ölçüde ile cümle

ölçüde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İnsanların geçimi büyük ölçüde hayvancılığa dayanır.Забарвлення сильно залежить від стану тварини.
Birlik üyesi Balkan ülkelerinde de önemli ölçüde Müslüman nüfus yaşamaktadır.Досі в деяких східних мусульманських країнах чоловіки мають право на полігамію.
Şehir, Alman birliğinden beri dikkate değer ölçüde gelişmiştir.Важливість міста різко зросла після німецького вторгнення у Радянський Союз.
Onun korkusuzca geleneklere karşı çıkması büyük ölçüde filozof Paul Feyerabend tarafından takdir edildi.Jeho nebojácné obrazoborectví velmi obdivoval filozof Paul Feyerabend.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Programy na prevenci popálenin výrazně snížily počet případů vážných popálenin.
Yeni katalizörlerin tasarımına, yeni ligand sınıflarının gelişmesi büyük ölçüde egemendir.Ve vývoji nových katalyzátorů výrazně převažuje vývoj nových tříd ligandů.
Antiyokus’un bu davranışları, büyük ölçüdeki ayaklanmayı provoke etti.Antiochova opatření vyprovokovala povstání velkých rozměrů.
Kore mutfağı büyük ölçüde pirinç, sebze ve ete dayanmaktadır.Korejská kuchyně je z velké části založena na rýži, zelenině a masu.
Sanayi devriminden önce, Norveç ekonomisi büyük ölçüde tarım, kerestecilik ve balıkçılığa dayanıyordu.Před průmyslovou revolucí bylo norské hospodářství založeno převážně na zemědělství a rybolovu.
Sürecin aslında aynı su erozyonu doğada bulunan ama büyük ölçüde hızlanmış ve yoğunlaşmıştır.Tento proces je v podstatě stejný jako vodní eroze ale značně zrychlený a soustředěný do jednoho místa.
Modern CPU’lar bağlı oldukları ana bellekten önemli ölçüde daha hızlı çalışırlar.Moderní procesory pracují podstatně rychleji než hlavní paměť, na kterou jsou připojeny.
Bu girişimlerinde büyük ölçüde başarı sağladı.Při jejich řešení měl stoprocentní úspěšnost.
Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.Tento typ rakoviny plic velmi významně souvisí s kouřením.
Çünkü bu RNA tiplerine büyük ölçüde gereksinme vardır.RNA virů existuje velké množství.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.Mezi lety 2000 a 2002 Pluto také znatelně zčervenal.
Dördüncü albüm Prism, büyük ölçüde dans ve pop müzik albümüdür.Perryjino čtvrté album, Prism, je výrazně ovlivněno taneční a popovou hudbou.
1600 - San Marino'da geçerliliği halen büyük ölçüde devam eden Anayasa kabul edildi.1600 – Přijata psaná ústava San Marina.
Ancak 2014 yılına kadar istenen büyük ölçüde sağlanılamamıştır.Pragticky až do roku 2014 nebyla vážně zraněná.
Çatalca ilçesinde önemli ölçüde hayvansal gıda üretilir.Z praktického hlediska je důležitý pokles využití krmiva.
Şiirleri, romanları ve oyunlarıyla Sürrealistleri ve Nouveau roman yazarlarını büyük ölçüde etkiledi.Jeho básně, povídky i romány měly velký ohlas a ovlivnily mnoho dalších autorů.
Klein büyük ölçüde rahatsız oldu.Mickey je značně naštvaný.
Şehir, 12 Ocak 2010 da gerçekleşen 2010 Haiti Depremi ile büyük ölçüde yıkılıp ağır hasar gördü.Ničivé zemětřesení zasáhlo chudé Haiti 12. ledna 2010.
Bu şekilde yüzey tutuşu büyük ölçüde artar, bu da oyuncunun topa falso vermesini kolaylaştırır.Udržuji si od ostatních určitý odstup a to je důvod, proč mě tak přitahuje herectví.
17. yüzyıla kadar belirli ölçüde özerkliğini korudu.Určitý význam si udržela do 17. století.
Yoga 3 Pro'nun menteşesi, Yoga 2 Pro'dan önemli ölçüde farklıdır.Yoga 2 Pro je tenčí než Yoga 13.
İnsanların geçimi büyük ölçüde hayvancılığa dayanır."Lidé tam degenerují na úroveň zvířat.
Köy halkı geçimini büyük ölçüde tarımdan sağlar.Svůj predikát odvozují od obce Velká Polom.
Bu konudaki araştırmalar bilişimin optik uygulamasınıbüyük ölçüde etkilemiştir.Vlivem tohoto činu se pak narodila nadána nadprůměrnou inteligencí.
Devletinin topraklarını büyük ölçüde genişletti.Značně rozšířil obecní jmění.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.Hodně jsem zjistil sám o sobě.
Fakat önemli ölçüde düşük seviyelerde elde edilmiştir.Pokud existují, tak ve velmi malých počtech.
