Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Nebo zůřivý jest hněv muže, a neodpouštíť v den pomsty.
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.poiché la gelosia accende lo sdegno del marito, che non avrà pietà nel giorno della vendetta
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.porque los celos del hombre son su furor, y él no perdonará en el día de la venganza
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.porque o ciúme enfurece ao marido, que de maneira nenhuma poupará no dia da vingança.
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Sillä luulevaisuus nostaa miehen vihan, ja säälimätön on hän koston päivänä.
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Thi Skinsyge vækker Mandens Vrede, han skåner ikke på Hævnens Dag;
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Ty svartsjuk är mannens vrede, och han skonar icke på hämndens dag;
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Vì sự ghen ghét là điều giận dữ của người nam, Trong ngày báo thù, người không dung thứ;
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Vì sự ghen_ghét là điều giận_dữ của người nam , Trong ngày báo_thù , người không dung_thứ ;
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Διοτι η ζηλοτυπια ειναι μανια του ανδρος, και δεν θελει δειξει ελεος εις την ημεραν της εκδικησεως.
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.Защото ревнуването на мъжа е една ярост; И той няма да пожали в деня на възмездието;
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.потому что ревность – ярость мужа, и не пощадит он в день мщения,
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.כי קנאה חמת גבר ולא יחמול ביום נקם׃
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.لان الغيرة هي حمية الرجل فلا يشفق في يوم الانتقام.
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.因 為 人 的 嫉 恨 、 成 了 烈 怒 . 報 仇 的 時 候 、 決 不 留 情
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.因 為人 的 嫉恨 、 成了 烈怒.報仇 的 時候 、 決 不 留情
Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrının öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.A jedno ze čtyř zvířat dalo sedmi andělům sedm koflíků zlatých, plných hněvu Boha živého na věky věků.
Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrının öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.네 생물 중에 하나가 세세에 계신 하나님의 진노를 가득히 담은 금대접 일곱을 그 일곱 천사에게 주니
Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrının öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.І одно з чотирьох животних дало семи ангелам сїм золотих чаш, повних гнїва Бога живучого по вічні віки.
Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrının öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.ואחת מארבע החיות נתנה אל שבעת המלאכים שבע קערת זהב מלאות חמת האלהים החי לעולמי העולמים׃
Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrının öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.وواحد من الاربعة الحيوانات اعطى السبعة الملائكة سبعة جامات من ذهب مملوءة من غضب الله الحي الى ابد الآبدين.
Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrının öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.四 活 物 中 有 一 個 把 盛 滿 了 活 到 永 永 遠 遠 之 神 大 怒 的 七 個 金 碗 給 了 那 七 位 天 使
Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrının öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi.四 活 物中 有 一 個 把 盛滿 了 活到 永永遠遠 之 神 大怒 的 七 個 金 碗給 了 那 七 位 天使
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.A vy otcové nepopouzejte k hněvu dítek vašich, ale vychovávejte je v cvičení a v napomínání Páně.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.A vy, otcovia, nepopudzujte svojich detí k hnevu, ale ich vychovávajte v kázni a v napomínaní Pánovom.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.E voi, padri, non inasprite i vostri figli, ma allevateli nell'educazione e nella disciplina del Signore
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.E vós, pais, não provoqueis � ira vossos filhos, mas criai-os na disciplina e admoestação do Senhor.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.In očetje, ne dražite svojih otrok, temuč vzrejajte jih v strahu in svarjenju Gospodovem.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.Ja te isät, älkää kiihoittako lapsianne vihaan, vaan kasvattakaa heitä Herran kurissa ja nuhteessa.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.또 아비들아 너희 자녀를 노엽게 하지 말고 오직 주의 교양과 훈계로 양육하라
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.Och I fäder, reten icke edra barn till vrede, utan fostren dem i Herrens tukt och förmaning.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.Og I Fædre! opirrer ikke eders Børn, men opfostrer dem i Herrens Tugt og Formaning!
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.Og I fedre! egg ikke eders barn til vrede, men fostre dem op i Herrens tukt og formaning!
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.Ti is atyák ne ingereljétek gyermekeiteket, hanem neveljétek azokat az Úr tanítása és intése szerint.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.Und ihr Väter, reizet eure Kinder nicht zum Zorn, sondern zieht sie auf in der Vermahnung zum HERRN.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.Και οι πατερες, μη παροργιζετε τα τεκνα σας, αλλ' εκτρεφετε αυτα εν παιδεια Κυριου.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.И вы, отцы, не раздражайте детей ваших, но воспитывайте их в учении и наставлении Господнем.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.І ви, батьки, не роздразнюйте дітей своїх, а зрощуйте їх у науці і на-поминанню Господньому.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.ואתם האבות אל תכעיסו את בניכם אך גדלום במוסר אדנינו ובתוכחתו׃
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.وانتم ايها الآباء لا تغيظوا اولادكم بل ربوهم بتأديب الرب وانذاره.
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.你 們 作 父 親 的 、 不 要 惹 兒 女 的 氣 、 只 要 照 著 主 的 教 訓 和 警 戒 、 養 育 他 們
Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rabbin terbiye ve öğüdüyle büyütün.你 們作 父親 的 、 不 要 惹 兒 女的氣 、 只要 照著 主 的 教訓 和 警戒 、 養育 他們
Facebook gönderisi satranç turnuvasının yöneticilerine karşı kamuoyunun öfkesini alevlendirdi.La publicación en Facebook encendió la indignación del público contra los organizadores del torneo de ajedrez.
Facebook gönderisi satranç turnuvasının yöneticilerine karşı kamuoyunun öfkesini alevlendirdi.Пост на Facebook вызвал общественное возмущение в отношении организаторов шахматного турнира.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.(77:62) и предал мечу народ Свой и прогневался на наследие Свое.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.A dat pradă săbiei pe poporul Lui, şi S'a mîniat pe moştenirea Lui.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Dal pod meč lid svůj, a na dědictví své se rozhněval.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Dał pod miecz lud swój, a na dziedzictwo swoje rozgniewał się.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Diede il suo popolo in preda alla spada e contro la sua eredità si accese d'ira
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Entregou o seu povo � espada, e encolerizou-se contra a sua herança.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.És fegyver alá rekeszté az õ népét; és az õ öröksége ellen felgerjede.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Hän antoi kansansa alttiiksi miekalle ja julmistui perintöosaansa.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Ia marah kepada umat-Nya, milik pusaka-Nya, dan membiarkan mereka dibunuh dengan pedang
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Il mit son peuple à la merci du glaive, Et il s`indigna contre son héritage.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Izročil je meču ljudstvo svoje in zoper dedino svojo se je razsrdil.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Ja, han gav sitt folk till pris åt svärdet, och på sin arvedel förgrymmades han.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.그 백성을 또 칼에 붙이사 그의 기업에게 분내셨으니
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Ngài cũng phó dân sự Ngài cho bị thanh gươm, Và nổi giận cùng cơ nghiệp mình.
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Ngài cũng phó dân_sự Ngài cho bị thanh gươm , Và nổi_giận cùng cơ_nghiệp mình .
Halkını kılıç önüne sürdü, Öfkesini kendi halkından çıkardı.Og han overgav sitt folk til sverdet og harmedes på sin arv.