ölçüde ile cümle
ölçüde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu onun büyük ölçüde eşsiz karakterinden dolayıdır."Hans skyld er enestående i sin enorme udstrækning.
Ekonomisi büyük ölçüde çeşitlendirildi ve İzlanda, 1994 yılında Avrupa Ekonomik Alanına dahil oldu.Landets økonomi blev udbredt og liberaliseret betragteligt med Islands indtræden i EØS i 1994.
Ayrıca sürekli olarak mevcut olmayan bir yapıdır ve boyutunu önemli ölçüde değiştirir.Den er ikke altid tilstede, og den varierer meget i størrelse.
Alman Yeniden Birleşmesi'nin ardından akademinin altyapısı büyük ölçüde yeniden tasarlandı.Under den resterende tid på posten som udenrigsminister var Tysklands genforening det store emne.
Sovyetler Birliği’nde de okullarda Rusça öğretim yapılması nedeniyle Nogayca büyük ölçüde geriledi.For ikke-russere var der også obligatorisk undervisning i russisk.
Bu kararın büyük ölçüde Halhin Gol Savaşı'na bağlı olduğu söyleniyordu.Det hævdes, at det i vidt omfang skyldtes slaget ved Khalkhin Gol.
Hitler, yürüttüğü seçim kampanyasında Alman kamuoyundan büyük ölçüde destek gördü.Hitler arrangerede en folkeafstemning og fik massiv støtte for sin politik hos folket.
Günümüzde büyük ölçüde kanal içine alınmış durumdadır.Kanalerne er i dag i stor grad tilgroede.
17. yüzyıl ortalarından itibaren de önemli ölçüde azalmıştır.Også i krigene i det 17. århundrede har den vistnok lidt meget.
Bu durum büyük ölçüde 366.Disse antal summerer imidlertid kun op til 366.
Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.Lungekræft er også blevet forbundet med passiv rygning.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.På klaveret fandt han sig selv nogenlunde til rette.
Komünist dönemde, endüstriyel gelişme büyük ölçüde hızlanmıştır.Efter 1900 tog industrialiseringen for alvor fart.
Şubat 1948'de müzikal biçimciliğe karşı mücadele olarak bilinen geniş ölçüde bir temizleme harekâtı başlattı.I februar 1948 indledte han udrensninger indenfor musikområdet, almindeligt kendt som kampen mod formalisme.
Köyde tarım büyük ölçüde gelişmiştir.I det østlige Afrika er bestanden øget betydeligt.
Ancak 2014 yılına kadar istenen büyük ölçüde sağlanılamamıştır.Men det var først i slutningen af 2014 der for alvor kom skred i tingene.
Şarap tüketimi önemli ölçüde Türkiye'yi ziyaret eden turistler tarafından gerçekleştirilir.Man må antage, at øgningen til dels skyldes et øget antal af turister, der besøger øen.
Bu olay neticesinde devletin gücü önemli ölçüde sarsıldı.Til disses løsning anså Stortinget Rigsrettens mellemkomst påkrævet.
1920 öncesinde büyük ölçüde sağlam ama şimdi tamamen tahrip olmuştur.Den blev allerede i 1811 fredet, men er nu næsten ødelagt.
Osmanlı ekonomisi ve maliyesi büyük ölçüde yabancıların denetimine girdi.Jordegods og bispesæder kom under fremmed kontrol.
Sanal cihazlar, çağdaş ölçü araçlarının geliştirilmesinde geniş ölçüde kullanılır.Virtual instrumentation anvendes ved udviklingen af moderne instrumenter.
Hemen ardından Birleşik Krallık birlikleri önemli ölçüde takviye edilmiştir.Snart fik russerne betydende forstærkninger.
Materyale belirli ölçüde hareketlilik katarak kullanıcıyı rahatlatacak, işini kolaylaştıracaktır.Smart brugerflade gør driften lettere.
Sanayi etkinlikleri büyük ölçüde deri, gıda, ağaç ve maden işlemeye dayanır.Dette gør, at de absorberer smagen af jord, træ og røg.
Son 30 yıl içinde sürekli göç olması nedeniyle nüfus büyük ölçüde azalmıştır.Befolkningstallet er som resultat af udviklingen steget markant i de sidste 30 år.
Güneşdışı gezegenlerin keşfiyle araştırma konusu büyük ölçüde genişledi.Den udvidede måneforskernes rækkevidde kraftigt.
Bu dönem zarfında kültür ve teknoloji önemli ölçüde ilerledi.I denne perioden blomstrede også ytringsfriheden og kultur i nogen udstrækning.
Okyanusya'ya hiçbir zaman büyük ölçüde yerleşme olmamıştır.Der har aldrig udfoldet sig noget stort fiskeri fra denne havn.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.Plutos generelle rødhet har også økt betydelig mellom 2000 og 2002.
Savaş, büyük ölçüde İki Savaş Arası Dönem'deki Sovyet-Polonya sınırını belirledi.Krigen bestemte i stor grad den sovjetisk-polske grensen for mellomkrigstiden.
