long as two of them are dead.
Tom büyükbabası ölene kadar onun zengin olduğunu bilmiyordu.Tom never knew his grandfather was rich until after he died.
Tom hâlâ araba kazasında ölen kızı Mary'nin yasını tutuyordu.Tom was still mourning his daughter Mary who had died in a car accident.
Dan olasılıkla Linda'yı ölene kadar boğdu.Dan likely smothered Linda until she died.
Onlar açlıktan ölen fakir çocukları düşünmüyorlar.They don't think about the poor children who are dying of hunger.
Açlıktan ölen fakir çocukların halini düşünmüyorlar mı?Don't they think about the poor children who are dying of hunger?
Ölen insanların hepsi gönüllü itfaiyecilerdi.The people that died were all volunteer firefighters.
Ölenlerin isimleri henüz açıklanmadı.The names of those who died have not been released.
Ölene kadar cezaevinde kalmanı umuyorum.I hope you stay in prison until you die.
Tom ölene kadar içti ve içti.Tom drank and drank until he passed out.
Şehir açlıktan ölen askerlerle doluydu.The city was full of starving soldiers.
Son zamanlarda ölen bir arkadaşım vardı.I had a friend die recently.
Tom ölene kadar içti.Tom drank himself to death.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod