ölçüde ile cümle

ölçüde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ürünler büyük ölçüde aynıydı.Os nós são iguais em tamanho.
Bu durum büyük ölçüde 366.Sua magnitude aparente é igual a 3.66.
Şehrin ekonomisi büyük ölçüde doğal limanının etrafında döner.A economia da cidade gira em torno de seu grande porto natural, maior porto natural do continente africano.
Faşizm, nazizme göre bir ölçüde daha ılımlıydı.Nada mais chocante do que o nazismo.
Bunun yanında sulanabilir araziler de büyük ölçüde sebze meyve yetiştirilmesine müsaittir.As máquinas, por sua vez, permitem cultivar grandes extenções de solo.
Ancak bu dönemde kendi sağlığı da ciddi ölçüde zayıflamayı sürdürdü.Ao mesmo tempo, sua saúde se fragilizava seriamente.
Ticari ölçüde elde edildiği en mühim kaynak mazı meşesidir.O único produto florestal ainda coletado em maiores quantidades para fins comerciais é o mel.
Raporlanmış VVIQ sonuçları ile fMRI sonuçlarının önemli ölçüde ilişkili olduğu bulunmuştur.A atual versão do Arjun, tem alegadamente sofrido problemas resultado de restrições financeiras.
Ancak 2014 yılına kadar istenen büyük ölçüde sağlanılamamıştır.Mas, ao menos até 2014, o caso geral continuava em aberto.
Büyük ölçüde Türkiye İş Bankası tarafından finanse edilen derginin yayın hayatı 16 sayı sürdü.A empresa doou recursos para a campanha de pelo menos 16 partidos políticos.
Bu AC direncini bir miktar etkiler, ancak önemli ölçüde iletken ağırlığını azaltır.Essa substituição afeta muito pouco a resistência do cabo, mas diminui substancialmente o seu peso.
Birlik üyesi Balkan ülkelerinde de önemli ölçüde Müslüman nüfus yaşamaktadır.A Província do Litoral também tem uma significativa população muçulmana.
Binanın şekli, yüzyıllar boyunca önemli ölçüde değiştirildi.O Dormitório foi sendo alterado ao longo dos séculos.
Bu akınlar esnasında şehre büyük ölçüde zarar verilmiş.Durante a guerra, a cidade ficou bastante danificada.
Buna rağmen pek çok cumhuriyette önemli ölçüde katılım oldu.Tinha um grande número de seguidores em muitas repúblicas da União Soviética.
Cyptokokkal menenjitte intrakraniyel basınç (kafa içi basıncı) önemli ölçüde yükselmiştir.Na meningite criptocócica a pressão intracraniana encontra-se significativamente elevada.
Ancak askerlere karşı büyük ölçüde kullanışsızdırlar.O armamento humano é praticamente inútil contra os invasores.
Uçuş büyük ölçüde başarılıydı.O voo, foi bem sucedido em todos os aspectos.
Bu hava akınları çok az etkili oldu, büyük ölçüde psikolojik etki yarattı.As manifestações espirituais voltaram, o que o deixou muito mal psicologicamente.
Güneşli veya yarı gölge yeri ve hatta belli ölçüde kirliliğide tolere edebilir.Het kan zon of halfschaduw tolereren evenals een zekere mate van vervuiling.
Görünümlerden/masivadan (appearances) uzaklaşıldığı ölçüde "Benliğin Lütfu" artar.Dit werd destijds als een barmhartige daad gezien die blijk gaf van een godvruchtig leven.
1953'te Stalin'in ölümünün ardından, Volga Almanları için durum önemli ölçüde gelişti.Na de dood van Stalin in 1953 verbeterde de situatie voor de Wolga-Duitsers behoorlijk.
1990ların teknolojik gelişmeleri sebebi ile, Formula 1 de yarışmanın maliyeti önemli ölçüde yükseldi.Vanwege de technologische vooruitgang in de jaren negentig stegen de kosten van de Formule 1 snel.
Slumdog Millionaire önemli ölçüde beğeni kazandı.Slumdog Millionaire werd een groot succes.
İtalyan hukuk sistemi büyük ölçüde Roma hukuku üstüne kuruludur.Het Italiaanse rechtssysteem berust op het Romeinse recht.
Karjalainen'in siyasi kariyerinin sonraki aşamaları alkolizminden önemli ölçüde etkilenmiştir.De laatste jaren van Karjalainens politieke carrière zijn sterk beïnvloed door zijn alcohol gebruik.
17. yüzyıl ortalarından itibaren de önemli ölçüde azalmıştır.Na de 17de eeuw is dit overigens snel teruggelopen.
Bu dönemde yerleşim ve sosyal yapı önemli ölçüde değişmiştir.De omstandigheden en de samenleving waren sinds die tijd drastisch veranderd.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.Hij leerde zich het schilderen grotendeels zelf.
Ancak 2014 yılına kadar istenen büyük ölçüde sağlanılamamıştır.De grote doorbraak van de groep kwam echter pas in 2014.
