ölçü ile cümle

ölçü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ölçüm problemi).Problemlösung).
Rüzgâr hızı anemometre ile ölçülür.Luftströmungsgeschwindigkeiten werden mit Anemometern gemessen.
Sapir’in öğrencileri sonraki yıllarda disiplinin gelişmesini bir ölçüde sağlamışlardır.Seine Schüler haben in den folgenden Jahren die Entwicklung der Disziplin maßgeblich weiterentwickelt.
Klein büyük ölçüde rahatsız oldu.Kant fühlte sich missverstanden.
Bu bize on kat daha hassas bir ölçüm imkanı verir.Dies steigerte die Messgenauigkeit um das Zehnfache.
Samba 2/4 ya da 4/4 ölçüsüyle yapılan bir salon dansıdır.Salsa wird im 4/4-Takt getanzt.
Lityum aslında T Tauri yıldızlarında ölçülür.Solche Sterne werden zur Gruppe der T-Tauri-Sterne gezählt.
Bir sistemin toplam kütle miktarı, enerjisinin bir ölçüsüdür.Die Masse eines Körpers ist ein Maß für dessen Energieinhalt.
Ölçülemez mutluluğumuzun dar yollarında yürüyelim.Lasst uns wandern auf dem Pfad Unserer unermesslichen Glückseligkeit.
Örneklem basıklık ve çarpıklık ölçülerinin dönüşümlerinden elde edilmiştir.Umgekehrt ist durch vorgegebenen Versfuß und Zahl der Hebungen auch das Versmaß bestimmt.
Chimborazo, Himalayalar'ın ölçülmesinden önce dünyanın en yüksek dağı olarak geçiyordu.Bis dahin hatte der Chimborazo als höchster Berg des Kontinents gegolten.
20 mm × 21,5 mm × 1,4 mm ölçüleri ile ortalama SD-Card'ın yarısı kadardır.Sie ist mit 20 mm × 21,5 mm × 1,4 mm etwa halb so groß wie die SD-Card.
Haritada Afrika kıtası büyük ölçüde doğru resmedilmiştir.Das Horn von Afrika ist in etwa auf dem richtigen Breitengrad eingezeichnet.
QuarkXPress 3 (1990) - Ölçüm paleti ve kütüphaneler desteği ile ilk sürümü.QuarkXPress 3 (1990) erste Version mit Maßpalette und Bibliotheken.
Depremler sismograf ile ölçülür.Seismogramme werden mittels eines Seismographen aufgezeichnet.
Bunlara, güvenlik katmanının ya da baskı renklerinin fiziksel olarak ölçülebilen özellikleri de dâhildir.Hierzu gehören die physikalisch messbaren Eigenschaften des Sicherheitsfadens oder der Druckfarben.
Zamanla Claudius tarihçilerin anlatıları dışında büyük ölçüde unutuldu.Im Laufe der Zeit verlor Claudius außerhalb der historischen Darstellungen zunehmend an Bedeutung.
Ancak sezonun ilk yarısında büyük ölçüde yedek kulübesinde oturdu.Hier saß er die erste Saison fast ausschließlich auf der Ersatzbank.
1890'da çıkan bir yangın şehri büyük ölçüde kül etti.Ein Brand von 1898 zerstörte es weitgehend.
Konjonktürsel gelişim, milli ekonomi kapasitesinin tam olarak kullanılmasıyla ölçülür.Die konjunkturelle Entwicklung wird an der Auslastung der Kapazitäten einer Volkswirtschaft gemessen.
Üretim büyük ölçüde doğa koşullarına bağlıdır.Die Produktion von Nahrungsmitteln hängt stark von den natürlichen Bedingungen ab.
En alçak nokta ise Kemper Werth'de 45,6 m olarak ölçülmüştür.Der tiefste Bodenpunkt befindet sich mit 45,6 m ü. NHN auf der Landzunge Kemper Werth an der Siegmündung.
Bu esneklik piyasaya girmedeki engelleri büyük ölçüde düşürmüştür.Hier sinken die Markteintrittsbarrieren erheblich.
Okyanusya'ya hiçbir zaman büyük ölçüde yerleşme olmamıştır.Es wird angenommen, dass es dort niemals einen großen Meteoriten gab.
Kalenin dış duvarları 100×150 m ölçülerindedir.Die Außenmauern messen 100 × 150 Meter.
Tam bağımsızlığa büyük ölçüde barışçıl yollarla geçiş yaparak Makedonya'yı başlatmakla itham edildi.Eritrea erhielt seine Unabhängigkeit dann letztlich auf friedlichem Wege.
Anguilla'da ulaşım büyük ölçüde Clayton J. Lloyd Uluslararası Havalimanı ile sağlanmaktadır.Nahe der Stadt liegt der Clayton J. Lloyd International Airport.
Bu durum büyük ölçüde 366.Es handelt sich um die Tatort-Folge 366.
Zaman ölçülürken hangi ölçüt alınmalıdır?Wie schnell muss die Messung erfolgen?
En yakın açık yıldız kümelerinin uzaklıkları bir ya da iki metodla direkt olarak ölçülebilir.Die näher gelegenen Sternhaufen können mit zwei verschiedenen direkten Methoden gemessen werden.
