Ana içeriğe geç
Sözlük

öd ile cümle

öd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Tom Mary'nin arabasını ödünç almamalıydı.Tom shouldn't have borrowed Mary's car.
Tom Mary'ye ev ödevinde yardım etmeli.Tom should help Mary with the housework.
Tom Mary'ye ödünç para vermekten daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to lend money to Mary.
Tom genç kız kardeşi Mary ile bir odayı paylaştı.Tom shared a room with his younger sister Mary.
Tom Mary'ye okul giderlerini ödemesine yardımcı olmak için para gönderdi.Tom sent money to Mary to help her pay for school expenses.
Mary odada iken, Tom her zaman gergin hissettiğini söylüyor.Tom says that he always feels tense when Mary is in the room.
Tom Mary'ye ev ödevinde yardımcı olacağına söz verdi.Tom promised to help Mary with her homework.
Tom Mary'ye ondan ödünç aldığı bütün parayı geri ödeyeceğine söz verdi.Tom promised Mary that he'd pay back all the money that he'd borrowed from her.
Tom Mary'yi yeni arabasını kendisine ödünç vermesi için ikna etti.Tom persuaded Mary to lend him her new car.
Tom genellikle Mary'ye ödevini yapmada yardım eder.Tom often helps Mary do her homework.
Tom Mary'ye bakıcıya ödeme yapmasına yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help Mary pay for a babysitter.
Tom artık Mary'den ödünç para almaması gerektiğini biliyor.Tom now knows that he shouldn't have borrowed money from Mary.
Mary odaya girdiği anda Tom onu fark etti.Tom noticed Mary the moment she entered the room.
Tom odaya girdiği anda Mary'yi fark etti.Tom noticed Mary the moment he entered the room.
Tom araba anahtarını Mary'nin odasında bırakmış olabilir.Tom might have left his car key in Mary's room.
Mary odaya girdiğinde Tom gerçekten mutlu görünüyordu.Tom looked really happy when Mary entered the room.
Tom odanın etrafına bakındı ama Mary'yi göremedi.Tom looked around the room, but couldn't see Mary.
Tom hesabı Mary'ye ödetti.Tom let Mary pay the bill.
Tom Mary'ye otuz dolar ödünç verdi.Tom lent thirty dollars to Mary.
Tom Mary'ye kamerasını ödünç verdi.Tom lent Mary his camera.
Tom geçen hafta bisikletini Mary'ye ödünç verdi.Tom lent Mary his bicycle last week.
Tom kamerasını Mary'ye ödünç verdi.Tom lent his camera to Mary.
Tom Mary'den ödünç para istemeyecek kadar akıllı.Tom knows better than to lend Mary money.
Tom kapıya tekme attı ve Mary'nin odasına girdi.Tom kicked down the door and entered Mary's room.
Tom Mary'ye ev ödevinde yardım etmek için isteksiz.Tom is unwilling to help Mary with her homework.
Tom Mary'ye ev ödevinde yardımcı oldu.Tom helped Mary with her homework.
Tom Mary'nin ev ödevini yapmasına yardım etti.Tom helped Mary do her homework.
Tom Mary'ye otobüsle eve gidebilsin diye biraz para ödünç vermek zorunda kaldı.Tom had to lend Mary some money so she could take the bus home.
Tom sonunda Mary'yi akordeonunu ona ödünç vermesi için ikna etti.Tom finally talked Mary into lending him her accordion.
Tom Mary'den sonra odaya girdi.Tom entered the room after Mary.
Tom, Mary ile bir hafta sonu daha geçirmek zorunda kalmaktan ödü patladı.Tom dreaded having to spend another weekend with Mary.
Tom Mary'nin bütün ev ödevini kendi başına yaptığını düşünmüyor.Tom doesn't think that Mary did all her homework by herself.
Tom Mary'ye ödünç para vermeyi umursamaz.Tom doesn't mind lending Mary money.
Tom kitaplarını Mary'ye ödünç vermeyi sevmiyor.Tom doesn't like to lend his books to Mary.
Tom'un Mary'den video kamerasını ona ödünç vermesi için isteme cesareti yok.Tom doesn't have the courage to ask Mary to lend him her video camera.
Tom sigara içmeyi bırakmadı, bu yüzden Mary odayı terk etti.Tom didn't stop smoking, so Mary left the room.
Tom Mary'nin ödevini o kadar hızlı bir şekilde bitirmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to finish her homework so quickly.
Tom Mary'yi yan odada konuşurken duyabiliyordu.Tom could hear Mary talking in the next room.
Tom Mary'den biraz para ödünç aldı.Tom borrowed some money from Mary.
Tom Mary'den büyük bir miktarda para ödünç aldı.Tom borrowed a large amount of money from Mary.
Tom Mary'den bir kitap ödünç aldı.Tom borrowed a book from Mary.
Tom, Mary'den bir kitap ödünç aldı.Tom borrowed a book from Mary.
Tom Mary'nin yolunu bloke etti ve onun odasına girmesine izin vermedi.Tom blocked Mary's way and wouldn't let her enter the room.
Tom Mary'ye onun İngilizce ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her English textbook.
Tom Mary'ye onun bisikletini ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her bicycle.
Odaya girdiğimi uyarmak için Tom ve Mary birbirlerine bağıramayacak kadar çok meşguldü.Tom and Mary were too busy yelling at each other to notice that I'd entered the room.
Tom ve Mary ev ödevlerinde birbirlerine yardımcı oldu.Tom and Mary helped each other with their homework.
Tom ve Mary oturma odasında TV izliyor.Tom and Mary are watching TV in the living room.
Sadece Tom ve Mary hâlâ odada olanlardır.Tom and Mary are the only ones still in the room.
Tom ve Mary'nin dışında odada hiç kimse yoktu.There was no one in the room besides Tom and Mary.
Tam bu sabah, Tom Mary'den ödünç aldığı parayı ona geri ödedi.Just this morning, Tom repaid Mary the money he owed her.
Tom'u tokatladıktan sonra, Mary odadan dışarıya doğru koştu.After slapping Tom, Mary ran out of the room.
Tom, Mary'nin ev ödevinde John'a yardım etmesini rica etti.Tom asked Mary to help John with his homework assignment.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
İtalyan, Almanya'da kahvesi için Yunan euro parası ile ödeme yaptı.The Italian paid for his coffee in Germany with Greek euro coins.
Bana bir kalem ödünç verebilir misin?Can you loan me a pen?
Tom o faturayı ödemek için yeterli parası olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough money to pay the bill.
Tom odaya girdi ve arkasından kapıyı çarptı.Tom went into the room and slammed the door behind him.
Odaya girdiğinde Tom gülümsemiyordu.Tom wasn't smiling when he entered the room.
Tom yaya geçidinden geçmediği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine for jaywalking.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod