Tom Mary'ye ev ödevinde yardımcı oldu.Tom helped Mary with her homework.
Tom Mary'nin ev ödevini yapmasına yardım etti.Tom helped Mary do her homework.
Tom Mary'nin bütün ev ödevini kendi başına yaptığını düşünmüyor.Tom doesn't think that Mary did all her homework by herself.
Tom Mary'nin ödevini o kadar hızlı bir şekilde bitirmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to finish her homework so quickly.
Tom ve Mary ev ödevlerinde birbirlerine yardımcı oldu.Tom and Mary helped each other with their homework.
Tam bu sabah, Tom Mary'den ödünç aldığı parayı ona geri ödedi.Just this morning, Tom repaid Mary the money he owed her.
Tom, Mary'nin ev ödevinde John'a yardım etmesini rica etti.Tom asked Mary to help John with his homework assignment.
İtalyan, Almanya'da kahvesi için Yunan euro parası ile ödeme yaptı.The Italian paid for his coffee in Germany with Greek euro coins.
Tom o faturayı ödemek için yeterli parası olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough money to pay the bill.
Tom yaya geçidinden geçmediği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine for jaywalking.
Adam, hesabını ödemeden restoranı terk etti.The man left the restaurant without paying his bill.
Adam ödeme yapmadan restorandan ayrıldı.The man left the restaurant without paying.
Yüksek kalite istiyorsanız bunun için ödeme yapmak zorundasınız.If you want high quality you have to pay for it.
Hesabı kim ödeyecek?Who will foot the bill?
Henüz ev ödevini yaptın mı?Have you done your homework yet?
Tom aldığı ödemeden memnun değildi.Tom wasn't satisfied with the pay he was getting.
Tom Mary'den ev ödevinde ona yardım etmesini istedi.Tom wanted Mary to help him with his homework.
Tom biletini Mary'ye ödettirmeye çalıştı.Tom tried to get Mary to pay for his ticket.
Tom ev ödevini onun için Mary'ye yaptırmaya çalıştı.Tom tried to get Mary to do his homework for him.
Tom hesabı ödemediğini fark etti, bu yüzden restorana geri döndü.Tom realized that he hadn't paid the bill, so he went back into the restaurant.
Tom o gitar için çok para ödedi.Tom paid a lot of money for that guitar.
Tom şu an işsizlik ödeneğini toplamıyor.Tom isn't currently collecting unemployment benefits.
Tom zamanında ödeme yapan tek kişidir.Tom is the only person who paid on time.
Tom'un tam bir deste ödenmemiş park biletleri var.Tom has a whole pile of unpaid parking tickets.
Tom'un cezayı ödemekten başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to pay the fine.
Annesi eve gelmeden önce Tom bütün ev ödevini yaptırdı.Tom had his homework all done by the time his mother got home.
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom frequently waits until the last minute to pay his bills.
Tom bir şey ödemek zorunda değildir.Tom doesn't have to pay anything.
Mary'nin ev ödevini yapıp yapmaması Tom'un umrunda değil.Tom doesn't care whether Mary does her homework or not.
Tom hesabı ödemek için cüzdanında yeterli parası olduğunu düşünmüyordu.Tom didn't think he had enough money in his wallet to pay the bill.
Tom ona ödediğimiz aylığı hakediyor.Tom deserves the salary we pay him.
Tom ona ödediğimiz maaşı hak ediyor.Tom deserves the salary we pay him.
Tom o faturayı bugün ödemenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to pay that bill today.
Eğer yeterli parasını olmadığını bilseydi Tom Mary'nin biletini ödeyebilirdi.Tom could have paid for Mary's ticket if he'd known she didn't have enough money.
Tom yemeğini güçlükle ödeyebildi.Tom could hardly afford to pay for his meal.
Tom oğlunun eğitimi için nasıl ödeme yapacağı hakkında endişelenmeye başladı.Tom began to worry about how he was going to pay for his son's education.
Tom Mary'nin faturalarını zamanında ödeyeceğini varsaydı.Tom assumed that Mary would pay her bills on time.
Tom Mary'ye oturma odasındaki kanepe için ne kadar ödediğini sordu.Tom asked Mary how much she'd paid for the sofa in her living room.
Bu ayın kirasını ödemesi için Mary'ye ödünç para verdim.I lent Mary the money to pay this month's rent.
Tom ödemek için söz vermesine rağmen, Mary'yi faturayla sıkıştırdı.Even though Tom had promised to pay, he stuck Mary with the bill.
Bileti ödemek için cebinde yeterli paran olduğundan emin olmalısın.You should make sure that you have enough money in your pocket to pay for the ticket.
İlerlemek ve faturayı hemen ödemek sanırım mantıklı olur.I suppose it makes sense to go ahead and pay the bill right now.
Dünkü ev ödevini yaptın mı?Did you do yesterday's homework?
O her ay gaz için ne kadar ödeme yapar?How much does he pay for gas each month?
Tom'un hesabı niçin ödemediğinden emin değilim.I'm not sure why Tom didn't pay the bill.
Nakit ödeyebilirseniz memnun olurum.I'd appreciate it if you could pay in cash.
Onlar ayrı ayrı ödediler.They paid separately.
Ev ödevimi bitirmek zorundayım.I need to finish my homework.
Ödevini yapmayı unuttun mu?Did you forget to do your homework?
Tom size bir kuruş ödetmeyecektir.Tom won't charge you a cent.
Tom daha sonra ödeme yapmak istedi.Tom wants to pay later.
Tom hâlâ bana ödeme yapmadı.Tom still hasn't paid me.
Tom her şeyi ödeyeceğini söyledi.Tom said he'd pay for the entire thing.
Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz.If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage.
Düşünülecek diğer şey ödemedir.Another thing to consider is the payment.
Ev ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.After I finished my homework, I watched baseball on TV.
Ben ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.I watched baseball on TV after I finished my homework.
Ödevini bitirdin mi?Are you done with your homework?
Kesinlikle on dolar ödemeye niyetim yok.I have absolutely no intention of paying ten dollars.
Tom ne borcu varsa ödemelidir.Tom should pay what he owes.