öldürme ile cümle

öldürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Armi, Ozan'ı babasını öldürmekle suçlar.Es geht das Gerücht, Othoon habe seinen Vater erschlagen.
Bunun dışında kaktüsün özsuyu toksik olup, yerlilerce balık öldürme amaçlı kullanılmaktadır.Der Saft des Stenocereus gummosus ist giftig und wurde von Indigenen zum Fischen verwendet.
Risin, katalitik tersinmez bir inhibitör olduğu için, tek bir risin molekülü bir hücreyi öldürmeye yeterlidir.Das Diphtherietoxin ist dabei so potent, dass ein Molekül ausreicht, um eine Zelle zu töten.
Sami, mülteci arkadaşları ile onu öldürmek için plan yapar.Dieser stellt ihm eine Gruppe gedungener Mörder für seine Pläne zur Verfügung.
Rodrigo ayrıca işkence ve adam öldürme gibi suçlarla da itham edilir.Rossi musste auch bei Folterungen und öffentlichen Erschießungen dabei sein.
Ama onu öldürmez.Er tötet sie aber nicht.
Daha sonra Luke, Percy'i defalarca öldürmeye çalışmıştır.Saul versuchte daraufhin mehrmals, ihn zu töten.
Düşman askerlerinin hiçbirisi bu çocuğu öldürmeye cesaret edememişti.Keiner von Olids Männern wagte sich zu widersetzen.
Tek amacımız önümüze gelen düşmanları öldürmek.Erneut besteht Gelegenheit die getöteten Feinde auszurufen.
Daha sonra Mason, Reznov ile beraber Rebirth adasına Steiner'ı öldürmek için giderler.Mason und Reznov reisen nun zur Insel der Wiedergeburt, um Steiner ausfindig zu machen.
Zamanlar İsa'dan kocasını öldürmesini ister.Er wird durch Isa (Jesus) getötet werden.
Söylediğine göre İmparator onları kendi elleriyle öldürmek istiyordur.Darin betonte der Kaiser, die Waffen seien ihm von seinen Gegnern in die Hand gedrückt worden.
Owen ise sürekli olarak annesini öldürmeyi hayal eder, ama bir türlü buna cesaret edemez.Und Kit beschleicht zunehmend der Verdacht, man glaube ihr nicht.
Onu kılıç darbeleriyle öldürmeye çalıştılar.Sie töteten ihn mit ihren Schwertern.
Ancak River, Doktor'u öldürmez.Nur Max kann den Arzt als Täter identifizieren.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Du wirst sterben!“).
Bu adamlar Banquo'yu öldürmekte başarılı olsalar da Fleance'ı ellerinden kaçırırlar.Zwar gelingt es ihnen, Banquo zu töten, Fleance kann jedoch entkommen.
Padmé'yi öldürmeye çalışmıştır.Er versucht, Homer zu ermorden.
Durumu Heinrich'e anlatır ve Heinrich'den kendisi korktuğu için kendisini öldürmesini ister.Sie erzählt ihm, dass die Polizei hinter ihm her ist, er glaubt, dass Heinz etwas angestellt haben muss.
Kamsa tarafından Krişna'yı öldürmek için gönderilen at şeklindeki iblis Kesa yenildi ve öldürüldü.Der bei den Schotten verhasste Hugh de Cressingham wurde vom Pferd gestoßen und getötet.
Ancak Dolores Vera'yı öldürmemiştir.Töten wollte sie Frederike aber nicht.
Romeo, Juliet'in öldüğünü düşünerek, kendini öldürmeye karar verdi.Romeo, croyant que Juliette était morte, décida de se tuer.
Her şeyi geç, bu adam bir keresinde benim babamı öldürmeye kalkıştı.Après tout, cet homme a tenté de tuer mon père à un moment.
Onu öldürmek için, ona saldırdı.L'homme l'a agressée avec l'intention de la tuer.
Birisi o politikacıyı öldürmekle tehdit etti.Quelqu'un a menacé de tuer cet homme politique.
Sizi öldürmek için geldim.Je suis venu pour vous tuer.
Lütfen beni öldürme.S'il te plait, ne me tue pas.
Beni öldürme.Ne me tue pas !
Beni öldürmek istiyor.Elle veut me tuer.
İkisini öldürmek üzereydi!Il a failli les tuer tous les deux !
Onlar beni öldürmeye çalıştı.Ils ont essayé de me tuer.