Demiryolu tamamlanmadan önce bile, demiryolu güzergâhına yakın araziler önemli ölçüde değer kazanmıştı.Nog voor het spoor helemaal klaar was, werden al significante inkomsten gerealiseerd.
Bu çekingenliğinin sonucu olarak Amiral Ingenohl'un itibarı büyük ölçüde zarara uğradı.Admiraal Nagumo zag door de zwarte rook nog iets verschrikkelijks.
Bu büyüme büyük ölçüde hem yabancı hem de yerli yatırımlar tarafından finanse edildi.Deze omvang was vooral uitzonderlijk omdat alles gefinancierd werd met giften uit binnen- en buitenland.
İletişim ve yüksek ölçüde gelişmiş sosyal bir yapının karmaşık metotlarını sergilerler.Ze spreiden complexe communicatiemethodes tentoon en hebben sterk ontwikkelde sociale structuren.
Ancak Kansu ekonomisi büyük ölçüde madenciliğe dayanır.De stad is qua economie grotendeels afhankelijk van de mijnbouw.
Bu göç, köy nüfusunun önemli ölçüde azalmasına sebep olmuştur.Deze is buitenproportioneel groot voor de huidige omvang van het dorp.
Intel bugün, Pentium markasından büyük ölçüde çekilmiştir.Pas met de Intel Core is de Pentium-naam verlaten.
Kriz büyük ölçüde dünya medyası tarafından ihmal edildi, daha çok ABD-Afganistan savaşına dikkat edildi.De Veiligheidsraad was bezorgd om de wereldwijde aids-pandemie, en vooral de ernst van deze crisis in Afrika.
Bu sayede sağlıklı hücrelerin zarar görmesi büyük bir ölçüde önlenmiş olur.Het spreekt voor zich dat hierdoor de sneldelende cellen als zwaarst zullen zijn beschadigd.
Bu esneklik piyasaya girmedeki engelleri büyük ölçüde düşürmüştür.Deze beperkingen belemmerde de interne markt aanzienlijk.
Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.Dit type longkanker hangt sterk samen met roken.
Binanın şekli, yüzyıllar boyunca önemli ölçüde değiştirildi.De vorm van het gebouw is nauwelijks veranderd over de eeuwen.
Büyük ölçüde bir lagünle çevrilidir ve önemli bir turistik noktadır.Het is grotendeels omgeven door een lagune en is een bekende toeristische attractie.
Mezarlık alanı kaçak kazılarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir.De begravenen zijn waarschijnlijk op zeer geweldadige wijze om het leven gekomen.
Tōhoku'nun ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalıdır.De economische basis van de Tōdaiji lag ongetwijfeld in zijn talrijke shōen.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Voedsel en water waren nog steeds schaars.
Bu onun büyük ölçüde eşsiz karakterinden dolayıdır.Dit is te danken aan zijn enorme omvang.
Vampir yarasalar büyük ölçüde işbirlikçi davranış sergilerler.De bloeistengel is bovenaan klierachtig behaard.
Gençlik yaşlarında Ziya Gökalp'ten büyük ölçüde etkilenmiştir.Volgens de leden heeft Radebe een grote invloed op hen gehad tijdens hun jeugd.
Hurri kültürü Hititlerin dini üzerinde önemli ölçüde etkili olmuştur.De Hurritische cultuur had veel invloed op de religie van de Hettieten.
Haritada Afrika kıtası büyük ölçüde doğru resmedilmiştir.De Hoorn van Afrika wordt op ongeveer de juiste breedte afgebeeld.
Kibutz üyeleri yüksek ölçüde siyasî ve sosyâl motivasyona sahiptir.De Chibcha-indianen bereikten een hoge graad van economische en politieke ontwikkeling.
SMTP geniş ölçüde 1980 lı yılların başlarında kullanılmaya başlandı.Het wereldwijde gebruik van SMTP begon in de vroege jaren tachtig.
Büyük ölçüde İspanyol mutfağından da etkilenmiştir.Hier staat eten uit de Spaanse keuken centraal.
“Anormal davranışlar sergileyen birisi ne ölçüde davranışlarından sorumlu tutulabilir?Is de onrechtmatige gedraging hem toerekenbaar?
Kurgusallığının yanı sıra büyük ölçüde kendisinin savaş sırasında edindiği deneyimlerle yazılmıştır.Veel van wat hij schreef is gebaseerd op zijn diensttijd tijdens de Vietnamoorlog.
Bununla birlikte, gerçekte, Pakistan büyük ölçüde laiktir (dini olmayan).In sommige landen is dit nog steeds een belangrijke oorzaak (Pakistan).
19. yüzyılda, baharat ticareti önemini büyük ölçüde yetirmişti.In de negentiende eeuw nam het belang van de wierhandel toe.
Omari Camiisi'de büyük ölçüde hasar görmüştür.Het voertuig raakt in De gamegoeroe zwaar beschadigd.
Savaş birimleri birbirlerini neredeyse dizginleyecek ölçüde oluşturulmuştur.De gebouwen zijn ten opzichte van elkaar bijna gespiegeld uitgevoerd.

İlgili Sayfalar