Odamda oyun oynamaya gidebilir miyim?Can I go play in my room?
Ben odamı temizlemeli miyim?Should I clean my room?
Odamı temizlemem gerekiyor mu?Should I clean my room?
O her ay gaz için ne kadar ödeme yapar?How much does he pay for gas each month?
Tom'un hesabı niçin ödemediğinden emin değilim.I'm not sure why Tom didn't pay the bill.
Misafir odasında kalabilirim.I can stay in the guest room.
Odama nasıl girdin?How did you get into my room?
Odada neredeyse hiç oksijen yok.There is almost no oxygen in the room.
Nakit ödeyebilirseniz memnun olurum.I'd appreciate it if you could pay in cash.
Şimdi odana git.Go to your room now!
Odama gel ve bana anlat.Come and tell me in my room.
Onlar bana odamda söyleyecekler.They'll tell me in my room.
Onlar ayrı ayrı ödediler.They paid separately.
Bizim dairemizin beş tane odası var.Our flat has five rooms.
Patrondan arabasını ödünç almayı istemeye cüret etmem.I don't dare ask the boss to borrow the car.
Bu kitabı ne kadar süreyle ödünç alabilirim?How long can I borrow this book?
Ev ödevimi bitirmek zorundayım.I need to finish my homework.
Ödevini yapmayı unuttun mu?Did you forget to do your homework?
Tom size bir kuruş ödetmeyecektir.Tom won't charge you a cent.
Tom John'ın oda arkadaşı idi.Tom was John's roommate.
Tom daha sonra ödeme yapmak istedi.Tom wants to pay later.
Tom arabanı ödünç almak istiyorum.Tom wants to borrow your car.
Tom bu odayı tertemiz istiyor.Tom wants this room spotless.
Tom hâlâ bana ödeme yapmadı.Tom still hasn't paid me.
Tom her şeyi ödeyeceğini söyledi.Tom said he'd pay for the entire thing.
Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz.If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage.
Odanın alanı iki buçuk metre karedir.The room's area is two and half square meters.
Düşünülecek diğer şey ödemedir.Another thing to consider is the payment.
O bu ödülü kazanmak için her şeyi denedi.He tried everything to win this prize.
Kahvaltımı saat tam sekizde odamda istiyorum.I would like my breakfast in my room at eight o'clock sharp.
Ev ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.After I finished my homework, I watched baseball on TV.
Ben ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.I watched baseball on TV after I finished my homework.
Ödevini bitirdin mi?Are you done with your homework?
Tom odayı mühürledi.Tom sealed the room.
Ödünç alabileceğim bir küreğin var mı?Do you have a shovel I can borrow?
Kesinlikle on dolar ödemeye niyetim yok.I have absolutely no intention of paying ten dollars.
Tom ne borcu varsa ödemelidir.Tom should pay what he owes.
Tom faturasını ödemeyi reddetti.Tom refused to pay his bill.
Tom kirayı ödedi.Tom paid the rent.
Tom bilet parasını ödedi.Tom paid the fare.
Tom kasiyere ödedi.Tom paid the cashier.
Tom faturayı ödedi.Tom paid the bill.
Tom onu kredi kartı ile ödedi.Tom paid for it by credit card.
Tom kredi kartı ile ödedi.Tom paid by credit card.
Tom 300 dolar para cezası ödedi.Tom paid a $300 fine.
Tom her şey için kendisi ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay for everything himself.
Yaşlı adam odasında öldü.The old person died in their room.
Onun odasına girdim.I entered her room.
Balonları uçurduktan sonra odayı süpürebilir misin?After you blow up those balloons, could you sweep the room?
Kate ödevini mutfakta yaptı.Kate did her homework in the kitchen.
Onu nasıl ödeyebilirim.How can I pay for it?
Düşündüğüm tam olarak odur.That's exactly what I thought.
Hafta sonuna kadar biraz ödünç para verebilir misin? Üzgünüm veremem. Beş parasızım.Can you lend some money until the weekend? Sorry I can't. I'm broke.
Bu gece senin dijital kameranı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your digital camera tonight?
Kirayı ödeyemediğim için ondan yardım istedim.Since I couldn't pay the rent, I asked him for help.
Tom her şey için ödeme yapmak zorunda.Tom has to pay for everything.
Tom bitişik odadan gelen bir müzik duydu.Tom heard some music coming from the next room.
Oda tamamen döşenmiştir.The room is fully furnished.
Oda tamamen mobilyalıdır.The room is fully furnished.
Odama gidiyorum, çünkü orada çalışabilirim.I'm going to my room, because I can study there.