ölçüde ile cümle

ölçüde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Zwicky, gökada araştırmaları ve katalog üretimi için önemli ölçüde zaman ayırmıştır.Цвики отделя значително време в търсене на галактики и подреждането им в каталози.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Горивото и продоволствието застрашително намаляват.
Bu çekingenliğinin sonucu olarak Amiral Ingenohl'un itibarı büyük ölçüde zarara uğradı.Ето защо, според изследователите, славата на майор Катанич му е била крайно неприятна.
Bu nedenle bir fırlatma borusu roketin hızını ve irtifasını önemli ölçüde artırır.Такава височина на полета позволява значително да се увеличи далечината на полет и скоростта на ракетата.
Onun eni ve boyu bir ölçüde olsun.В промили и общ брой.
Özellikle taş işlemeciliğinin henüz günümüzdeki ölçüde gelişmediği antik dönemlerde sıkça kullanıldı.В миналото тя е много критикувана, че стоманата по това време още не е било произвеждана.
Şehir, 12 Ocak 2010 da gerçekleşen 2010 Haiti Depremi ile büyük ölçüde yıkılıp ağır hasar gördü.Най-скорошното катастрофално земетресение в района е земетресението на 12 януари 2010 г., поразило Хаити.
Çünkü Rus ordusu mühimmat stoklarını büyük ölçüde tüketmiş durumdadır.В резултат, руските снаряди стават доста по-леки.
Manyetik alan her maddeyi belli bir ölçüde etkiler.Всички вещества притежават в една или друга степен магнитно съпротивление.
Höyüğün en üst tabakası eski yıllarda köprü inşaatı sırasında büyük ölçüde tahribata uğramıştır.По-голямата част от нейното семейство е избито по време на Голямата чистка от следващите години.
Büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmişti.До голяма степен той се самообразова.
Bu dişler diğer dişlerden önemli ölçüde daha büyüktür.Пример за това е големината на зъбите.
Geniş ölçüde konuşulan diğer dil de Kırım Tatarcası'dır.Много по-голям обаче е броят на посочилите като майчин език татарския.
Bu girişimlerinde büyük ölçüde başarı sağladı.Учи ни на това, че при полагането на големи усилия, се постига голям успех.
Yani biz insanlar ne ölçüde birbirimize benziyoruz, ne ölçüde birbirimizden farklıyız?”Казва се 'ние сме едно, но не сме същото'.
1600 - San Marino'da geçerliliği halen büyük ölçüde devam eden Anayasa kabul edildi.1600 г. – Сан Марино приема конституцията си.
Büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmişti.Naprotiv, uloga joj je narasla.
1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula 1'de yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi.Zbog tehnoloških napredaka u 90-tima cijena natjecanja u Formuli 1 je dramatično porasla.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.Ekonomski teret hepatitisa C značajan je kako za pojedinca tako i za društvo.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Programi za prevenciju opeklina su bitno smanjili broj slučajeva teških opeklina.
Bu onun büyük ölçüde eşsiz karakterinden dolayıdır.Njegova krivnja je jedinstvena u njezinoj veličini.
Silica fiberleri düzensiz materyallerdir, bu yüzden mikroskobik ölçüde yoğunlukları değişir.Silikatno vlakno predstavlja nehomogen materijal, pa njegova gustoća se neznatno mijenja.
Öte yandan Alman 6. Ordusu Stalingrad içindeki çatışmalarda büyük ölçüde zayiat vermişti.Šesta armija je pretrpila velike gubitke tijekom borbi u Staljingradu.
Sonraki dönemde Ermeniler İran'ın kültürel ve ekonomik gelişimine büyük ölçüde katkıda bulunmuştur.Čak i na kraju, islamska Granada bila je ekonomski i kulturno znatno razvijenija od kršćanskih zemalja.
Bu büyük ölçüdeki mali muameleler haftada bir kez gerçekleştirilecektir.Zlato se može kupiti u ograničenim količinama tjedno.
Batıdan gelen kozmik ışın yoğunluğu Doğu'dan gelenden önemli ölçüde daha büyük olduğu belli oldu.Primijetili su da sa zapada dolazi više kozmičkih zraka nego s istoka.
Avrupa'nın tümünde süs bitkisi olarak geniş ölçüde yetiştirilmektedir.Raste diljem Europe kao vrlo čest korov.
Gerçek hata oranları gene ölçüde değişebilir.Razmjer negativnih učinaka može varirati.
Klein büyük ölçüde rahatsız oldu.Tony je u bijesu ošamari.
Bu göç, köy nüfusunun önemli ölçüde azalmasına sebep olmuştur.Taj je most uvelike popravio kvalitetu života lokalnoga stanovništva.
Modern Öncesi Tarih Japonya'nın erken dönem hukukunun ciddi ölçüde Çin hukukundan etkilendiği düşünülmektedir.Japansko pravo je u ranom periodu bilo pod utjecajem kineskog prava.
M60 Patton büyük ölçüde M48 Patton tankını temel alır.II zadržala je veću kupolu sa M60 Pattona.
