ölçüde ile cümle

ölçüde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Buna karşılık son 75 yıl içinde bu özellik büyük ölçüde değişime uğradı.Din anii 50, însă, personajul a suferit modificări destul de mari.
Caius hakkında sahip olunan bilgiler, büyük ölçüde Liber Pontificalis'te aktarılanlarla sınırlıdır.Tot ce se cunoaște despre acest papă provine din Liber Pontificalis.
Ayrıca, bu yüksek ölçüde izotropik olmayan bir sistemdir.De asemenea, are un creier care nu funcționează foarte rapid.
Devlet, kayda değer hükümet harcamalarıyla ekonomiyi bir ölçüde kontrol eder.Statul controlează o parte din economie, având un nivel substanțial al cheltuielilor guvernamentale.
SMTP geniş ölçüde 1980 lı yılların başlarında kullanılmaya başlandı.SMTP a inceput sa fie folosit mai des la inceputul anilor ‘80.
Sonuçlar son 20 yıllık süre içerisinde önemli ölçüde değişmiştir.Progresul, în desfășurare, a fost totuși semnificativ de-a lungul ultimilor 20 de ani.
Bu işlem hem moleküler hem de mikroskobik ölçüde gerçekleştirilir.Experimentările se fac atât la nivelul microscopic cât și molecular.
Ayrıca yetişkinlerde de önemli ölçüde bir farklılık göstermez.Mai mult, pentru oamenii în vârsta aceasta reprezintă și o diferență strict legată de etate.
Bu vergilendirme bütün yurttaşların olanaklarına göre eşit ölçüde bölünmelidir.Aceasta va fi raportată în mod echitabil fiecărui cetățean, în funcție de veniturile fiecăruia.
Japonya din ve kültür anlamında büyük ölçüde Çin'den etkilenmiştir.Cultura thailandeză a fost influențată, în cea mai mare parte, de China și India.
Okyanusya'ya hiçbir zaman büyük ölçüde yerleşme olmamıştır.Condimentele mediteraneene nu lipsesc niciodată.
Çocukken Morrissey büyük ölçüde film, televizyon ve Gene Kelly müzikalleri ile ilgili oldu.De mic copil, Stefani a fost încântată de muzicaluri precum Sunetul muzicii și Evita.
Beslenme büyük ölçüde buğday ve buğday ürünlerine dayanır.O vom regăsi deci în pâinea completă și în germenii de grâu.
Bu ışıma senkroton ışığı olarak adlandırılır ve önemli ölçüde hızlanan parçacığın hacmine bağlıdır.Această radiație se numește „lumina sincroton” și depinde în mare parte, de masa particulei.
Cyptokokkal menenjitte intrakraniyel basınç (kafa içi basıncı) önemli ölçüde yükselmiştir.În meningita criptococică, presiunea intracraniană este semnificativ crescută.
Arıcılıktan önemli ölçüde bal elde edilirdi.Acolo s-a remarcat printr-un grad ridicat de absenteism.
Faşizm, nazizme göre bir ölçüde daha ılımlıydı.Ei considerau că stalinismul era un rău cu mult mai mare decât fascismul.
İbadet mekânı oldukça geniş ölçüde pencerelerle aydınlatılmıştır.Spațiul interior este iluminat prin multe ferestre.
Bölgede büyük ölçüde mera hayvancılığı yapılmaktadır.În această regiune numărul speciilor de animale sălbatice este mai ridicat.
Tasarım büyük ölçüde Bilgisayar destekli tasarım (CAD) programı olan CATIA programı ile gerçekleştirilmiştir.Această programare este în prezent foarte automatizată datorită proiectării asistată de calculator (CAD)​​.
Ülkenin büyük ölçüde çöllerle kaplı olmasından dolayı, ülke yaşayanların %90'ı kıyı şehirlerinde yaşamaktadır.Fapt pentru care peste 90% din populație este aglomerată în marile orașe de pe sau în apropierea coastei.
Dahası devlet yönetiminde önemli ölçüde güç ve etki sahibidirler.În schimb, parlamentul și șeful guvernului au căpătat roluri extrem de importante.
Bir ölçüde söylediklerine katılıyorum.Sunt de acord cu ceea ce spui într-o anumită măsură.
Vergi artışları hayatlarımızı önemli ölçüde etkiledi.Creșterile fiscale au afectat viața noastră, într-o măsură semnificativă.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.A hepatitis C jelentős gazdasági terhet ró az egyénre és a társadalomra egyaránt.
Bu ürün Pepsi Max ile ilişkili değildir, çünkü önemli ölçüde farklı bileşenleri vardır ve kalori içermez.Ez a termék nem hasonlít a Pepsi Max termékhez, mivel lényegesen eltérő összetevőkből áll, és kalóriamentes.
Gunkan veya bazı diğer makimono yapımlarında ise uygun boyutta maki, standart ölçüdeki boyuttan kesilir.Gunkan és pár másféle makimono készítéséhez megfelelő méretet kell vágni egy teljes lapból.
1953'te Stalin'in ölümünün ardından, Volga Almanları için durum önemli ölçüde gelişti.Sztálin halála után, 1953-ban drámai módon javult a volgai németek helyzete.
Savaş, büyük ölçüde İki Savaş Arası Dönem'deki Sovyet-Polonya sınırını belirledi.A háború nagy mértékben meghatározta a két világháború közti lengyel–szovjet határt.
