O, annesinin öldüğünü söyleyen bir telgraf aldı.He received a telegram saying that his mother had died.
O, her sabah erken kalkmaktansa ölmeyi tercih ediyor.He would sooner die than get up early every morning.
O, her gün kan basıncı ölçtürmek zorundadır.He has to have his blood pressure taken every day.
Kızının ölümünü duyunca tamamen yere yığıldı.He broke down completely on hearing of his daughter's death.
İki yıl önce yaşlılıktan öldü.He died of old age two years ago.
Hepsi onun ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.They all expressed regret over her death.
Bir keçiyi Tanrıya kurban olarak öldürdüler.They killed a goat as a sacrifice to God.
Kralı öldürmek için komplo yapıyorlar.They are plotting to kill the king.
Onların hepsi öldü.They are all dead.
Özgürlük uğruna öldüler.They died for the cause of liberty.
Onlar savaşta öldüler.They died in battle.
Onlar çatışmada öldüler.They died in battle.
Çatışmada öldüler.They died in battle.
Onlar donarak öldüler.They were frozen to death.
Onlar onun ölü mü yoksa diri mi olup olmadığını söyleyemedi.They could not tell whether he was dead or alive.
Onlar, babalarının ölümünün yasını tuttular.They lamented the death of their father.
Onlar çocuklarla ilgili düşük ölüm oranını tıbbın ilerlemesine bağladı.They attributed the low death rate of infants to the progress of medicine.
Ölümden sonraki yaşama inanıyorlar.They believe in a life after death.
Onlar ruhun ölümsüz olduğuna inanıyorlar.They believe that the soul is immortal.
Onlar birbiri ardına öldüler.They died one after another.
Onun kendisini öldürmesinin nedeni bilinmiyor.The reason she killed herself is unknown.
Onun kendini niçin öldürdüğü hâlâ sır.It is still a mystery why she killed herself.
Onun öldüğünü sana kim bildirdi?Who broke the news of her death to you?
Öldüğü söylentisi yalanmış.The rumor of her death turned out false.
Öldüğü doğru değil.The news that she died is false.
O, beş yıldır ölüdür.She has been dead five years.
Onun kendini öldürmüş olması imkansız.It is impossible that she should have killed herself.
Babasının bir trafik kazasında öldüğü söylenmektedir.It is said that her father was killed in a traffic accident.
Babası geçen hafta öldü.Her father passed away last week.
Annesi geçen yıl öldü.Her mother passed away last year.
Onun ani ölümüyle donakaldım.I was numbed by her sudden death.
Onun ölümü onun için büyük bir darbeydi.Her death was a great blow to him.
Onun ölümünden sonra işi devraldı.He took over the business after her death.
Oğlu henüz bir çocukken kanserden öldü.Her son died of cancer when still a boy.
Oğlu kazada öldürüldü.Her son was killed in the accident.
Her iki oğlu da savaşta öldü.Both of her sons died during the war.
Onun hem annesi hemde babası öldü.Both her parents are dead.
Aralık ayında soğuk bir gecede öldü.She died on a cold night in December.
O 1960 yılında öldü.She died in 1960.
Onun tek oğlu öldü.She had her only son die.
Bir ölçüde Japonca konuşur.She speaks Japanese to some extent.
O, kanserden öldü.She died of cancer.
O, mide kanserinden öldü.She died of stomach cancer.
O ölene kadar bekar kaldı.She remained unmarried until death.
O, dün kendini öldürdü.She killed herself yesterday.
O, dün öğleden sonra öldü.She died yesterday afternoon.
Dün gece huzur içinde öldü.She passed away peacefully last night.
Dün gece kendini öldürmeye çalıştı.She tried to kill herself last night.
Havasızlıktan öldü.She died for lack of air.
Ölene kadar günlüğüne yazmaya devam etti.She continued writing in her diary until she died.
Ölmüş kocasının anısına değer verdi.She cherished the memory of her dead husband.
O, ölü bedeni görünce korktu.She was scared at the sight of the dead body.
Ben oraya varmadan önce o öldü.She died before I arrived there.
O, kendini öldürmeye teşebbüs etti.She attempted to kill herself.
O kendini öldürme eşiğindeydi.She was on the border of killing herself.
O reşit olmadan önce öldü.She died before coming of age.
Karda neredeyse donarak ölecekti.She was nearly frozen to death in the snow.
Oğlunun ölümü üzerine ağladı.She wept over her son's death.
Onun ölümü üzerine timsah gözyaşları döktü.She shed crocodile tears over his death.
O, üzüntüden ölüyor.She is dying of grief.