Kolordu'nun tümenlerinden biri olan 22. Panzer Tümeni, çatışmaların sonunda büyük ölçüde imha olmuştur.Dio korpusa, 22. tenkovska divizija, je u borbama koje su uslijedile gotovo u potpunosti uništena.
Bu eser Stravinsky'i büyük ölçüde etkilemiştir.Osjećam li povezanost sa Strappingom?
Bu reaksiyon ısısından sanayide büyük ölçüde faydalanılır.U praksi stvarni toplinski strojevi zaostaju znatno za ovim stupnjem iskorištenja.
Birinci nesil Supra büyük ölçüde Toyota Celica liftbacke dayanmakta olup 129.5 mm daha uzundu.Prvá generácia Supry bola skoro celkom na základe Toyoty Celica liftback, ale bola dlhšia o 129,5 mm.
Ekonomi büyük ölçüde merkezi olarak düzenlenmişdi ve işleyişi sıkı bir biçimde denetlenmekteydi.Väčšina ekonomických aktivít bola organizovaná centrálne a prísne riadená.
Büyük ölçüde Slovak hükümeti tarafından finanse edildi.Čiastku rozhoduje slovenská vláda.
Bu girişimlerinde büyük ölçüde başarı sağladı.Pri ich riešení mal stopercentnú úspešnosť.
Ancak 2014 yılına kadar istenen büyük ölçüde sağlanılamamıştır.Zaslúžená úcta mu však mohla byť plne prejavovaná až po roku 1989.
Onun hesabı büyük ölçüde gözardı edildi.Toto číslo bolo silne podhodnotené.
Benlik modeli, kişinin ne ölçüde kendini sevgiye layık, değerli bir birey olarak gördüğüdür.Chýba vnímanie partnera ako ľudskej bytoti zasluhujúcej si osobitú pozornosť a lásku.
Rastgele yapılan apartmanlar kentin görünümünü önemli ölçüde değiştirdi.Augustova stavebná činnosť významne zmenila výzor hlavného mesta.
(Ancak sayısal yayıncılık bu sınırlamaları büyük ölçüde kaldıracaktır.)(S malou prestávkou na prelome týchto sérií).
Boy yapıları büyük ölçüde Tanrı Dağları Kırgızlarınkiyle aynıdır.Ako dojka boha Hora bola Nebthet stotožňovaná s dojkou božských faraónov.
Bu hükümet zamanında ekonomik ilerleme büyük ölçüde devam etti.Počas ich vlády nastal určitý ekonomický rozvoj.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.Čítať sa naučil skoro sám.
İskelet büyük ölçüde eklemli ve sıkıştırılmamıştır.Prvá náprava je zosilnená ale nie hnaná.
Ancak, çağın bilim camiası tarafından büyük ölçüde göz ardı edildi.Čo zo starej múdrosti potvrdila súčasná veda. .
Fransa'nın dış ilişkileri büyük ölçüde kurucu üyesi olduğu Avrupa Birliği politikalarınca şekillenmektedir.Francúzsko je zakladajúcim členom Európskej únie a to veľkou mierou definuje francúzsku zahraničnú politiku.
Gündüz ile gece, yaz ile kış mevsimleri arasındaki sıcaklık farkları önemli ölçüde büyüktür.V tropickom pásme, kde je dĺžka dňa v lete takmer rovnaká ako dĺžka dňa v zime, by to nemalo význam.
Bu eser Stravinsky'i büyük ölçüde etkilemiştir.Plechanov mal v tomto období na Ulianova veľký vplyv.
Atmosferde bulunan C02 gazının oranı insanların yaşadığı çağlar boyunca önemli ölçüde değişmemiştir.Obsah plynov v atmosfére Zeme sa v jej dejinách výrazne menil.
Bu gelişmelerde Amerika'nın gelişmesinde büyük ölçüde rol oynadı.Významne sa svojim dielom zaslúžil o vznik Spojených štátov amerických.
İngiliz dili de bu kültür karışımından önemli ölçüde etkilendi.Aj móda, ktorú táto kapela priniesla je pre kultúru dôležitou.
Günümüzde laptop mimarisinin temel unsuru işlemciler ise büyük ölçüde AMD ve Intel tarafından sağlanmaktadır.V súčasnosti procesory pre notebooky sú hlavne od firiem Intel alebo AMD.
Bu dönem zarfında kültür ve teknoloji önemli ölçüde ilerledi.V tomto období sa výrazne zmodernizovalo vzdelávanie a organizácia.
Terminal binası 1999'da modernize edildi ve 2008'de büyük ölçüde genişletildi.Terminál letiska prešiel v roku 2008 modernizáciou, čo malo za následok zdvojnásobenie jeho kapacity.
Döngünün sonlarına doğru yaklaştıkça, önemli ölçüde daha parlak olacak.Čím bude bod svetlejší, tým väčšia hodnota sa do pamäte uloží.
Bu erken dönemde gökadalar büyük ölçüde yıldız doğumları yaşamışlardır.Práve v takýchto mrakoch vznikajú hviezdy.

İlgili Sayfalar