Arabadaki 'şeyleri' ölçmek için birçok sensörümüz var.لدينا الكثير من أجهزة الإحساس في السيارة لقياس العمليات.
Arabadaki 'şeyleri' ölçmek için birçok sensörümüz var.ここにあるレーシングカーで言えば
Araştırmacılar ıslığın karmaşıklığını ölçmek için bilgi kuramından yararlandılar.Forscher konnten die Komplexität der Pfeiftöne mithilfe der Nachrichtentheorie messen.
Araştırmacılar ıslığın karmaşıklığını ölçmek için bilgi kuramından yararlandılar.과학자들은 돌고래 휘파람의 복잡성을 정보 이론을 사용해 측정했습니다.
Araştırmacılar ıslığın karmaşıklığını ölçmek için bilgi kuramından yararlandılar.Os investigadores têm avaliado a complexidade dos assobios usando a teoria da informação.
Araştırmacılar ıslığın karmaşıklığını ölçmek için bilgi kuramından yararlandılar.Дослідники виміряли складність свисту, використовуючи інформаційну теорію.
Araştırmacılar ıslığın karmaşıklığını ölçmek için bilgi kuramından yararlandılar.חוקרים למעשה מדדו את מורכבות השריקה בעזרת תיאוריית המידע,
Araştırmacılar ıslığın karmaşıklığını ölçmek için bilgi kuramından yararlandılar.في الواقع، قامت الأبحاث بقياس تعقيدات الصافرة بواسطة نظرية المعلومات
Araştırmacılar ıslığın karmaşıklığını ölçmek için bilgi kuramından yararlandılar.イルカのホイッスル鳴きの複雑さを分析し 鳴き声は 人の言語とすら比較できるほど 高度に複雑であるとしています
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Apoi trebuia să măsor nivelul moralității.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Azután meg kellett mérjem a moralitást.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Dann musste ich die Moral messen.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Depois tinha de medir a moralidade.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Derefter måtte jeg måle morale.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Después tuve que medir la moralidad.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.이제 그런 다음에는 도덕성을 측정해야 했지요
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Lalu saya harus mengukur moralitas.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Maintenant, je dois trouver comment mesurer la moralité.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Następnie musiałem zmierzyć poziom moralności.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Pak jsem musel změřit morálku.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Poi ho dovuto misurare la moralità.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Potom som musel odmerať morálnosť.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Rồi sau đó tôi còn phải đo đạc sự đạo đức.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Tämän jälkeen minun piti mitata moraalia.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Vervolgens moest ik moraliteit meten.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Έπειτα έπρεπε να υπολογίσω την ηθική.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Після цього потрібно було виміряти моральність.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.Потом я должен был померить мораль.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.След това, трябваше да измеря моралността.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.ואז היה עליי למדוד מוסריות.
Ardından ahlakı ölçmeliydim.ومن ثم توجب علي قياس مستوى الأخلاق
Ardından ahlakı ölçmeliydim.「道徳感」の測定は 壮大なプロジェクトです
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.A je spousta různých způsobů, jak ho změřit.
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.E há muitas maneiras diferentes para realmente medir isso.
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.Jest wiele sposobów na mierzenie promieni atomowych.
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.그리고 이것을 재기위해서 많은 다른 방법들이 있습니다.
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.Og der er mange forskellige måder at faktisk måle dette.
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.Und es gibt viele verschiedene Möglichkeiten, dies tatsächlich zu messen.
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.Y hay un montón de maneras diferentes para medir el radio.
Aslında atom çapını ölçmek için birçok farklı yöntem var.Є багато різних способів його виміряти.
Bence, problemin bir kısmı şu ki baskın eğitim kültürü öğretme ve öğrenmeye odaklanmalı ama ölçmeye değil.제가 생각하기에, 여기서 문제는 현재의 지배적인 교육 문화는 가르침이나 배우는 것이 아니라 시험을 보는데 초점을 맞추고 있습니다.
Bence, problemin bir kısmı şu ki baskın eğitim kültürü öğretme ve öğrenmeye odaklanmalı ama ölçmeye değil.וחלק מהבעיה, לדעתי, הוא שתרבות החינוך השלטת הולכת ומתמקדת לא בהדרכה ובהוראה, אלא בבחינה.
Bence, problemin bir kısmı şu ki baskın eğitim kültürü öğretme ve öğrenmeye odaklanmalı ama ölçmeye değil.وجزء من المشكلة، حسب اعتقادي، أن الثقافة المهيمنة في التعليم تركّز ليس على التدريس والتعلم، بل على اﻻختبار.
Bence, problemin bir kısmı şu ki baskın eğitim kültürü öğretme ve öğrenmeye odaklanmalı ama ölçmeye değil.教育が 教え学ぶことより テストすることに 重点を置くように なったことにあります テストは重要で 標準テストにも役割はあります
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ki pedig én velem beszéle, annál vala egy arany vesszõ, hogy megmérje a várost, és annak kapuit és kõfalát.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ten, co mówił ze mną, miał trzcinę złotą, a zmierzył miasto i bramy jego, i mur jego.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ten, kterýž mluvil se mnou, měl třtinu zlatou, aby změřil město i brány jeho i zed jeho.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ten, ktorý hovoril so mnou, mal mieru, zlatú trstinu, aby odmeral mesto i jeho brány i jeho múr.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Celui qui me parlait avait pour mesure un roseau d`or, afin de mesurer la ville, ses portes et sa muraille.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Colui che mi parlava aveva come misura una canna d'oro, per misurare la città, le sue porte e le sue mura
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Ðấng nói cùng ta tay cầm một cái thước, tức là cây sậy bằng vàng để đo thành, các cửa và tường của thành.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Ðấng nói cùng ta tay_cầm một cái thước , tức_là cây sậy bằng vàng để đo thành , các cửa và tường của thành .
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.De engel die met mij sprak, had een gouden meetlat om de stad, de poorten en de muur op te meten.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.El que hablaba conmigo tenía una caña de medir, de oro, para medir la ciudad, sus puertas y su muro
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.In z menoj govoreči je imel merilo zlato, da izmeri mesto in vrata njegova in zid njegov.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.내게 말하는 자가 그 성과 그 문들과 성곽을 척량하려고 금 갈대를 가졌더라
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Och han som talade till mig hade en gyllene mätstång för att därmed mäta staden och dess portar och dess mur.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Og han som talte med mig, hadde et gullrør forat han skulde måle staden og dens porter og dens mur.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Und der mit mir redete, hatte ein goldenes Rohr, daß er die Stadt messen sollte und ihre Tore und Mauer.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.А той, хто говорив зо мною, мав золоту тростину, щоб змірити город і ворота його, і мур його.