Ana içeriğe geç
Sözlük

öd ile cümle

öd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Biraz para ödünç almak zorundayım.I have to borrow some money.
Odunu kesmek zorundayım.I have to cut the wood.
Faturayı ödemek zorundayım.I have to pay the bill.
Otelde bir oda ayırtmak zorundayım.I have to book a hotel room.
Bu bir çekiç. Benim değil; onu bir arkadaştan ödünç aldım.This is a hammer. It's not mine; I borrowed it from a friend.
Onun kendine ait büyük bir yatak odası var.She has a large bedroom to herself.
En son ne zaman bu odada uyudun?When was the last time you slept in this room?
En son ne zaman kütüphaneden kitap ödünç aldın?When was the last time you borrowed books from the library?
En son ne zaman bir para cezası ödedin?When was the last time you paid a fine?
En son ne zaman arabanı ödünç verdin?When was the last time you lent your car?
En son ne zaman odanı toparladın?When was the last time you tidied your room?
En son ne zaman bu odada gaz kokusu aldın?When was the last time you smelled gas in this room?
En son ne zaman bir ödül kazandın?When was the last time you won a prize?
Odasını nasıl toplayacağını bilir.He knows how to tidy his room.
O, odasını nasıl paspaslayacağını biliyor.He knows how to mop his room.
Kendi odasında müzik dinledi.He listened to music in his own room.
Ev ödevimi yapacağım.I will do my homework.
Ödev yapıyor olacağım.I will be doing my homework.
Bu odayı fırçayla boya.Paint this room with a brush.
Ödül kazanmayı severim.I like to win prizes.
Odamı temizlemek istiyorum.I like to clean my room.
Odamı temizlemeyi severim.I like to clean my room.
Ödevimi yapmayı severim.I like to do my homework.
Tom'a Almanya hakkında bir kitap ödünç verdim.I lent Tom a book about Germany.
Evinizde kaç tane yatak odası var?How many bedrooms does your house have?
Benim evimin iki yatak odası var.My house has two bedrooms.
Laurie odasını toparlıyor.Laurie is tidying her room.
Onların işi odun kırmak.Their job is to chop the wood.
Onların işi odun kesmek.Their job is to cut up the wood.
Ben akademik odaklı olmadığımı düşünüyorum.I think that I'm not academically oriented.
Odasında ne yapıyordu?What was she doing in his room?
Neden bu zamanda ödevini yapıyorsun?Why are you doing your homework at this time?
Bu kütüphaneden kitap ödünç alıyor musun?Do you borrow books from this library?
Burada olmamın nedeni odur.That's why I'm here.
Sürüş sırasında yola odaklanman gerekir.While you drive, you should focus on the road.
Onlar kendilerine ödeme yapmadan MP3 Çalar satan şirketlere dava açıyorlar.They sue companies that sell MP3 players without paying them.
Kendilerine ödeme yapmadan MP3 Çalar satan şirketlere dava açarlar.They sue companies that sell MP3 players without paying them.
Üye olmayanlar elli dolar daha ödeyecek.Non-members pay 50 dollars more.
Aslında odanın hiçbir mobilyası yoktu.The room originally had no furniture.
Sana bu sözlüğü ödünç vereceğim.I will lend you this dictionary.
O, odasında tv izliyor.He is watching TV in his room.
Yaşam, ödüllerini tekrar etmez.Life does not repeat its gifts.
Mary şu anda odasında ders çalışıyor.Mary is studying in her room now.
Odamda uyuyacağım.I'll sleep in my room.
Bana bir parça odun verir misin?Will you give me a piece of wood?
Bir oyun odası, çocukları bekliyor.A playroom awaits the children.
Ödevimi nerede yapıyorum?Where do I do my homework?
Benim odam beş numara.My room is number five.
Kendime ait bir odam olmasını istiyorum.I would like to have a room of my own.
O bize her ay ödeme yapar.He pays us every month.
O her cuma günü bize ödeme yapar.She pays us every Friday.
İşimiz için bize ödeme yapıyorlar.They pay us for our work.
Kütüphane kitaplarını bu odada bırakma.Don't leave library books in this room.
Ödevimi bitiremem.I am unable to finish my homework.
Tom kaç tane ödül kazandı?How many prizes did Tom win?
Bu otelde kaç tane oda var?How many rooms are there in this hotel?
Odamı temizlemeliyim.I should clean my room.
Gizlice odaya sokuldu.She snuck into the room.
Oda havada yüzen toz zerrelerinin dışında boş.The room is empty apart from the speck of dust floating in the air.
Tom, Mary'nin yemek odası masasında bıraktığı elmayı yedi.Tom ate the apple that Mary had left on the dining room table.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod