Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!Tumpahkanlah kemarahan-Mu ke atas mereka, biarlah mereka ditimpa murka-Mu yang menyala-nyala
Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!Varsă-Ţi mînia peste ei, şi să -i atingă urgia Ta aprinsă!
Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!Εκχεε επ' αυτους την οργην σου και ο θυμος της αγανακτησεως σου ας συλλαβη αυτους.
Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!Излей на тях негодуванието Си; И пламъкът на гнева Ти нека ги постигне.
Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!שפך עליהם זעמך וחרון אפך ישיגם׃
Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!صبّ عليهم سخطك وليدركهم حمو غضبك.
Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!求 你 將 你 的 惱 恨 、 倒 在 他 們 身 上 、 叫 你 的 烈 怒 、 追 上 他 們
Gazabını yağdır üzerlerine, Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!求 你 將 你 的 惱恨 、 倒在 他 們 身上 、 叫 你 的 烈 怒 、 追上 他 們
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Ed io non parlo coreano, ma sto sentendo queste voci, ma non sentivo suoni di rabbia, ma di terrore.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Et je ne parle pas coréen, mais j'entends ces voix, et je n'entends pas la colère, j'entends la terreur.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Iar eu nu vorbesc coreeană, dar aud acele voci, care nu par nervoase, ci îngrozite.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Ik spreek geen Koreaans, maar deze stemmen klinken niet boos, maar angstig.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.저는 한국어를 할 줄 몰랐지만 그건 화가난게 아닌 공포로 가득한 목소리였습니다.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Nie znam koreańskiego, ale słyszę głosy, i nie słyszę gniewu, tylko przerażenie.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Tôi không hiểu tiếng Hàn, nhưng trong giọng họ tôi không nghe thấy giận dữ mà nghe thấy khiếp sợ.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Und ich spreche kein Koreanisch, aber als ich diese Stimmen hörte, hörte ich keinen Zorn, sondern Schrecken.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Δεν μιλάω Κορεάτικα, αλλά ακούω τις φωνές, και δεν ακούω θυμό, ακούω τρόμο.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Не говоря корейски, но чувайки тези гласове, усетих ужас, а не гняв.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.Я не говорю по-корейски, но я слышу эти голоса, я не слышу в них гнева, я слышу в них ужас.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.אני לא מדבר קוריאנית, אבל אני שומע את הקולות, ואני לא שומע כעס, אני שומע אימה.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.و أنا لا أتحدث الكورية و لكني أسمع هذه الأصوات، و هي ليست أصوات غضب، و إنما خوف.
Korece bilmem ama duyduğum öfkenin değil dehşetin sesleriydi.怒りというより恐怖の声でした 窓を開けて外を見渡すと
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Ám haragudjatok, de ne vétkezzetek: a nap le ne menjen a ti haragotokon;
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Blive I vrede, da synder ikke; lad ikke Solen gå ned over eders Forbitrelse;
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Enojaos, pero no pequéis; no se ponga el sol sobre vuestro enojo
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Gniewajcie się, a nie grzeszcie; słońce niech nie zachodzi na rozgniewanie wasze.
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Hnevajte sa a nehrešte; slnko nech nezapáda nad vaším rozhnevaním sa,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Hněvejte se, a nehřešte; slunce nezapadej na hněvivost vaši.
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Irai-vos, e não pequeis; não se ponha o sol sobre a vossa ira;
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Jezite se, a ne grešite! Solnce naj ne zaide nad jezo vašo,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.분을 내어도 죄를 짓지 말며 해가 지도록 분을 품지 말고
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.,,Mîniaţi-vă şi nu păcătuiţi``. Să n'apună soarele peste mînia voastră,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Nell'ira, non peccate; non tramonti il sole sopra la vostra ira
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Om I vredes, da synd ikke; la ikke solen gå ned over eders vrede,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Si vous vous mettez en colère, ne péchez point; que le soleil ne se couche pas sur votre colère,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Ví bằng anh em đương cơn giận, thì chớ phạm tội; chớ căm giận cho đến khi mặt trời lặn,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Ví_bằng anh_em đương cơn giận , thì_chớ phạm_tội ; chớ căm_giận cho_đến khi mặt_trời lặn ,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın."Vihastukaa, mutta älkää syntiä tehkö." Älkää antako auringon laskea vihanne yli,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.»Vredgens, men synden icke»; låten icke solen gå ned över eder vrede,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Zürnet, und sündiget nicht; lasset die Sonne nicht über eurem Zorn untergehen.
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Οργιζεσθε και μη αμαρτανετε ο ηλιος ας μη δυη επι τον παροργισμον σας,
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Гневаясь, не согрешайте: солнце да не зайдет во гневе вашем;
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.Гнівайтесь та й не грішіть: нехай сонце не зайде у гнїві вашому.
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.רגזו ואל תחטאו אל תשקע החמה על רגזכם׃
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.اغضبوا ولا تخطئوا. لا تغرب الشمس على غيظكم
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.生 氣 卻 不 要 犯 罪 . 不 可 含 怒 到 日 落
Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.生 氣卻 不 要 犯罪 . 不 可 含怒 到 日落
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Katsottava itse suuttumusta. Se on uhkaava kuin vyöryvä monsuunipilvi tai ukkonen.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.화를 예로 들면 겉보기엔 밀려드는 먹구름이나 폭풍우처럼 매우 위협적으로 보이죠.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Lihat kemarahan itu sendiri, memang terlihat mengancam, seperti awan hujan atau petir di atas kepala kita.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Mirar a la ira misma; se ve muy amenazadora, como las nubes de un monzón o una tormenta de rayos,
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Neem woede, het ziet er erg bedreigend uit, als een opgezwollen moessonwolk of onweersbui.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Nézzük meg magát a haragot; fenyegetőnek tűnik, akár egy gyülemlő monszunfelhő, vagy egy tornyosuló vihar.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Observar a própria raiva. Parece muito ameaçadora, como uma nuvem de monção ou de trovoada.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Podívejte se na zlost samotnou. Vypadá velmi hrozvě, jako vzdouvající se monzunový mrak nebo hromobití.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Pozrime sa na samotný hnev. Vyzerá veľmi hrozivo, ako vzdúvajúci sa oblak monzúna alebo búrky.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Przyglądamy się istocie gniewu. Wygląda groźnie, jak skłębiona monsunowa chmura, lub burza z piorunami
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Regardons la colère proprement dite ; elle a l'air menaçante, un nuage noir de mousson ou un orage.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Să privim la supărarea însăși; pare foarte amenințătoare, ca un nor musonic sau o furtună.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Titta på ilskan i sig själv: den ser mycket hotfull ut, som ett böljande monsun moln eller en åskstorm.