ödemek ile cümle
ödemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Paraguay'a girerken karşılık ücreti ödemek zorundadırlar.They must pay a reciprocity fee when entering Paraguay.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Baranov was forced to levy 10,000 rubles in ransom for the safe return of the surviving settlers.
Monnow Valley'deki her bir gün, grup £800 ödemek zorundaydı.The sessions at Monnow Valley were costing £800 a day.
United Airlines her sene 2014'e kadar arenanın isim hakkı için 1.8 milyon dolar ödemektedir.United Airlines paid about $1.8 million per year until 2014 for its naming rights.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Neither has a loan to pay.
Fakat Terry'nin tek isteği 67 dolar olan telefon borcunu ödemektedir.He can't pay his $67 phone bill.
B, bu parayı ödemekle yükümlüdür."B" requests payment for this service.
Sardinya Krallığı Avusturya'ya 65 milyon frank harp tazminatı ödemek zorunda kaldı.Piedmont was forced to pay an indemnity of 65 million francs to Austria.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Had they proceeded immediately, residents would have faced higher tax rates.
Akıllı kart çipi, park sayaçları, otomatları veya tüccarları ödemek için para ile "yüklenebilir".The smart card chip can be "loaded" with funds to pay parking meters, vending machines or merchants.
Ventidius'un borcunu ödemek için para gönderir ve Ventidius hemen Timon'un davetine gelir.He sends money to pay Ventidius's debt, and Ventidius is released and joins the banquet.
Artık Hurkanus, zayıflamış Selevkos'a haraç ve vergi ödemek zorunda değildi.Hyrcanus no longer had to pay taxes or tributes to a weaker Seleucia.
Tersine, kendisi ceza ödemek zorunda kalır.He takes the penalty.
Anıñ üçün ahça tölirge ayastığ = Onun için para ödemek yazık (olur).With compensation: Whoever is down in material has compensation for it.
Reçetesiz olarak bu maddeyi temin eden herkes 10.000$ (HKD) para cezası ödemek zorundadır.Anyone who supplies the substance without prescription can be fined $10,000 (HKD).
Ayrıca büyük miktarda Sovyetler Birliği'ne savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı.Large amount of relief also arrived from the Soviet Union.
Verilen hasarlardan dolayı Halep'teki Müslüman nüfus, 5,250 tazminat ödemek zorunda kalmıştır.Thus, an indemnity of 5,250 purses was levied on the Muslim population of Aleppo.
Yaklaşık üç yüz yıl boyunca komşuları onlara vergi ödemek zorunda kaldılar.For three days thousands of fans paid their respects.
İlaveten ücret sahipleri sosyal güvenlik katkıları ödemektedir.Pay Half Pay Pay salaries to civil officers.
Avusturya'nın Macaristan için ödemekte olduğu yıllık 30.000 altın vergi ise kaldırılacaktı.Austria agreed to pay annual tributes of 30,000 guldens.
Despotluk, bağımsız olarak Osmanlılara yıllık haraç ödemek şartıyla varlığını sürdürdü.The Despotate continued on as an independent state by paying an annual tribute to the Ottomans.
Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı.Here freight ships passing through the locks had to pay tolls.
Yani vergi geneldir, herkes vergi ödemekle yükümlüdür.Fairness means everyone paying an appropriate level of tax.
Paralı yol, sürücülerin ücret ödemek zorunda olduğu bir yoldur.The most important thing is the way to pay drivers back is to race them hard.
15 Şubat 2018'den itibaren yolcular, gittikleri mesafenin ücretini ödemektedir.From 1 January 2018 the kickout must travel beyond the 20 metre line.
Kişi, ortaya çıkan vergi borcunu ödemekle mükellef olduğundan, vergi mükellefi olarak adlandırılır.A government's ability to raise taxes is called its fiscal capacity.
Ücreti siz ödemek zorundasınız.You pay the costs yourself.
Ama bu bedeli ödemekten mutluydum, çünkü aldığım her darbeyi iki misliyle iade edebiliyordum.But I was happy to pay it, because for every blow that I received, I was able to deliver two.
"Majesteleri ödemek zorundadır."Your Majesty must pay.