Mağaraların ilk profesyonel olarak ölçülmesi 1908'de Max Kamper tarafından yapılmıştır.Professionell wurden die Höhlen erst 1908 von Max Kämper vermessen.
Hata sayısı önemli ölçüde azdır.Somit ist eine niedrige Fehlerzahl wichtig.
Dakikada 50-75 ölçü ile aşırı hızlı bir danstır.Der Charleston ist ein verhältnismäßig schneller Tanz bei 50–75 Takten pro Minute.
Adanın ölçüsü 1¾ km²'den daha küçüktü.Vielmehr waren die kleinsten der Partikel 1000-mal so groß.
Paranın değişim aracı işlevi: Para bir hak ölçüsüdür.Der Wechselkurs ist der Preis einer Währung.
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.Während sie allmählich wächst, streckt sie sich verlangend aus nach dem vollendeten Reich“.
1600 - San Marino'da geçerliliği halen büyük ölçüde devam eden Anayasa kabul edildi.1600: San Marino nimmt seine geschriebene Verfassung an.
Botsvana kıta üzerinde 582.000 km²'lik bir yüz ölçümüne sahiptir.Botswana ist ein rund 582.000 km² großer Binnenstaat.
Ölçülen uzunluk en yakın cm'ye indirgenir.Er hebt den zur Mitte gelegenen Teil des oberen Augenlids an.
O’na göre 'İnsan her şeyin ölçüsüdür'.Nicht die einzelne Person, sondern „der Mensch allgemein“ wäre dann das Maß aller Dinge.
Kalibrasyon yapabilmek için yanlılık ölçülmeli ve düzeltilmelidir.Der Temperatureinfluss kann jedoch über eine Kalibrierung erfasst und korrigiert werden.
Önümüzdeki on yılda yapılacak ölçümlerin bu konuya açıklık getireceğini beklemektedirler.Sie gehen davon aus, die über das nächste Jahrzehnt laufenden Messungen zur Aufklärung nutzen zu können.
Zaman ölçüsü birimi saattir.Ihre Dimension ist 1/Zeit.
Ufuk çevresinde saat yönüne doğru ölçülür.Gesendet wird live und rund um die Uhr.
Yeleli kurtlar yaşam tarzlarıyla diğer yaban köpeklerinden önemli ölçüde ayrılırlar.Von anderen großen Wildhunden weichen Mähnenwölfe in der Lebensweise beträchtlich ab.
Ayrıca yetişkinlerde de önemli ölçüde bir farklılık göstermez.Auch vor Erwachsenen zeigt er keinen Respekt.
Richfield şehrinin yüz ölçümü 22 km²'dir.Die Gemeindefläche von Richfield ist 22,0 km² groß.
Büyük ölçüde Slovak hükümeti tarafından finanse edildi.Er wurde weitgehend von der chinesischen Regierung finanziert.
Ayrıca, bu yüksek ölçüde izotropik olmayan bir sistemdir.Das stellt selbst bei einem nicht-kompromittierten System eine Herausforderung dar.
TNT eşdeğeri, patlamalarda salınan enerjinin miktarının ölçülmesinde kullanılan bir birimdir.Das TNT-Äquivalent dient als Maßstab für die bei einer Explosion freiwerdende Energie.
Bosch, başından beri büyük ölçüde mesleki eğitimi teşvik konusunda endişeliydi.Von Anfang an war Bosch die Aus- und Weiterbildung seiner Mitarbeiter ein besonderes Anliegen.
Bu serumlar Hindistan'da büyük ölçüde mevcuttur.Diese Art stellt noch heute in Teilen Indiens eine Plage dar.
Onun korkusuzca geleneklere karşı çıkması büyük ölçüde filozof Paul Feyerabend tarafından takdir edildi.Des einen Vernunft ist des anderen Wahnsinn, so formuliert überspitzt Paul Feyerabend.
Ölçümler kesindir ama doğru olmayabilir.Es ist möglich, aber nicht gewiss.
Fırlatma hızları genellikle ‘’fps’’(feet per second/fit, saniye)birimiyle ölçülür.Die Pfeilgeschwindigkeit wird in fps (foot per second) angegeben.
Moseley’in buluşu atom numaralarının aslında deneysel ölçümlerle elde edilebileceğini göstermiş oldu.Moseleys Entdeckung zeigte, dass die Ordnungszahlen eine experimentell messbare Basis hatten.
Arkadaşları bu durumu:"Ona büyük ölçüde bir şans hiç verilmedi." diye yorumladı.Er aber legte seine rechte Hand auf mich und sagte: Fürchte dich nicht!
Ölçüsü 2 / 4 tür.Eine erweiterte Version von 2/4 oben.
Bu sistemde hem kalite artmış oluyor hem de zamandan ve paradan büyük ölçüde tasarruf sağlanıyordu.Dieser Umstand, der auch etwaige Unsicherheiten beseitigen half, ersparte vor allem Zeit und Geld.
Şu an bunu çok ölçüp biçemiyorum ama muhakkak vardır.Ich könnte das jetzt alles schlechtmachen, aber dafür gibt es keinen Grund.

İlgili Sayfalar