ölümcül ile cümle

ölümcül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ölümcül bir virüs dünyayı sarmış, insan nüfusu hızla yok olmuştur.من منخفض استوائي سريعة الحركة توفي بسرعة على الأرض.
Rebellion'dan daha ölümcüldür.وهي اشد من اعدام الحرابة.
Virüs, kaynaklı ölümcül bir hayvan hastalığıdır.فيروس سارس هو مرض تنفسي فيروسي من أصل حيواني المنشأ.
Çavdar mahmuzu zehirlenmesi ölümcül olabilir.مُحتمل أن يكون التسمم الكحولي المزمن مميتاً.
O, ölümcül 4 yönlü tekrar cümlesini çağırdı, ancak başarısız oldu.أصدرت أربعة ألبومات له بعد وفاته، ولكنها لم تحقق نجاحا..
Sovyet uzay programı, bazı ölümcül olaylar ve başarısızlıklar yaşadı.O programa espacial soviético passou por um número de acidentes fatais e falhas.
Yarası ölümcül değildi.Este ferimento não foi sério.
Toplamda ölümcül yanıkların neredeyse %60’ı 100.000’de 11,6 ile Güneydoğu Asya’da meydana gelmektedir.Cerca de 60% das queimaduras fatais ocorrem no sudeste asiático, a uma taxa de 11,6 por 100 000 habitantes.
Yıllar sonra anneleri Trisha Elric’i ölümcül bir hastalıkta kaybetmişlerdir.Um dia, a mãe dos dois, Trisha Elric, morreu.
Alvaro koşarak yardım istemek için gelir; düelloda Carlo'yu ölümcül yaralamıştır.Alvaro adentra correndo, pedindo ajuda, depois de havia ferido mortalmente Carlo em seu duelo.
İnsanlar için ölümcüldür.São fatais para o homem.
Teoriye göre gemi ölümcül bir yerden darbe aldı ve battı.Oficialmente a nave sofreu de um erro e caiu.
Sonucu ölümcüldür.O resultado foi mortal.
Tedavi edilmeyen bakteriyel menenjit neredeyse her zaman ölümcüldür.Quando não é tratada, a meningite bacteriana é quase sempre fatal.
Lady babasının ölümü üzerine intikam almak amacıyla ölümcül bir düello'ya katıldı.Ellen se junta a uma competição mortal de duelo em uma tentativa de se vingar pela morte de seu pai.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Pelo contrário, a meningite viral tende a resolver-se espontaneamente e raramente é fatal.
Sonuç olarak çalışanların pek çoğu ölümcül yaratıktır.Apesar disto, na série mostram-se como sendo criaturas muito mortíferas.
Bruce Wayne ile romantik bir ilişki yaşarken, Batman ile ölümcül bir mücadeleye girişir.Ela se torna um interesse romântico para Bruce Wayne e um adversário mortal para Batman.
İşsizdim, ölümcül bir ümitsizlik içindeydim.Eu senti falta daquilo desesperadamente.
Yüksek dozda Eroin ölümcül olabilir.Doses muito altas podem ser mortais.
Daha sonra bunun ölümcül bir hata olduğu ortaya çıkacaktır.Isso provaria mais tarde ser um grande erro.
Roi Mata, kardeşi tarafından ölümcül bir şekilde zehirlendi.Kusuko morreu envenenada e seu irmão foi executado .
Çekilme sırasında Julian ölümcül şekilde yaralandı.Durante a batalha, Thalia foi mortalmente ferida.
Melek konuşma yapar, yedi ölümcül günahı temsil eden şeytanlar günahlarını meleğe itiraf eder.Vendo as das estátuas da Morte e dos Sete Pecados Mortais, ele pede-lhes para não prejudicar Maria.
İki tane boynuzu vardır ki, bunlar bayağı ölümcül olabilmektedir.Você pode ter duas pessoas que estão tentando ser maliciosas.
Olay, İngiltere ve dünya futbolunun en ölümcül ve en kötü kazasıdır.Foi o maior desastre do futebol inglês e um dos maiores do mundo.
Onun için köprüde maalesef çok defa ölümcül kazalar meydana gelir.Estes acidentes em muitos casos têm consequências fatais.
1980 yılında, Martino neredeyse ölümcül bir anevrizma sonucu ameliyat oldu.In 1980 onderging Martino een operatie aan een bijna fataal aneurysma in zijn hersenen.
Yarası ölümcül değildi.Deze wond was niet dodelijk geweest.
Ölümcül değildir.Dodelijk zijn ze echter niet.
Yumrukları ölümcüldür.Hun steken zijn dodelijk.
