Tom kendisini odasına kilitledi ve dışarı çıkmadı.Tom locked himself in his room and won't come out.
Tom tek yatak odalı bir apartmanda yaşadı.Tom lived in a one-bedroom apartment.
Tom'un sohbet odalarında gerçek ismini vermeyecek kadar aklı var.Tom knows better than to give his real name in chat rooms.
Tom şu an işsizlik ödeneğini toplamıyor.Tom isn't currently collecting unemployment benefits.
Tom zamanında ödeme yapan tek kişidir.Tom is the only person who paid on time.
Tom'un tam bir deste ödenmemiş park biletleri var.Tom has a whole pile of unpaid parking tickets.
Tom'un yatak odasında büyük bir dolabı var.Tom has a large closet in his bedroom.
Tom bütün odayı kendine ayırdı.Tom had the whole room to himself.
Tom'un cezayı ödemekten başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to pay the fine.
Annesi eve gelmeden önce Tom bütün ev ödevini yaptırdı.Tom had his homework all done by the time his mother got home.
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom frequently waits until the last minute to pay his bills.
Tom yemek odası lambasını açtı.Tom flipped on the dining room light.
Tom mutfağı temizlemeyi bitirdi ve sonra oturma odasını temizlemeye başladı.Tom finished cleaning the kitchen and then started cleaning the living room.
Tom karton kutularla odayı doldurdu.Tom filled the room with cardboard boxes.
Tom tüm öğleden sonra odun yardıktan sonra yorgun hissetti.Tom felt exhausted after chopping wood all afternoon.
Silahını çizilmiş Tom odaya girdi.Tom entered the room with his gun drawn.
Tom odasını temizlemek istemiyor.Tom doesn't want to clean his room.
Tom bir şey ödemek zorunda değildir.Tom doesn't have to pay anything.
Mary'nin ev ödevini yapıp yapmaması Tom'un umrunda değil.Tom doesn't care whether Mary does her homework or not.
Tom hesabı ödemek için cüzdanında yeterli parası olduğunu düşünmüyordu.Tom didn't think he had enough money in his wallet to pay the bill.
Tom Mary'nin odasına girdiğini duymadı.Tom didn't hear Mary enter the room.
Tom ona ödediğimiz aylığı hakediyor.Tom deserves the salary we pay him.
Tom ona ödediğimiz maaşı hak ediyor.Tom deserves the salary we pay him.
Tom bir ödülü hak ediyor.Tom deserves a reward.
Tom onun kilitli bir odadan nasıl kaçabildiğini tarif etti.Tom described how he was able to escape from the locked room.
Tom o faturayı bugün ödemenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to pay that bill today.
Tom Mary'nin odaya doğru yürüdüğünü gördüğünde yalakalık yaptı.Tom cringed when he saw Mary walk into the room.
Tom bitişik odadaki sesleri duyabiliyordu.Tom could hear voices in the next room.
Eğer yeterli parasını olmadığını bilseydi Tom Mary'nin biletini ödeyebilirdi.Tom could have paid for Mary's ticket if he'd known she didn't have enough money.
Tom yemeğini güçlükle ödeyebildi.Tom could hardly afford to pay for his meal.
Tom yatak odası dolabını temizledi.Tom cleaned out his bedroom closet.
Tom yakmak için odun yardı.Tom chopped wood for the fire.
Tom odunla yanan aşçı sobası için odun yardı.Tom chopped wood for his woodburning cook stove.
Tom bütün öğleden sonra yakacak odun doğradı.Tom chopped firewood all afternoon.
Tom kesinlikle ödülü almayı hak ediyor.Tom certainly deserves to receive the award.
Tom hafta sonu boyunca okumak için kütüphaneden bazı kitaplar ödünç aldı.Tom borrowed some books from the library to read over the weekend.
Tom oğlunun eğitimi için nasıl ödeme yapacağı hakkında endişelenmeye başladı.Tom began to worry about how he was going to pay for his son's education.
Tom John'un oda arkadaşı oldu.Tom became John's roommate.
Tom Mary'nin faturalarını zamanında ödeyeceğini varsaydı.Tom assumed that Mary would pay her bills on time.
Tom Mary'ye oturma odasındaki kanepe için ne kadar ödediğini sordu.Tom asked Mary how much she'd paid for the sofa in her living room.
Tom ve Mary oturma odasındaki mobilyaları yeniden düzenlediler.Tom and Mary rearranged the furniture in their living room.
Tom'un eskiden uyuduğu odada bir dikiş makinesi ve bir ütü masası var.There is a sewing machine and an ironing board in the room where Tom used to sleep.
Polisler Tom'un yatak odası penceresinin dışında herhangi bir ayak izi bulamadılar.The police couldn't find any footprints outside Tom's bedroom window.
Tom odasındaki yatak yapılmamıştı.The bed in Tom's room was unmade.
Tom'un odaya gizlice girdiğini başka hiç kimse farketmedi.No one else noticed that Tom had snuck into the room.
Bu ayın kirasını ödemesi için Mary'ye ödünç para verdim.I lent Mary the money to pay this month's rent.
Tom ödemek için söz vermesine rağmen, Mary'yi faturayla sıkıştırdı.Even though Tom had promised to pay, he stuck Mary with the bill.
Bileti ödemek için cebinde yeterli paran olduğundan emin olmalısın.You should make sure that you have enough money in your pocket to pay for the ticket.
Sizlerden biri 20 dakikalığına bisikletini ödünç verir mi?Would one of you be willing to lend me your bicycle for twenty minutes or so?
Oda sanki birisi sigara içiyormuş gibi kokuyordu.The room smelled like someone had been smoking.
Üzgünüm fakat gelecek hafta sana arabamı ödünç veremem.I'm sorry, but I can't lend you my car next weekend.
Gazeteni ödünç alabilip alamayacağımı merak ediyordum.I was wondering if I could borrow your newspaper.
İlerlemek ve faturayı hemen ödemek sanırım mantıklı olur.I suppose it makes sense to go ahead and pay the bill right now.
Biraz ihtiyacın varsa sana biraz ödünç para verebilirim.I can lend you some money if you need some.
İsterseniz biraz para ödünç verebilirim.I can lend you some money if you like.
Dünkü ev ödevini yaptın mı?Did you do yesterday's homework?
Bana yardım etmek için odama gel lütfen.Please come into my room to help me.
O odasına gitti ve giyindi.She went into her room to dress herself.
Sohbet odasına gelmelisin.You should come to the chat room.
Sohbet odasına gitmekten hoşlanırım.I like to go to the chat room.