ölçü ile cümle
ölçü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kesin ölçümler gerekli.Precise measurements are needed.
Kusursuz ölçümler gerekli.Precise measurements are necessary.
Tom her şey hakkında çok ölçülüydü.Tom was very low key about the whole thing.
Tom her şey hakkında çok ölçülü.Tom is very low key about the whole thing.
Her dil konuşanları için eşit ölçüde değerli ve kıymetlidir.Every language is equally precious and valuable to its speakers.
Dirikesim Avrupa ve İtalya'da büyük ölçüde yasaktır.Vivisection is largely forbidden in Europe and Italy.
Seni bir ölçüde anlıyorum.I understand you to a certain degree.
Sonbahar geldiği için günler kayda değer ölçüde daha kısa oluyor.The days are getting noticeably shorter now that autumn has arrived.
Dil, bir insanın dünya görüşünü önemli ölçüde belirler.Language determines a person's world view to a considerable extent.
Tom bir kahkaha kulübüne katıldı ve onun stres seviyeleri önemli ölçüde düştü.Tom has joined a laughter club and his stress levels have decreased significantly.
Aşk büyük ölçüde bir şans meselesidir.Love is largely a matter of luck.
Benim bürom seninkinden önemli ölçüde daha aydınlıktır.My office is significantly brighter than yours.
O vegan olduğundan beri Tom iki pantolon ölçüsü düştü.Tom's gone down two pant sizes since he went vegan.
Güzellik için tek bir ölçüt yoktur.There is no one standard for beauty.
Onu üzerinde dene. Senin ölçünde gibi görünüyor.Try it on. It looks about your size.
Biz aynı ölçüde giyiniyoruz.We wear the same size.
Fabrikanın kapanması, şehrin ekonomisine önemli ölçüde darbe etkisi yapacak.The closure of the factory will have significant knock-on effects for the town's economy.
Tom ve Mary, en başından beri büyük ölçüde birbirleriyle iyi geçinirler.Tom and Mary hit it off big time from the get-go.
Ölçüyü kontrol ettim.I checked the gauge.
Tom, Mary'den önemli ölçüde daha gençtir.Tom is significantly younger than Mary.
Bütün tahminler belirli bir ölçüde belirsizlik içerirler.All forecasts have a certain degree of uncertainty.
Tom yaklaşık olarak senin ölçünün iki katı.Tom is nearly twice your size.
Biber kullanırken ölçülü ol.Go easy on the pepper.
Bu hava koridoru büyük ölçüde askeri uçak tarafından işletilir.This air corridor is largely run by military aircraft.
Tayvan adasının yüz ölçümü 36.000 kilometre kare.The Island of Taiwan's surface area is thirty-six thousand square kilometers.
Büyük ölçülerimiz mevcut, ama maalesef o renkten yok.ׁWe have large sizes, but unfortunately not in that color.
Son on yıl boyunca hangi ülkeler önemli ölçüde gelişti?Which countries have developed significantly during the past ten years?
Şu ana kadar ölçülen en küçük mesafe nedir?What is the smallest distance ever measured?
Deprem, büyük ölçüde hasara yol açtı.The earthquake caused considerable damage.
Ben ondan önemli ölçüde daha büyüktüm.I was significantly older than her.
Ben ondan önemli ölçüde daha yaşlıydım.I was significantly older than her.
Ölçüsüz korku daima beceriksizce hareket ettirir.Measureless fear makes always to act clumsily.
Biz nehrin derinliğini ölçüyoruz.ׁWe're measuring the depth of the river.
"Unu ölçüyle mi koyayım?" "İstersen göz kararı da koyabilirsin.""Should I measure the flour out?" "You can eyeball it if you want."
Tom'un sağlığı önemli ölçüde düzeldi.Tom's health has improved dramatically.
Cesur askerler şehri yeniden kazanmak için düşman ile boy ölçüştü.The brave soldiers went head-to-head with the enemy to regain their city.
Bizde sizin ölçünüz var o renkte değil.We have your size, but not in that color.
Bu dünyada her şey para ile ölçülmez.Not everything in this world is measured in money.
Suç oranları son on yıl içinde önemli ölçüde düştü.Crime rates have gone down significantly over the past decade.
Alım gücü büyük ölçüde düştü.Purchasing power has greatly fallen.
Onu büyük ölçüde aştım.I've pretty much gotten over it.
Bu geniş ölçüde benimsenmedi.It hasn't been widely adopted.
O beni önemli ölçüde şaşırttı.It shocked me significantly.
Depremler nasıl ölçülür?How are earthquakes measured?
Başarı ölçüsü mutlaka para değildir.The measure of success is not necessarily money.
Başarı ölçüsü ille de para değildir.The measure of success is not necessarily money.
Önerilen kanun önemli ölçüde kusurlu.The proposed law is significantly flawed.
GSYİH refahın bir ölçüsü değildir.GDP isn't a measure of well-being.
GSYİH bir ülkedeki yaşam kalitesinin bir ölçüsü değildir.GDP isn't a measure of the quality of life in a country.
Boy ölçüşmeye hazır olduğunu düşünüyor musun?Do you think you're up to the challenge?
Tarımsal ihracat son on yılda önemli ölçüde arttı.Agricultural exports have risen significantly over the past decade.
Son on yılda fiyatlar önemli ölçüde arttı.Prices have risen significantly over the past decade.
İstenmeyen adayları ayıklamak için kullandığınız ölçütler nelerdir?What are the criteria you use to weed out undesirable candidates?
Bir kilogram bir temel ölçüm birimidir.A kilogramme is a basic unit of measurement.
Tom benimle aynı ölçü ayakkabıları giyiyor.Tom wears the same size shoes as I do.
Onu nasıl ölçüyorsun?How do you measure that?
Sami'nin YouTube kanalı, İslam'ı anlamama büyük ölçüde yardımcı oldu.Sami's YouTube channel helped me enormously to understand Islam.
Senin neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusundaki ölçütüne güvenmiyorum.I don't trust your judgement of what's right and wrong.
Antrenmanı sana fayda sağlayacak şekilde ölçülü yap, işin suyunu çıkarıp kendini yıpratma.You should train to stimulate, not annihilate.
Tom'un Fransızcası son üç ayda önemli ölçüde gelişti.Tom's French has improved a lot in the past three months.