Tedavi edilmeyen bakteriyel menenjit neredeyse her zaman ölümcüldür.Bacteriële meningitis die niet behandeld wordt, loopt vrijwel altijd dodelijk af.
1968 - ETA ilk ölümcül eylemini gerçekleştirdi.In 1968 begaat hij zijn eerste gewelddadige delict.
Daha sonra bunun ölümcül bir hata olduğu ortaya çıkacaktır.Dit bleek later een fatale fout.
Alvaro koşarak yardım istemek için gelir; düelloda Carlo'yu ölümcül yaralamıştır.Alvaro stormt binnen, roepend om hulp, nadat hij Carlos in de tweestrijd dodelijk heeft verwond.
Beren ve Huan Carcharoth tarafından ölümcül biçimde yaralandılar, ancak kurtadamı öldürmeyi başardılar.Huan en Beren slagen erin Carcharoth te doden, maar Huan is zelf dodelijk gewond door de weerwolf.
Zehri insan için ölümcüldür.Het gif is niet dodelijk voor de mens.
Ölü sayısının 224 olmasıyla, bu kaza Mısır tarihinin en ölümcül uçak kazası olarak tarihe geçti.Alle 224 inzittenden kwamen om, waarmee dit de dodelijkste vliegramp is uit de Russische geschiedenis.
Çekilme sırasında Julian ölümcül şekilde yaralandı.Gedurende het gevecht raakt Susan dodelijk gewond.
Koyulan dementia prekoks tanısı o zamanlar ölümcül bir hastalık olarak kabul ediliyordu.Haar diagnose bleek dementia praecox, een ziektebeeld dat destijds gelijkstond aan een doodvonnis.
Savaşta ölümcül bir yara almış ve 26 Haziran 363 günü ölmüştür.Hij stierf voor middernacht, op 26 juni 363.
Bu, operasyonun başından beri gerçekleşen en ölümcül saldırıydı.Dit is de zwaarste aanslag op de missie tot dusver.
Bu olay modern zamanların en ölümcül Hac faciası olmuştur.Hiermee is het de dodelijkste orkaan in jaren.
Kalbe ve beyne verilen zarar daha ölümcüldür.Het brein en het hart zijn hiervoor extra gevoelig.
Maalesef ölümcül hastalık bu planların gerçekleşmesine imkân vermemiştir.Spijtig genoeg verhinderde zijn plotselinge dood dit plan.
Yüksek dozda Eroin ölümcül olabilir.Blootstelling aan hoge doses kan dodelijk zijn.
Bir müddet sonra savaşırken ölümcül bir şekilde yaralandı ve yakalandı.Na de wedstrijd werd hij aangevallen en dodelijk verwond.
Silah atışı da ölümcül derecede sabittir.Want een tweede schot is dodelijk.
Bir önceki komutan Albay Groddek, aynı gün ölümcül biçimde yaralanmıştı ve birkaç gün sonra öldü.Generaal-majoor Michiels raakte zwaar gewond en stierf de volgende dag.
Ölümcül Oyuncaklar serisinde geçen gölgeavcılarının çoğunun aile soyadları burada da tanıtılır.In de meeste kerken bevatten deze sierlijke meubels nog de namen van de laatste confraters.
Sigara içmek ölümcül olabilir.Roken kan dodelijk zijn.
Deniz suyu içmek insanlar için ölümcül olabilir.Zeewater drinken kan dodelijk zijn voor mensen.
Zehirlenmesi genelde ölümcül değildir.Zatrucia nie są zazwyczaj śmiertelne.
Tıpkı Prens Prospero gibi Poe da bu hastalığın ölümcüllüğünü göz ardı etmekteydi.Tak jak książę Prospero, Poe starał się ignorować śmiertelność choroby.
Yarası ölümcül değildi.Rana nie była śmiertelna.
1780 Büyük Kasırgası Atlantik'in gelmiş geçmiş en ölümcül tropikal kasırgası olarak kabul edilir.Wielki Huragan z 1780 – najtragiczniejszy w historii atlantycki cyklon tropikalny.
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir.Zabójczy śmiercionośny wirus dziesiątkuje całą ludzkość.
Silah atışı da ölümcül derecede sabittir.Strzał w skroń okazał się śmiertelny.
Yaklaşık 30 yıl önce, "Konjenital kalp hastalığı" tanısı ölümcül olarak kabul edilirdi."Przez blisko kilkaset lat nostalgię uznawano za chorobę psychiczną".
Alice ve arkadaşları ölümcül bir tuzağa yakalanmışlardır.Tilda i jej koledzy znajdują się w śmiertelnym niebezpieczeństwie.

İlgili Sayfalar