Tek oğlum kanserden öldü.I had my only son die of cancer.
John'un ölümüne şaşırdım.I was surprised at John's death.
Ben nehri görmeye gittim, onu büyük ölçüde şişmiş buldum.I went to see the river, which I found greatly swollen.
Onu yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do it.
Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do such an unfair thing.
Sık sık ölmüş annemi düşünürüm.I often think of my dead mother.
Eşimin gerçekten öldüğünü kabullenemezdim.I could not accept that my wife was really dead.
Eşimin gerçekten öldüğünü kabullenemedim.I could not accept that my wife was really dead.
Ölümün neye benzediği hakkında bir fikrim yok.I have no idea what death is like.
Ölüm cezasını kaldıracağım.I will abolish capital punishment.
Ben defalarca köylülerin ölmeme izin vermesini istedim.I asked the villagers many times to let me die.
Ölümünü gazete okudum.I read about his death in the paper.
Büyük babamın öldüğü yılda doğdum.I was born in the year that Grandfather died.
TV'de açlıktan ölen birçok insan gördüm.I saw many people starving to death on TV.
Ben kimseyi asla öldürmedim veya yaralamadım.I have never killed nor injured anybody.
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in disgrace.
Çalmaktansa açlıktan ölürüm.I would rather starve to death than steal.
Hırsızlık yapacağıma açlıktan ölürüm.I would rather starve to death than steal.
Çalmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.I would rather starve to death than steal.
Aniden, ölen annemi düşündüm.I suddenly thought of my dead mother.
Onun ölebileceğinden korktum.I was afraid he might die.
Ona amcasının ölümünden bahsetmeyi elimden geldiğince erteledim.I delayed telling him about his uncle's death as long as I could.
Onun ani ölüm haberine şaşırdım.I was surprised at the news of his sudden death.
Onunla amcam William'ın öldüğü yıl karşılaştım.I met her the year that my uncle William died.
Yarın ölebilirim.I may die tomorrow.
Ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorum.I believe in the immortality of the soul.
Biz onun ölümüne ağıt yaktık.We lamented his death.
Ne yazık ki şair genç yaşında öldü.Unfortunately the poet died in his youth.
Dişim ağrıyor. Ağrı beni öldürüyor.I've got a toothache. The pain is killing me.
Durum önemli ölçüde değişti.The situation has changed dramatically.
Biz vakit öldürmek için parkta gezdik.We walked about in the park to kill time.
Ben zaman öldürmek için bir dergi okudum.I read a magazine to kill time.
Zamanın ölçüsü nedir?What are the measures of time?
Hayvanlar birbiri ardına öldü.One after another the animals died.
Hayvanlar birbiri ardına öldüler.One after another the animals died.
O, bir araba tarafından öldürülmedi mi?Wasn't he killed by a car?
Polis vurularak öldürüldüğünde izinliydi.The policeman was off duty when he was shot to death.
Araba uçuruma gitmiş olsaydı onlar ölmüş olacaktı.They would have been killed if the car had gone over the cliff.
Araba uçuruma düşseydi hepsi ölecekti.They would have been killed if the car had gone over the cliff.
Yanan arabalar, ölen insanlar vardı ve kimse onlara yardımcı olamadı.There were cars burning, people dying, and nobody could help them.
Araba bataryam ölmüş.My car battery is dead.
Akü ölü.The car battery is dead.
Onu amcası yetiştirdi, çünkü onun ebeveynleri o gençken ölmüştü.Because his parents had died when he was young, his uncle brought him up.
Kahraman, kitabın sonunda öldü.The hero died at the end of the book.
En iyisi ölçülü içmek.It's best to drink in moderation.
Mahkum bir polisi öldürmüş olduğunu reddetti.The prisoner denied that he had killed a policeman.
Ağır yaralı adam hastaneye vardığında ölmüştü.The severely injured man was dead on arrival at the hospital.
Amcamın kanserden öldüğünü duydum.I hear my uncle died of cancer.
Amcam bir yıl önce öldü.My uncle died a year ago.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı ve huzurlu bir ölümle öldü.My uncle lived a happy life and died a peaceful death.
Doğum ve ölüm oranları neredeyse eşitti.The birth rate and death rate were nearly equal.
Ölüm cezasını kaldırmalıyız.We should abolish the death penalty.
Yara onun için ölümcüldü.The wound was fatal to him.
Seicho Matumoto 1992 yılında öldü.Seicho Matumoto died in 1992.
Fil avcı tarafından öldürüldü.The elephant was killed by the hunter.
Bitkiler susuz ölürler.Plants die without water.
Bir sürü vahşi hayvan yiyecek yokluğundan öldü.A lot of wild animals died for lack of food.
Merak bir kediyi öldürdü.Care killed a cat.
Gazete Başbakanın kanserden öldüğünü bildiriyor.The newspaper reports the prime minister has died of cancer.
Anne ve babası ölen çocuklar "yetim" olarak adlandırılırlar.Children whose parents are dead are referred to as "orphans".