Onun ölümü ülkemiz için büyük bir kayıptı.His death was a great loss to our country.
Onun ölümü firmamız için büyük bir kayıptı.His death was a great loss to our firm.
Ölümü karısı için büyük şoktu.His death was great shock to his wife.
Onun ölümü hepimizi şaşırttı.His death surprised us all.
Onun ölümü büyük bir kayıptır.His death is a great loss.
Onun ölümünden derin üzüntü duydum.I felt deep sorrow at his death.
Öldüğünü duyduğumda derinden etkilendim.I was deeply affected when I heard of his death.
Onun ölümünün sebebi bir sır olarak kalır.The cause of his death still remains a mystery.
O kanserden öldü.He died of cancer.
Onun ölümünden beri on yıl geçti.Ten years have gone by since his death.
Onun yardımını almamış olsaydım, ölürdüm.If I hadn't had his help, I would be dead.
Onun her iki büyük babası öldü.Both his grandfathers are dead.
Oğlunun ölüm haberi büyük bir şoktu.The news of his son's death was a great shock.
Erkek kardeşinin ani ölümü onları şaşırttı.The sudden death of his brother surprised them.
Gelişinden iki gün sonra öldü.She died two days after his arrival.
Onun ani ölümü bir trajedi idi.His sudden death was a tragedy.
Onun karısı onun saldırı sonucu ölümünden sonra, üzüntüden dolayı kendini kaybetti.When his wife heard of his violent death, she was beside herself with grief.
Annesi de babası da ölü.Both his father and mother are dead.
Babası 10 yıl önce kanserden öldü.His father had died of cancer 10 years ago.
Onun anne ve babası öldü.Both his parents are dead.
O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.He died last year of old age.
O, neredeyse öldü.He is practically dead.
O vurularak öldürüldü.He was shot to death.
Yatağın uzunluğunu ölçtü.He measured the length of the bed.
Babası öldüğünde bir mirasa kondu.He came into a fortune when his father died.
İki yıl önce karısı öldü.He had his wife die two years ago.
Neredeyse otuz yaşındayken öldü.He died when he was scarcely thirty.
Otuz yaşında kendini öldürdü.He killed himself at the age of thirty.
Onun üç yıldır ölü olduğunu öğrendik.We found out that he had been dead for three years.
O, yetmiş yaşında öldü.He died at the age of seventy.
O çok genç ölmeseydi büyük bir bilim adamı olacaktı.If he had not died so young, he would have become a great scientist.
O, en güzel zamanında öldürüldü.He was cut down in his prime.
O kılpayı ölümden kurtuldu.He narrowly escaped death.
O kanserden ölmedi.He did not die of cancer.
Onun burada öldüğü söyleniliyor.He is said to have died here.
Yangında yanarak öldü.He was burned to death in the fire.
Yangından kaçamadı ve yanarak öldü.He failed to escape from the fire and burned to death.
O, kazadan hemen sonra öldü.He died soon after the accident.
O onu öldürdü.He killed him.
O, o hastalıktan öldü.He died of that disease.
Ağacın ölü dallarını budadı.He cut away the dead branches from the tree.
O, yol kenarında öldü.He died by the roadside.
Dizlerinin üzerine çöktü ve ölenlerin ruhları için dua etti.He got down on his knees and prayed for the souls of the deceased.
O açlıktan öldüğü için bir parça tost yedi.He swallowed a piece of toast because he was starving.
Vietnam savaşında savaşırken öldü.He died fighting in the Vietnam War.
O neredeyse ölüyordu.He is all but dead.
O, maraton yarışında onun süresini ölçtü.He timed her in the marathon race.
Dün gece soğuktan öldü.He died from the cold last night.
Tek oğlunu savaşta öldürttü.He had his only son killed in the war.
O bir yıl önce öldü.He died one year ago.
Tek kurşunla öldürüldü.He was killed by a single bullet.
O, kendini öldüresiye içti.He drank himself to death.
O, fazla çalışmaktan öldü.He died from overwork.
O, yaralardan öldü.He died from wounds.
Öldürülmekten kıl payı kurtuldu.He narrowly escaped being killed.
O, geçen yıl kanserden öldü.He died of cancer last year.
Ölümcül bir hastalığa kurban gitti.He fell a victim to a deadly disease.
O, ölüm cezasına çarptırıldı.He was sentenced to death.
İnsanlar onun asla ölmeyeceğini söylüyorlar.People say he never dies.
O, bir kılıçla öldürüldü.He was killed with a sword.