Croc 2'deki oynayış, önceki oyunuyla önemli ölçüde değişmiştir.Gameplayet i Jak II er veldig forskjellig fra det forrige spillet.
Proust son üç yılını büyük ölçüde yatak odasında geçirdi.Proust tilbrakte de siste tre årene av sitt liv på rommet sitt.
1600 - San Marino'da geçerliliği halen büyük ölçüde devam eden Anayasa kabul edildi.1600 – San Marino fikk sin konstitusjon.
Hurri kültürü Hititlerin dini üzerinde önemli ölçüde etkili olmuştur.Hurrittisk kultur hadde stor innflytelse på religion til hettittene.
Bu günlerde büyük bir ölçüde hasar gördü.Det ble også denne gangen store materielle skader.
Karakteristik özellikleri Vampir Kont Drakula'dan yoğun ölçüde etkilenilmiştir.Lucy er fascinert av grev Dracula.
Genom boyutu türler arasında büyük ölçüde değişir.Størrelsen varierer mye mellom artene.
Ekonomi büyük ölçüde merkezi olarak düzenlenmişdi ve işleyişi sıkı bir biçimde denetlenmekteydi.Mye av økonomien var sentralisert organisert og strengt kontrollert.
Ancak Kadışehirliler sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde meyve yetiştiriciliği yapmaktadırlar.De bygges kun når biene har bruk for dronninger (se ovenfor).
Önemli ölçüde Macaristan ve Hırvatistan'da Holokost'a katkıda bulunmuştur.Han bidro i sterk grad til holocaust i Ungarn og Kroatia.
Bu erken dönemde galaksiler büyük ölçüde yıldız doğumları yaşamışlardır.Under denne tidlige epoken gjennomgikk galaksene en stor økning i stjernedannelser.
Günümüzde büyük ölçüde kanal içine alınmış durumdadır.Kanalen er i dag i stor grad gjengrodd.
Doğu Cephesi'ndeki çatışmalar büyük ölçüde sona erdi.Kampene på østsiden av Mjøsa var dermed over.
Japonya din ve kültür anlamında büyük ölçüde Çin'den etkilenmiştir.Thai-kulturen ble i stor grad påvirket av både Kina og India.
Devlet başkanlığı büyük ölçüde sembolik bir makamdı.Presidentembedet er i stor grad symbolsk.
1832 yılında meydana gelen depremde de büyük ölçüde yapıda hasarlanma olmuştur.Kanskje hadde de også et stort forlis i 1842 i minne.
Bu zaman zarfında ekonomik sabitlilik artarken kronik enflasyon da büyük ölçüde düşürüldü.Inflasjonen økte, samtidig som landet hadde en kronisk varemangel.
Uçuş büyük ölçüde başarılıydı.Flyet ble en stor suksess.
Roma müziği büyük ölçüde Yunan müziğine dayanıyordu ve Roma hayatının birçok alanında önemli bir rolü vardı.Gresk kultur hadde mektig innflytelse på Romerriket, som bar en versjon av den til mange deler av Europa.
Şehir, 12 Ocak 2010 da gerçekleşen 2010 Haiti Depremi ile büyük ölçüde yıkılıp ağır hasar gördü.Et kraftig jordskjelv rammet Haiti 12. januar 2010.
Filmin kısıtlı bütçesi yapım aşamasını büyük ölçüde etkiledi.Dette påvirket igjen budsjettet til kortfilmer negativt.
Hisar 17. yüzyılın bitimine yakın geniş ölçüde değişimlere uğradı.Situasjonen hadde endret seg radikalt mot slutten av 18. dynasti.
2002 nüfus sayımına göre ise etnik Altaylar önemli ölçüde artmıştır.En internasjonal undersøkelse fra september 2007 viste at antall KOLS-tilfeller øker kraftig jo eldre vi blir.
Zamanla Claudius tarihçilerin anlatıları dışında büyük ölçüde unutuldu.Etterhvert som tiden gikk, ble Claudius for det meste glemt, og fantes bare i historikernes beretninger.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Imidlertid var prisutviklingen for fisk og kjøtt relativt mindre fallende.
Böylelikle kendi yemlerini kendileri ürettikleri için maliyetlerde önemli ölçüde düşüklük yapılmıştır.Etter hvert så greide de også å opparbeide seg en enorm gjeld der de drev handel.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.Biaya pengobatan hepatitis C cukup bermakna baik terhadap pribadi maupun masyarakat.
Napolyon'un itibarı ağır biçimde zedelendi, Avrupa'daki Fransız hegemonyası ciddi ölçüde zayıfladı.Reputasi Napoleon hancur seketika, dan hegemoni Prancis di Eropa melemah secara drastis.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.Sejarawan medis percaya bahwa farmakologi Mesir kuno, misalnya, sebagian besar tidak efektif.
Dördüncü albüm Prism, büyük ölçüde dans ve pop müzik albümüdür.Album keempat Perry, Prism, secara signifikan dipengaruhi oleh musik dansa dan pop.