John odaya girdiğinde Tom ve Marry ateşli bir tartışmanın ortasındaydı.Tom and Mary were in the middle of a heated argument when John walked into the room.
Tom'un odasında olup olmadığını söylemek zordu.It was difficult to tell if Tom was in his room.
Tom yapacak daha iyi bir şey olmadığı için, odasını temizlemeye başladı.For the lack of something better to do, Tom started cleaning his room.
O, odasını temizleyecekti.He was going to clean up his room.
O, odanın ortasında durdu.She stood in the middle of the room.
Ben bu oda için yeni bir halı satın almak zorundayım.I have to buy a new carpet for this room.
Tom iki odalı bir eve sahiptir.Tom owns a house with two rooms.
Çalışma odasısının mobilyasını vergiden düşebildi.He could deduct the furnishing of his work room from his taxes.
Onun çalışma odasının mobilyası vergiden düşürülebilirdi.The furnishing of his work room was tax deductible.
Çalışma odasının mobilyasını vergiden düşürebildi.He could write off his work room's furnishing from his taxes.
Bir ödül olarak altın bir saat aldı.He received a golden watch as a prize.
Sadece Tom'dan değil fakat aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I not only borrowed money from Tom, but also from his wife.
Adam, hesabını ödemeden restoranı terk etti.The man left the restaurant without paying his bill.
Adam ödeme yapmadan restorandan ayrıldı.The man left the restaurant without paying.
Biz, partiyi düzenlemek için bir oda kiralamak zorundayız.We have to rent a room to hold the party in.
Bizim partimiz için bir oda kiralamamız gerekir.We have to rent a room for our party.
Yüksek kalite istiyorsanız bunun için ödeme yapmak zorundasınız.If you want high quality you have to pay for it.
Hesabı kim ödeyecek?Who will foot the bill?
Kongre merkezine daha yakın bir oda isterseniz lütfen bize bildirin.If you'd prefer a room closer to the Convention Center, please let us know.
Bana bir kurşun kalem ödünç verir misin?Would you lend me a pencil?
Bir kurşun kalem ödünç alabilir miyim?Could I borrow a pencil?
Bu sabah Tom'un telefonunu ödünç aldım.I borrowed Tom's phone this morning.
Ona bir kitap ödünç verdim ama o hala geri vermedi.I lent him a book, but he has not yet given it back.
Ona bir kitap ödünç verdim fakat onu hâlâ geri vermedi.I lent him a book, but he has not given it back yet.
Henüz ev ödevini yaptın mı?Have you done your homework yet?
Onlar bütün gece odada benimle kaldılar.They stayed with me in the room all night.
Oda kahkahayla dolu.The room filled with laughter.
Odayı terk etti.He left the room.
Odamda çalışırken yağmuru severim.I love the rain while I'm studying in my room.
Tom'un odasını arayabilir miyim?Would you mind if I searched through Tom's room?
Tom'un yatak odası kapısı kapalıydı.Tom's bedroom door was closed.
Tom kışı geçirmek için yeterli yakacak odunu olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough firewood to make it through the winter.
Tom odasına geri döndü.Tom went back to his room.
Tom aldığı ödemeden memnun değildi.Tom wasn't satisfied with the pay he was getting.
Tom Mary'nin odaya sessizce sokulduğunu gören tek kişiydi.Tom was the only one who saw Mary sneak into the room.
Odadaki en yaşlı kişi Tom'du.Tom was the oldest person in the room.
Tom odasında ölü bulundu.Tom was found dead in his room.
Tom, John'un ondan ödünç para almaya çalışacağı konusunda Mary'yi uyardı.Tom warned Mary that John would try to borrow money from her.
Tom Mary'den ona biraz para ödünç vermesini istedi.Tom wanted Mary to loan him some money.
Tom Mary'den ev ödevinde ona yardım etmesini istedi.Tom wanted Mary to help him with his homework.
Tom Mary'den odasını temizlemesini istedi.Tom wanted Mary to clean her room.
Tom Mary'nin odayı havalandırmasını istedi.Tom wanted Mary to air out the room.
Tom biletini Mary'ye ödettirmeye çalıştı.Tom tried to get Mary to pay for his ticket.
Tom ev ödevini onun için Mary'ye yaptırmaya çalıştı.Tom tried to get Mary to do his homework for him.
Tom kilitli odaya girmeye çalıştı.Tom tried to get into the locked room.
Tom bitişik odadan bazı sesler duyduğunu söyledi.Tom thought he heard some voices in the next room.
Mary odaya geldiğinde Tom konuşmayı durdurdu.Tom stopped talking when Mary came into the room.
Tom elinde bir cin ve tonikle odanın köşesinde durdu.Tom stood in the corner of the room with a gin and tonic in his hand.
Tom odanın dışında tepindi.Tom stomped out of the room.
Tom bütün sabahı yakacak odun istifleyerek geçirdi.Tom spent all morning stacking firewood.
Tom bütün gün odasında oturur ve bir şey yapmaz.Tom sits in his room all day and does nothing.
Tom bir odayı erkek kardeşi ile paylaştı.Tom shared a room with his brother.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Tom sat staring at the tropical fish swimming around in the aquarium in his bedroom.
Tom Mary'ye biraz para ödünç verebileceğini sandığını söyledi.Tom said he thought he could lend Mary some money.
Tom hesabı ödemediğini fark etti, bu yüzden restorana geri döndü.Tom realized that he hadn't paid the bill, so he went back into the restaurant.
Tom o gitar için çok para ödedi.Tom paid a lot of money for that guitar.
Tom odayı havalandırmak için pencereleri açtı.Tom opened the windows to air out the room.
Tom odalarından birini bir üniversite öğrencisine kiralayarak ekstra para kazandı.Tom made some extra money by renting one of his rooms to a college student.
Tom odasının anahtarını içeride unuttu.Tom locked himself out of his room.
Tom kendisini odasına kilitledi.Tom locked himself in his room.