Mary ev ödevini yapacağını söyledi.Mary said she would do her homework.
Mary odasında çalışıyor.Mary is studying in her room.
Mary Japonca ödevini bitirdi.Mary has finished her Japanese assignment.
Mary, her zaman erkek arkadaşının ödevlerini yapmasına yardımcı olur.Mary always assists her boyfriend in doing his assignments.
Mary ve John'un dışında odada kimse yoktu.There was no one in the room besides Mary and John.
Mary ve John dışında odada kimse yoktu.There was no one in the room besides Mary and John.
Ev ödevini yapmak için Ming nereye gitti?Where did Ming go to do her homework?
Bay Mitchel geri kalan parayı hafta sonuna kadar ödememi talep etti.Mr Mitchel demanded that I pay the rest of the money by the end of the week.
Bütün günü odamı temizleyerek geçirdim.I spent a whole day in cleaning up my room.
Mayuko odaya girdi.Mayuko entered the room.
Mayuko odada yalnızdı.Mayuko was alone in the room.
Mayuko odadan dışarı çıktı.Mayuko came out of the room.
Ev ödevimi henüz bitirmedim.I haven't finished my homework yet.
Hâlâ boş birkaç oda vardı.There were several rooms still vacant.
Yeniden ödeyerek saçmalık etti.It is foolish of him to pay for it again.
Her şeyden önce, ödevi bitirmek zorundayız.First of all, we have to finish the homework.
Önce ev ödevimizi bitirmeliyiz.We must finish our homework first.
Rahibe Teresa'ya Nobel ödülü verildi.Mother Teresa was given the Nobel prize.
Kitabı çek ile ödeyebilir miyim?Can I pay for the book by check?
Bob'ın odasında bir sürü kitap var.Bob has a lot of books in his room.
Bob çimleri biçme için bir saat için 3 dolar ödedi.Bob charged 3 dollars an hour for mowing lawns.
Çoğu Japon şirketinde, sadece birkaç yöneticinin kendisine ait bir odası vardır.In most Japanese companies, only a few executives have a room to themselves.
Otelde bir oda ayırttın mı?Did you reserve a room at the hotel?
Bana bir zımba ödünç verir misin?Will you please lend me a stapler?
Ben, gerçekten ödeme için hazırım.I am quite ready for payment.
O kadar çok ödemeyi göze alamam.I can't afford to pay so much.
Paula annesini aramak için odadan çıktı.Paula left the room to call her mother.
Holmes kimseye haber vermeden odadan dışarı çıktı.Holmes went out of the room without being noticed by anyone.
Bagajını taşıdığı için oda görevlisine bahşiş vermeyi unutma.Don't forget to tip the porter for carrying your luggage.
Kalemini bana ödünç verir misin?Would you lend me your pen?
Ben senin kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pen?
Bana dolma kalemini ödünç verir misin?Would you mind lending me your pen?
Ben senin kalemini ödünç alabilir?May I borrow your pen?
Dolma kalemini ödünç alabilir miyim?May I borrow your pen?
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.If you need a pen, I'll lend you one.
Eğer bir kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç verebilirim.If you want a pen, I will lend you one.
Helen odasını her zaman temiz tutar.Helen always keeps her room clean.
Belboy sana odanı gösterecek.The bellboy will show you to your room.
Beth'den onun tembel erkek arkadaşı tarafından onun tarih ödevini yapması istenildi.Beth was asked by her lazy boyfriend to do his history homework.
Beth'e tembel erkek arkadaşı tarafından onun tarih ödevini yapması rica edildi.Beth was asked by her lazy boyfriend to do his history homework.
Saç kurutucunuzu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your hair drier?
Fred'in evinde beş oda bulunmaktadır.Fred's house has five rooms.
Fred'in evinin beş odası var.Fred's house has five rooms.
Brian ev ödevini annesine yaptırır.Brian gets his mother to do his homework.
Bill özel bir ödül için seçildi.Bill was singled out for a special award.
VISA ile ödeme yapabilir miyim?Can I pay with my VISA?
Güllerin kokusu odayı doldurdu.The perfume of roses filled the room.
İki gece için banyolu tek kişilik bir oda istiyorum.I'd like to have a single room with a bath for two nights.
Banyolu bir oda mı ya da duşlu bir oda mı istersiniz?Would you like a room with a bath or a shower?
Otobüs biletçisi o, bilet ücretini ödeyemediği için ona otobüsten inmesini söyledi.The bus conductor told her to get off because she could not pay the fare.
Makasını ödünç alabilir miyim?Can I borrow your scissors?
Kapıyı çalmadan odama gelmeyin.Don't come into my room without knocking.
Nobel ödüllü Dr. Yukawa 1981 yılında öldü.Dr. Yukawa, the Nobel prize winner, died in 1981.
Nobel Ödülünü kazanmak benim hayalim.It's my dream to win a Nobel Prize.
Nic hiçbir şekilde ödülden memnun değil.Nick is by no means satisfied with the reward.
Nancy şimdi ödevini yapmak zorunda mı?Does Nancy have to do her homework now?
Nancy Bob'un yarışmada birincilik ödülünü kazanmasına şaşırdı.Nancy was surprised that Bob won the first prize in the contest.
Bir İngilizce öğretmeni olmak istememin nedeni odur.The reason is that I want to be an English teacher.
Niçin? Çünkü Terry Tate her zaman acilen cevap verdi, nedeni odur.Why? Because Terry Tate always replied promptly, that's why.
Öyle bir kişiye ödünç para vermemeliydin.You should not have lent the money to such a person.