Onur ve ölüm arasında bir seçim yapmalısın.You must choose between honor and death.
Görünüm olumsuzdu.The outlook was negative.
Ölümünden sonra, doktor.After death, the doctor.
Lütfen babanızın ölümüyle ilgili başsağlığımızı kabul edin.Please accept our condolences on the death of your father.
O, ölümden döndüğü için çok şanslı.He was so fortunate as to escape death.
Teslim olmak için alternatif ölümdür.The alternative to surrender is death.
O, bir ölüm kalım meselesidir.It's a do-or-die situation.
En kötü dost ve düşman, ölümden başkası değildir.The worst friend and enemy is but Death.
Son yara ölümcüldü.The last wound proved fatal.
Yargıç onu ölüme mahkûm etti.The judge condemned him to death.
Günahın bedeli ölümdür.The wages of sin is death.
Cinayet ölümle cezalandırılır.Murder is punished by death.
Annelerinin ölümünden sonra çocuklara o baktı.She cared for the children after the death of their mother.
Ölüm acı verir mi?Would it hurt to die?
Onu ölümüne seviyorum.I love her to death.
Ölüm genellikle uykuyla karşılaştırılır.Death is often compared to sleep.
Onun ölüm haberi beni şok etti.The news that he died was a shock to me.
Ölüm nedeni bir kalp kriziydi.The cause of death was a heart attack.
Ölüm cezasını iptal etmeliyiz.We must abolish the death penalty.
Ölüm cezasını kaldırmalıyızWe must abolish the death penalty.
Ölüm cezası kaldırılmalıdır.The death penalty should be abolished.
Bazı insanlar ölümden sonra ebedi hayata inanıyorlar.Some people believe in eternal life after death.
Ölümünden sonra tabloları müzede sergilendi.After his death, his paintings were hung in the museum.
Onun ölüm haberine hepimiz şaşırdık.We were all surprised at the news of his death.
Ölümle yüz yüze kaldık.We stood face to face with death.
Onu ölüme terk ettik.We gave him up for dead.
Benim cevabım olumsuzdu.My reply was negative.
John'un ölümüne şaşırdım.I was surprised at John's death.
Ölümün neye benzediği hakkında bir fikrim yok.I have no idea what death is like.
Ölüm cezasını kaldıracağım.I will abolish capital punishment.
Ölümünü gazete okudum.I read about his death in the paper.
Ona amcasının ölümünden bahsetmeyi elimden geldiğince erteledim.I delayed telling him about his uncle's death as long as I could.
Onun ani ölüm haberine şaşırdım.I was surprised at the news of his sudden death.
Ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorum.I believe in the immortality of the soul.
Biz onun ölümüne ağıt yaktık.We lamented his death.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı ve huzurlu bir ölümle öldü.My uncle lived a happy life and died a peaceful death.
Doğum ve ölüm oranları neredeyse eşitti.The birth rate and death rate were nearly equal.
Ölüm cezasını kaldırmalıyız.We should abolish the death penalty.
Yara onun için ölümcüldü.The wound was fatal to him.
Bir insanın ruhu ölümsüzdür.A person's soul is immortal.
Tüm insanların ölümlü olduğunu biliyoruz.We know that all men are mortal.
İnsan ölümlüdür.Man is mortal.
İnsan ölümden kaçamaz.Man is unable to escape death.
Hiç kimse ölümü önleyemez.No one can avert death.
İnsanlar onun ölüm haberine ağlıyorlardı.People were weeping at the news of his death.
İnsanlar onun ani ölümüne derinden üzüldüler.People regretted his sudden death deeply.
Geçen ay kasabada ölümlerden 20 fazla doğumlar vardı.There were 20 more births than deaths in the town last month.
Savaş kente ölüm ve yıkım getirdi.The war brought about death and destruction in the city.
Seçenekler özgürlük ve ölümdür.The alternatives are liberty and death.
Bütün millet kahramanın ölümüne yas tuttu.The whole nation mourned the hero's death.
Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Oğlunun ölüm haberini duyduğu an o, gözyaşlarına boğuldu.The moment she heard the news of her son's death, she burst into tears.
Köylüler ölümden sonraki bir hayata inanıyorlar.The villagers believed in a life after death.
Birçok ülke ölüm cezasını kaldırdı.Many countries have abolished capital punishment.
Sadako zayıflarken, ölüm hakkında daha çok düşündü.As Sadako grew weaker, she thought more about death.
Hiç kimse ölümden kaçamaz.Nobody can escape death.
Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.Birth is, in a manner, the beginning of death.
Ölümcül hatalar dikkatsizlikten ortaya çıkar.Fatal errors arise from carelessness.
Babamın ölüm haberinini aldığımda sadece üç gündür Tokyo'daydım.I had been in Tokyo only three days when I received news of my father's death.
Bana babamın ölümünü bildiren telefon konuşmasını aldığımda tamamen telaşlanmıştım.When I got the phone call telling me of my father's death, I was completely flustered.