Birçok organ buna bağlı olarak işlevlerini büyük ölçüde yitirir.Pravíte, že Své jednání toliko sobě zodpovídáte.
Böylece Osmanlı İmparatorluğu uluslararası ticaretten bir ölçüde de olsa tasfiye edilmiş oluyordu.Tehdy se totiž Osmanská říše zliberalizovala svůj zahraniční obchod.
Çoğunlukla bitkisel beslenirler, ama hepsi farklı ölçüde hepçildir.Regulací je v podstatě vybaven každý kotel, ale na různé úrovni.
Roman büyük ölçüde otobiyografik özellikler taşıyor.Román obsahuje do značné míry autobiografické prvky.
Büyük ölçüde Slovak hükümeti tarafından finanse edildi.Početně dominovala Komunistická strana Slovenska.
Ama renkleri aynı tür içinde bile önemli ölçüde çeşitlilik gösterebilir.Jejich velikost se může značně lišit i v rámci jedné snůšky.
Antik Yunanistan'da tıp büyük ölçüde Eski Mısır tıbbından etkilenmiştir.Medicína ve starém Egyptě byla hierarchicky organizována.
Türkiye2de ise çalışmalar büyük ölçüde başarıya ulaşmıştır.V obchodním sektoru znamenala PS/2 naopak úspěch.
Bu büyüme büyük ölçüde hem yabancı hem de yerli yatırımlar tarafından finanse edildi.Financování této stavby bylo zajištěno jak z domácích, tak i zahraničních zdrojů.
Makam büyük ölçüde törensel bir roldür, yürütme gücü etkili bir başbakan tarafından icra edilmektedir.Tato funkce je z větší části ceremoniální s tím, že výkonná moc je v rukou premiéra.
Büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmişti.Tvořil až do vysokého věku.
Rus birlikleri Galiçya'da büyük ölçüde başarı elde etti.Mimořádných úspěchů dosáhli Rusové v hokeji.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.Costurile economice ale hepatitei C sunt semnificative atât pentru individ cât și pentru societate.
1990'dan beri, bilim ve teknolojideki insan kaynakları büyük ölçüde azalmıştır.Din 1993, resursele umane în domeniul științei și tehnologiei au scăzut drastic.
Ancak, Swazi geleneklerine belli ölçüde bağlıdır ve mirasçısı seçme yetkisine sahip değildir.Cu toate acestea, el este legat de o anunită tradiție swazi și nu are autoritatea de a-și alege moștenitorul.
Klein büyük ölçüde rahatsız oldu.Klein a fost foarte ofensat.
Kore mutfağı büyük ölçüde pirinç, sebze ve ete dayanmaktadır.Bucătăria coreeană se bazează în mare parte pe orez, legume și carne.
Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.Acest tip de cancer pulmonar este puternic asociat cu fumatul.
Depolama hafızasının ve RAM'in boyutu büyük ölçüde değişiklik gösterebilir.Dimensiunea memoriei de stocare și memoria RAM poate varia semnificativ.
Bu anıt de facto bağımsız Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'nin semboli olarak geniş ölçüde kabul edilmektedir.Monumentul este considerat drept un simbol al independenței de facto a Republicii Nagorno-Karabah.
Ekonomi büyük ölçüde merkezi olarak düzenlenmişdi ve işleyişi sıkı bir biçimde denetlenmekteydi.O mare parte a economiei a fost organizată la nivel central și strict controlată.
Binanın şekli, yüzyıllar boyunca önemli ölçüde değiştirildi.Aspectul exterior al clădirii s-a schimbat destul de mult în următoarele secole.
Bu dönem Üç Krallık Romanı gibi eserlerde büyük ölçüde romantikleşti.Această perioadă de timp a fost foarte mult romanțată în lucrări, precum Romanța celor Trei Regate.
1886'da kabinesini büyük ölçüde oy kullanmaya genişleterek seçmenlerin sayısını ikiye katladı.Cu toate acestea în septembrie 1862, Camera Deputaților a respins cu o majoritate covârșitoare bugetul propus.
Öte yandan Alman 6. Ordusu Stalingrad içindeki çatışmalarda büyük ölçüde zayiat vermişti.Armată a 6-a a suferit mari pierderi în timpul luptelor de la Stalingrad.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Programele de prevenție a arsurilor au scăzut semnificativ ponderea arsurilor severe.
Bu uyarlanma biçimi hızlı akan sularda spermaların dağılmasını önemli ölçüde önler.Această formă de creștere permite colonizarea foarte rapidă a apelor.
Mekanik özellikleri, büyük ölçüde, bileşiminde bulunan karbonun aldığı forma bağlıdır.Proprietățile sale mecanice variază considerabil în funcție de forma sub care apare carbonul în aliaj.
Bazıları da belli ölçüde yıkılarak bu geçişlerde bozularak etkinliği düşebilir.Unii pasageri pot avea probleme chiar și la acel nivel de presurizare.

İlgili Sayfalar