ölçü ile cümle

ölçü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Enerjinin kesin ölçümü yoktur.Pas de caractéristiques d'énergie.
Buna karşın "Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu" müdürlüğüne atandı.Création du Bureau international des poids et mesures.
ABD ise ölçülü bir şekilde tepki gösterdi.Les nations ont réagi très différemment.
Böylece Avrupa'da 1990 öncesinin askeri, ekonomik ve siyasi kutuplaşması önemli ölçüde ortadan kalkmıştır.Au début du mois d'octobre, la situation politique et militaire en Europe avait énormément changé.
Midilliler genellikle, büyük, küçük ve orta ölçülüler olmak üzere gruplandırılırlar.Les poneys sont souvent regroupés en petites, moyennes et grandes tailles.
Bu da ölçümlerin doğruluğunu etkileyebilir.Cela permet de mesurer l’efficacité des processus.
Fakat günlerin uzunluğu arasındaki farkı hesaplayacak kadar kesin ölçüm yapabilen saatleri yoktu.Ils n'ont plus vraiment la notion pour mesurer le temps qui passe.
Ve kendilerini büyük ölçüde geliştirme imkanı buldular.Ils ont atteint un niveau de développement élevé.
Demokratik toplumlar da SBY ölçümlerinde daha düşük puanlar almaktadırlar.Les autorités politiques sont donc moins présentes directement dans le CSM.
Bu Paris’in yüz ölçümüne denk gelmektedir.Cette charge le fait résider à Paris la moitié de son temps.
Net sonuç ise çok geniş olarak ölçülmüştür.Le résultat net est fortement déficitaire.
Bu nedenle yaptığım ölçülü abartılar daha etkili oluyor.Les raisons politiques de la mesure que j'ai prise sont encore plus puissantes.
BVI birey sabah uyandıktan hemen sonra ölçülür.L’avenir appartient à ceux qui se lèvent tôt.
Bu taneler daha sonra değişik karabarut ölçülerinde ebatlandırılarak boylamaya tutulur.Ensuite, ceux-ci sont positionnés tête-bêche sur du feutre écru.
Bayrak ölçüsü 1:2'dir.Le drapeau est en proportion 2:1.
Niksar’da büyük ölçüde kavak üreticiliği de yapılmaktadır.On trouve aussi en Alsace une petite production de vin de glace.
Ağızlığın biçimi ve büyüklüğü, ses niteliğini büyük ölçüde etkiler.La taille et la forme de la cloche peuvent affecter le son de la cymbale au complet.
Bunun sonucu olarak da çoğu kez ölçülen güç değeri değişik olmasına rağmen desibel sayısı aynıdır.En fonction des performances finales souhaitées, la quantité de réactif ne sera pas la même.
Bütün dörtgenlerin iç açıları ölçüleri ve dış açılar toplamı 360° dir.Elle a repris les moteurs et finitions de la 440.
Depremin büyüklüğü 6,9 Ms olarak ölçüldü.La femelle holotype mesure 6,9 mm.
Bu, modern ölçüm araçları ile 2005/2006 yılları arasında doğrulanmıştır.Cette composition fut par ailleurs réunie le temps de quelques dates entre 2005 et 2006.
Debye uzunluğu klasik plazmada temel uzunluk ölçüsüdür.Il s'agit d'une échelle de longueur fondamentale en physique classique des plasmas.
Son 30 yıl içinde sürekli göç olması nedeniyle nüfus büyük ölçüde azalmıştır.La population totale est relativement stable depuis 30 ans.
Bu ölçülerle orta boy bir höyük olarak görülmektedir.Cette valeur commune est appelée valeur moyenne de la fonction.
2006 yılında ülkede işsizlik oranı %4.8 olarak ölçülmüştür.Le taux de chômage dans la municipalité était de 4,8 % en 2006.
Elektriksel karakterleri hesaplayabilmek için, öncelikle bazı ölçülen değerleri belirtmek gerekir.Pour déterminer le nombre de calories quotidiennes, il faut avant tout se fixer une perte de poids précise.
Savaş sonucunda Gazze Şeridi'nin kontrolü büyük ölçüde Hamas'a geçti.La participation des femmes au sport est limitée depuis que le Hamas a pris le contrôle de la bande de Gaza.
Ayrıca test ve hassas ölçüm cihazları korumada, radyo ve seyir donanımları konusunda uzmandır.De plus, elle aura autorité pour les questions techniques, les questions de transmission ou de sécurité radio.
Büyük Vatanseverlik Savaşı sonrasında ülkenin eğitim sistemi önemli ölçüde genişledi.Después de la Gran Guerra Patriótica, el sistema educativo del país se amplió considerablemente.
Onun yeryüzündeki ölçü aletlerine, tartılara benzemediği söylenmiştir.Entre sus obras destacadas se encuentra Nadie es ombligo en la tierra.
Bosch, başından beri büyük ölçüde mesleki eğitimi teşvik konusunda endişeliydi.Desde el principio, Bosch estaba muy preocupado por la promoción de la formación profesional.