Bu yönetim gaspı büyük ölçüde kan dökülmeden yapıldı ( Zosimus sadece bir kurbanın adını veriri).A hatalomátvétel nyilvánvalóan vérontás nélkül ment végbe (Zosimus csak egyetlen áldozatról számol be).
Ancak bu savaşlar sadece Atina'yı değil tüm Yunanistan kent devletlerini önemli ölçüde zayıflatmıştır.Azonban nem csak Athén szenvedett veszteségeket, teljes Görögország jelentősen meggyengült a háborúban.
Ayrıca sürekli olarak mevcut olmayan bir yapıdır ve boyutunu önemli ölçüde değiştirir.Nem mindig van jelen és a mérete jelentősen változékony.
Manyetik alan her maddeyi belli bir ölçüde etkiler.Minden műszernek vannak olyan hibái, melyek a mérést befolyásolják.
Trafik sıkışıklığı önemli ölçüde arttı.Emiatt forgalma jelentősen megnőtt.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.Nagyon jelentős károkat okozhat az olajszennyezés.
Birinci Çağ’ın savaşlarında yer aldılar, çağın sonundaki Öfke Savaşı’nda büyük ölçüde yok edildiler.Részt vettek az elsőkori nagy csaták többségén, és legtöbbjük az Izzó Harag Háborúja során pusztult el.
Bir şeyi kavramak, onu bir ölçüde kavramsallaştırmak demektir.Egy dolgot megismerni, azt jelenti mint formáját értelemmel felfogni, megérteni.
Büyük ölçüde İspanyol mutfağından da etkilenmiştir.A helyi konyhában érződik a régi idők spanyol hatása is.
Gençlik yaşlarında Ziya Gökalp'ten büyük ölçüde etkilenmiştir.Munkássága idején Zilah hatalmas fejlődésen ment keresztül.
Model bu günlerde geniş ölçüde parçacık fiziğinin Standart Modelinin destekçisi olarak kabul görüyor.Jelenleg széles körben elfogadott a részecskefizika standard modelljének egyik alapjaként.
Böylece Avrupa'da 1990 öncesinin askeri, ekonomik ve siyasi kutuplaşması önemli ölçüde ortadan kalkmıştır.Ennek ellenére az amerikai gazdasági, politikai és katonai segítség addig soha nem látott szintre emelkedett.
Bu kararın büyük ölçüde Halhin Gol Savaşı'na bağlı olduğu söyleniyordu.Egyes feltételezések szerint ez a népmozgás összefügghetett a trójai háborúval.
1989'da, Yeni Zelanda'da yerel yönetimlerin yapısı önemli ölçüde yeniden organize edildi.Észak-Írországban 1973-ban jelentősen átszervezték a közigazgatást.
Ülkenin dış ticaret ilişkileri büyük ölçüde bu limandan karşılanır.Az ország külkereskedelmének nagy része Cotonou kikötőjén keresztül bonyolódik.
Bu durum büyük ölçüde 366.Egy hülye terv 328.
Büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmişti.Ezután hosszanti irányban nőtt meg.
Şarkı müzik aranjmanını büyük ölçüde John Barry'nin "You Only Live Twice" parçasından ödünç alıyor.A dal zenei alapját John Barry zeneszerző James Bond Csak kétszer élsz című filmhez készült főcímzenéje adta.
Rus birlikleri Galiçya'da büyük ölçüde başarı elde etti.Galíciában az orosz hadseregek jobb helyzetben voltak.
Öte yandan uzun mesafeli ticaret büyük ölçüde kesilmiştir.Ilyen bőség mellett kiterjedt kereskedelem folyt.
Böyle bir yol sadece değişimlerin sonsuz ölçüde yavaş sınırlandırılmasıyla gerçekleşebilir.Ezt a feladatot szigorúan véve csak fokozatmentes sebességváltók alkalmazásával lehet megoldani.
Son yıllarını büyük ölçüde kör olarak geçirdi.Utolsó éveit megvakulva töltötte.
Bunun sonucunda bu dönemde oynayışı fark edilir ölçüde gerilemiştir.Érdekes, pedig az ő korában mindent lejjebb játszottak.
Ayrıca yetişkinlerde de önemli ölçüde bir farklılık göstermez.Az ivarokat csak felnőtt korban könnyű megkülönböztetni.
Bu serumlar Hindistan'da büyük ölçüde mevcuttur.Az ilyen mandulák nagy mennyiségben találhatók Brazíliában.
Bu çalışma ortamı büyük ölçüde geliştirir ve sorunları operatör maruz kaynaklanan azaltır.Ezt a szervezet vészhelyzetekben használja, ekkor az illető tudatossági szintje lecsökken.
Ejderhanın stili Çin ejderhasından büyük ölçüde etkilenmiştir.A sárkányok tulajdonságait erősen befolyásolta a kínai hatás.
Suriye ayaklanması sırasında büyük ölçüde sessiz kaldı.Latakia azonban a szíriai konfliktus alatt végig nyugodt terület maradt.
Köyün ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalıdır.Kétségtelen, hogy a falu ekkor éri el legnagyobb gazdasági súlyát.
Okur yazarlık büyük ölçüde gelişti ve standart bir edebi dil ortaya çıkarıldı.A példányszám emelkedett, és stabil olvasói bázist épített maga köré.
Yabancı medyalara erişim halen sıkı ölçüde kısıtlanmaktadır.Ezek médiapiaci koncentrációja korlátozás alá esik.

İlgili Sayfalar