Biri beni öldürmeye çalışıyor!Quelqu'un essaie de me tuer!
Epstein kendini öldürmedi.Epstein ne s'est pas suicidé.
Üçüncü plan, Heydrich'i Prag'da öldürmekti.Le troisième plan consistait à assassiner Heydrich dans Prague même.
Öldürmek için çok akıllı.Trop intelligent pour tuer.
(Öldürme, silahlar, vs. bulunmamalıdır.)(Les meurtres, les armes, etc. ne doivent pas apparaître).
Buffy'nin Efendi'yi durdurabilmesi için tek yol ise Vessel'i öldürmesidir.Le seul moyen pour Buffy d'empêcher le Maître de s'échapper est de tuer le vaisseau.
Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü.Or, ils ne l'ont ni tué ni crucifié ; mais ce n'était qu'un faux semblant !
II. Basileios kendisine güvenmedi ve yeni Bulgar Çarı'nı öldürmek için başka bir komplo hazırladı.Basile II ne le croit pas et prépare un autre projet pour tuer le nouveau tsar bulgare.
Lincoln Steadman'ı öldürmediğini söylemekte ısrar eder.Cependant, Lincoln lui affirme qu'il n'a jamais tué Steadman.
Onu öldürmek ile tehdit eder.Il menace de la faire assassiner.
Veronica Donavan'ı öldürür ve Sara Tancredi'yi öldürmeye çalışır.Il tue de sang froid Veronica Donovan et tente de mettre en scène le suicide de Sara Tancredi.
Kasten öldürme Suikast CinayetKiller Killers Les Tueurs Le Tueur
Ve Harry'i öldürmeye kalkar.Harry devra le tuer.
Demek istediğim, öldürmek istiyorlardı."Je pensais que j'aillais le tuer... ».
River Song, Sessizlik tarafından Doktor'u öldürmesi için gönderilir.River Song dit au Docteur qu'il doit se sauver.
Filisid, ebeveynin kasıtlı olarak kendi çocuğunu öldürmesini ifade eden bir terimdir.Le filicide est l'acte délibéré du parent qui tue son propre enfant.
Fakat yumurtalardan yeni çıkacakları öldürmek için ilaç 2 ay sonra tekrarlanmalıdır.Une deuxième dose, deux semaines après, serait nécessaire afin de tuer les œufs.
Oyunun amacı yaratıkları öldürmektir.La sauvegarde du jeu prend en compte le fait que des créatures ont été tuées.
Orada her Sonic'i öldürmek üzeryken birileri onu korur.Choûtant les cloqu's on d'meur'tot à sondgi.
Sovyet bilim insanları Layka'yı zehirli gıdayla besleyerek öldürmeyi planlamışlardı.Les scientifiques soviétiques avaient prévu d'euthanasier Laïka avec une portion de nourriture empoisonnée.
Bachmann öldürmeye teşebbüsten yedi yıla mahküm oldu.Bachmann est condamné à sept ans de prison pour tentative de meurtre.
Yaşamının son anlarında Hamlet Claudius'u öldürmeyi başarır ve Fortinbras'ı vârisi ilan eder.Avant de mourir, Hamlet parvient à tuer Claudius et nomme Fortinbras comme son héritier.
Kalabalık Mouzalon kardeşleri öldürmek amacı ile kiliseye doğru hareketlendiler.Rejoints par la foule, les soldats se précipitent dans l'église avec pour objectif de tuer les frères Muzalon.
Onu küvette boğarak öldürmeye çalışır.Elle tente même de se noyer dans son bain.
Holodomor, Ukraynaca (морити голодом) "açlıkla öldürmek" anlamına gelir.Les Ukrainiens l'appellent « Holodomor » ou « l'extermination par la faim ».
Bu seni öldürmez" der.Tu ne tueras point ».
Daha sonra Birkaç kişi Gregory'i öldürmeye çalışır.Certains résistants tentent plus tard d'assassiner Hardy.
Ayrıca suikastçilerin Marcus Antonius'u da öldürmeleri gerektiğine inanmıştır.Toutefois, Brutus dissuade les conspirateurs de tuer aussi Marc Antoine.
Ulrike'nin kendisini öldürmesi için hiçbir neden yoktu."Il est certain que Rutherford lui-même n'avait rien à voir avec cette décision ».

İlgili Sayfalar