Şu an geliştirimi büyük ölçüde Matthias Strubel tarafından yapılmakta.Su desarrollo se mantiene en gran parte por Matthias Strubel.
Sadece bize en yakın yıldız için mümkün olan detaylı ölçümlerle uğraşır.Estudia con mediciones detalladas que sólo son posibles para nuestra estrella más cercana.
Aşağı Karabahçe mahallesi hem nüfus olarak hem yüz ölçümü olarak Yukarı Karabahçe'den büyüktür.Con unos cien habitantes censados es el pueblo más habitado del término.
Belirgin bir şekilde,birkaç güneş değişkenleri ölçüldü ve Güneş’le ilgili detaylı incelemeler yapıldı.En particular, se midieron algunos parámetros solares y se tomaron observaciones detalladas del sol.
Ölçülen değerler analiz edilen cihaz için bir imza olarak kullanılabilir.Los valores medidos se puede utilizar como una firma para el dispositivo analizado.
Bu ölçümlerde en sık kullanılan radyoaktif izotoplar 14C, 32P, 35S ve 125I'dir.Los radioisótopos más usados en estos ensayos son 14C, 32P, 35S y 125I.
Semâiye benzer, hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır.Considerada por muchos como la décima musa.
Bu bitkinin tıbbi kullanımı aslında geniş ölçüde bilinememekte ve kullanılamamaktadır.Los usos medicinales de esta planta no son ampliamente conocidos o usados.
Güneş zamanı bir güneş saati tarafından kabaca ölçülebilir.El tiempo solar verdadero puede ser medido con un reloj de sol.
O’na göre 'İnsan her şeyin ölçüsüdür'."El hombre es la medida de todos los animales."
1865'te markka, rubleden ayrılmış ve değeri gümüş ile ölçülmüştür.En 1865 el marco se desligó del rublo y unió su valor a la plata.
Çünkü kütle ve ağırlık birbirinden farklı büyüklüklerdir, birbirlerinden farklı ölçü birimleri vardır.Debido a que la masa y el peso son unidades distintas, poseen diferentes unidades de medida.
1920 ve 1930'lu yılların başlarında RAN'ın boyutu büyük ölçüde azaltıldı.Durante la década de 1920 y principios de 1930, el tamaño de la RAN se redujo drásticamente.
Sonra sap ölçüsü ile beraber bu şekil kesilir.Relacionada a que lo semejante produce lo semejante.
En yüksek sıcaklıklar ise mayıs aylarında ölçülmektedir.Las temperaturas más elevadas se registran durante mayo.
Onun korkusuzca geleneklere karşı çıkması büyük ölçüde filozof Paul Feyerabend tarafından takdir edildi.Su firme iconoclasia fue muy admirada por el filósofo Paul Feyerabend.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.Sin embargo, los historiadores médicos creen que la farmacología egipcia antigua no era efectiva.
STS-7 ile uçan en son standart ağırlık tankı yaklaşık olarak 35. 000 kilogram olarak ölçülmüştür.El último tanque SWT, voló con la STS-7, con un peso inerte de 35.000 kg aproximadamente.
Ancak Cohen'in kappa ölçüsü sadece iki tane değerleyiciyi ele alır.Hay que tener en cuenta que la kappa de Cohen sólo mide el acuerdo entre dos observadores.
Nero'nun saltanatında aureus'un ölçüsü pound'un 1/45'ine düşürüldü.Durante el reinado de Nerón, el peso del áureo fue reducido a 1/45 de la libra.
Bazı enzim reaksiyonları ışık üretirler ve bu yolla ürün oluşumu ölçülebilir.Algunas reacciones enzimáticas producen luz y ésta puede ser medida para detectar la formación de producto.
Elektronik ölçümler 1948'de başladı ve 1970'lerin başlarına kadar gelişmeye devam etti.Las mediciones electrónicas comenzaron en 1948 y mejoraron aún más a principios de los años setenta.
Bu ölçümlerin bir örneği, gnee nükleotit koenzimler NADH ve NADPH'nin kullanımıdır.Un ejemplo de estos ensayos es, una vez más, el uso de las coenzimas NADH y NADPH.
Taylor'un Ay ile ilgili ölçümleri oldu.Es obvio Jason siente algo por Lua.
En yakın açık yıldız kümelerinin uzaklıkları bir ya da iki metodla direkt olarak ölçülebilir.Se puede medir directamente la distancia de los cúmulos abiertos más cercanos mediante varios métodos.
Tasarımı ve ölçüleri yakın olan AK-47, aslında mekanik olarak farklıdır.El AK-47 utiliza una munición y diseño similares, pero es mecánicamente distinto.
Güney Avustralya ekonomisi diğer Avustralya eyaletlerinden daha fazla ölçüde ihracata dayanmaktadır.La economía de Australia Meridional se apoya más que la de ningún otro estado en la exportación.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Pero sus observaciones y medidas aparentemente fueron tomadas con otros propósitos más que la ley científica.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.Los derrames de petróleo pueden tener efectos devastadores.

İlgili Sayfalar