ölçü ile cümle
ölçü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Daha küçük ölçün var mı?Have you got smaller size?
Japonya son 50 yıl içinde önemli ölçüde değişti.Japan has changed significantly in the past 50 years.
Japonya'nın kırsal manzarasının büyük ölçüde değiştiği söylenir.It's said that Japan's rural landscape has changed greatly.
Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive.
Cam üfleme teknikleri icat edildiğinde cam Roma döneminde önemli ölçüde gelişti.Glass developed dramatically in the Roman era when glass blowing techniques were invented.
O ölçüde birbirinizi seviyor musunuz?Do you love each other to that extent?
Bu ifadeye ne ölçüde katılıyorsunuz veya katılmıyorsunuz?To what extent do you agree or disagree with this statement?
Bu başarı tanımına ne ölçüde katılıyorsunuz veya katılmıyorsunuz?To what extent do you agree or disagree with this definition of success?
Mary her gün yüzerek bel ölçüsünü azalttı.Mary decreased her waist size by swimming every day.
Her işte bir ölçüde stres vardır.There's a degree of stress in every job.
Ölçüm tam olmalıdır.The measurement has to be exact.
Marangoz döşemeyi ölçüyor.The carpenter is measuring the floor.
Yılın aynı zamanında farklı yerlerdeki sıcaklık önemli ölçüde değişebilir.The temperature in different places can vary greatly at the same time of year.
Bilimsel yöntem, ölçülebilir belirsizlikleri açıklar.The scientific method accounts for measurable uncertainties.
Onun eylemleri büyük ölçüde Meksikalı liderleri kızdırdı.His actions greatly angered Mexican leaders.
Aşkın ölçüsü ölçüsüz sevmektir.The measure of love is to love without measure.
Evi temizlemem için geçen zamanı büyük ölçüde azaltmak istiyorum.I would like to drastically decrease the amount of time it takes me to clean the house.
Girişim, köylüler için yaşam kalitesini ölçülebilir şekilde artırdı.The initiative measurably improved quality of life for the villagers.
Demokrasinin ölçüsü eleştiri özgürlüğüdür.The test of democracy is freedom of criticism.
O, Londra'da kalmaktan yararlandı ve İngilizcesini büyük ölçüde geliştirdi.She profited from her stay in London and considerably improved her English.
Tom büyük ölçüde bir atlet değil.Tom isn't much of an athlete.
Tom Mary'nin ayakkabı ölçüsünü bilmiyor.Tom doesn't know what Mary's shoe size is.
Tom Mary'nin sorununu bir ölçüde anlayabilir.Tom can understand Mary's problem to some extent.
Ölçümde hassasiyet gereklidir.Precision in measurement is necessary.
Ölçümde kesinlik önemlidir.Precision in measurement is important.
Tom'un bel ölçüsünün ne olduğunu düşünüyorsun?What do you think Tom's waist size is?
Sizce Tom'un ayakkabı ölçüsü nedir?What do you think Tom's shoe size is?
Kaçak ağaç kesimi önemli ölçüde azalmıştır.Illegal logging has decreased considerably.
Dolar döviz kuru önemli ölçüde arttı.The dollar exchange rate has increased dramatically.
Doların döviz kuru önemli ölçüde düştü.The dollar's exchange rate has dropped dramatically.
Dolar kuru önemli ölçüde düştü.The dollar's exchange rate has dropped dramatically.
Mary'nin ölçüleri 36-24-36'dır.Mary's measurements are 36-24-36.
Mary doksan altmış doksan ölçülere sahip.Mary has an hourglass figure.
Yaşamanın maliyeti önemli ölçüde arttı.The cost of living increased dramatically.
Süt yaklaşık yarım litrelik ölçüyle satılır.Milk is sold by the pint.
Beyaz erik brendisi bir kompostoda eşit ölçüde lezzetlidir.Mirabelles are equally delicious in a compote.
Senin ölçülerin neler?What are your measurements?
Beden ölçünüz nedir?What is your size?
Ölçü tam uydu.It's just the right size.
İyi bir eğitimin değeri parayla ölçülemez.The value of a good education cannot be measured in money.
Onun notları önemli ölçüde arttı.His grades have improved significantly.
Benim notlarım önemli ölçüde arttı.My grades have improved significantly.
Bu mükemmel bir beden ölçüsü.It's the perfect size.
Prezervatifler gebelik şansını büyük ölçüde azaltır.Condoms greatly reduce the chances of pregnancy.
Ne ölçüde bir kaska ihtiyacın var?What size helmet do you need?
Yeni bir takım elbise için ölçümün alınmasını istiyorum.I'd like to be measured for a new suit.
O bir tam ölçüm.That's an exact measurement.
Kış havasında araba kullanırken önemli ölçüde özen, tavsiye olunur.Considerable care is advised when driving in winter weather.
Sıcaklık bir termometreyle ölçülür.The temperature is measured by a thermometer.
Çin ekonomisinin istikrarı büyük ölçüde abartılmıştır.The stability of Chinese economy is substantially overestimated.
Tom toplantıyı büyük ölçüde unuttu.Tom pretty much forgot about the meeting.
O bir 6 ölçü küpe takıyor.He wears a 6 gauge earring.
Hangi ölçüde alacağımı bilmiyordum.I didn't know what size to get.
Mississippi deltası tarihin akışı boyunca büyük ölçüde şekiş değiştirdi.The Mississippi delta has changed shape drastically over the course of its history.
Dilbilgisinde ve kelime hazinesinde, bazı lehçeler standart dilden önemli ölçüde farklıdırIn grammar and vocabulary, some dialects differ significantly from the standard language.
Sanırım o büyük ölçüde mümkün değil.I think that's highly unlikely.
Tom bir ölçüde Fransızca konuşur.Tom speaks French to some extent.
Toz biber büyük ölçüde Hint mutfağında kullanılır.Chili powder is greatly used in Indian cooking.
Kusursuz hassasiyet, ölçümde gereklidir.Flawless precision is required in the measurements.
Ölçümler hassas olmalı.The measurements must be precise.