Onlar uluslarası görüşme ücreti ödemek istemezler, o yüzden şöyle konuşurlar, "Timmy!They don't want to pay the international fees, so they're like, "Timmy!
Lone Star bu 5 milyari geri odemek zorunda degil. .Well Lone Star, they don't have to pay the 5 billion back.
Saati bulamazsan parasını ödemek zorundasın.If you don't find it, you'll have to pay for watch.
Neden bunun için ödemek istiyorsunuz?Why would you pay for it instead?
Ama, ulaşım, konaklama ve yemek harcamalarını ödemek zorundasınız.But, you will have to pay for travel costs, accomodation, and food expenses.
Buradaki elma üreticisi 300 TL'ye satıyor olsa da, 100 TL ödemek zorunda kaldı.And even though this guy's selling it for $300, he actually had to pay another $100 dollars.
Yükümlülüklerimiz bunlar, çünkü bu kişilere bunları geri ödemekle yükümlüyüz.My liabilities are-- this, you can view that as debt because
Bu kişilere 700 birim ödemekle yükümlüyüm, özkaynaklarım ise 300 birim.I owe these people that money-- is 700 and my equity is 300.
Erkekler bölümünde sipariş vermek, ödemek ve yemek zorundaydım.And I had to pay, order and eat at the male section.
Bir ara geri ödemek isterim.I'd like to pay you back sometime.
- enerji tüketicileri açısından da garantili bir enerji parası ödemektir.There's a lot of mechanics.
Bilirsiniz, bir şeyler geliştiren küçük geliştirici, yolu boyunca bu vergiyi ödemek zorunda.You know, the small developer developing something, down the road he has to pay that tax.
Hesap ödemek için beklemişlerdi.They simply waited to pay their bills.
10 milyar dolar ödemek zorundasınız.You have to pay out $10 billion.
Eğer onu terk edersen, geline başlık parasının iki katını ödemek zorundasın.If you leave her you have to pay the bride dowry times two.
Onla ilk tanışmamız, bir faturayı ödemek zorunda olduğumuz bir zamana rastlamıştı.The first time I got in contact was when we had to pay a bill.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.In 2008 I flew to Sweden to pay the bill in cash.
Bu örnekte tek yaptığımız,kredi faizini ödemekti.All we did was, we paid the interest on the debt in this example.
Gelirimizi borcumuzu ödemek için kullanmadık.Well all of our earnings, since our debt stayed the same.
Bir daha vergi ödemek istemiyorlar.None of them wanna pay taxes again.
- Ben de üzülüyorum.. çünkü doktor masrafını ödemek zorunda kalacaklar. - Evet.I just feel sorry for their parents because they have to pay the medical bills.
Eğer onlar düşünmek diğer bankaları onları ödemek değil, sonra ödünç vermek için çöp.If they think that the other banks might not repay them, then they'll refuse to lend.
Tefeciye geri ödemek için mi banka soyacaktın ?Do you rob to pay back the loan shark?
Peki, ortalama 30 kuruş kazanmak için birisine 35 kuruş ödemek ister miydiniz? -Now, would you want to give someone 35 cents to get on average 30 cents?
Sana geri ödemek istedim, hepsi bu.I wanted to pay you back, that's all.
Katılamadım ama ücreti ödemek istiyorum.I wasn't able to attend but I'll pay the fee.
Ancak 101. kilodan sonra fiyat bundan daha az bir bedel ödemek isteyecekler.So that's the willingness to pay, or the marginal benefit of that incremental pound
Baştan ödemek yok ve elektrik faturaların düşecek.It's no money down, and your utility bill decreases.
Bir firma ödemek zorundadır çıkarları nedeniyle dikkate alarak, müşteriler ve onlara adil davranın.A firm must pay due regard to the interests of its customers, and treat them fairly.
Bu yüzden ben onların hisselerinin maliyetine prim ödemek istiyorum.So I'm willing to pay a premium to their book value.
Onlar, faturalarını ödemek için, yarın sabah erkenden kalkıp işe gidecek olan insanlar.They're workers who have to get up early tomorrow morning and go to work to pay the bills.
İlgili Sayfalar