Ana içeriğe geç
Sözlük

öd ile cümle

öd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dedem doğduğu aynı odada öldü.My grandfather died in the same room in which he was born.
Hepiniz odanızı temizlediniz mi?Did you all clean your room?
Seni odamda bekleyeceğim.I'll wait for you in my room.
Evin bir yemek odası var mı?Has the house got a dining room?
Apartman dairesinin üç yatak odası var mı?Has the flat got three bedrooms?
Penceredeki odur.That's him at the window.
O, odasında müzik dinliyordu.He was listening to music in his room.
Odanın boş olup olmadığını kontrol ettiler.They checked whether the room was empty.
Bunun için ne kadar ödedin?How much did you pay for that?
Andrew yatak odasındaki bazı rafları onarıyor.Andrew is fixing some shelves in the bedroom.
Bana ödeme yapılmasını reddettim.I refused to be paid.
Elbette ödemek zorundasın! Ne düşündün?Of course you have to pay! What did you think?
" Bu kadar küçük oda için 30 Yuan çok pahalı," diye düşündü."30 Yuan is far too expensive for that little room", he thought.
Ödevden bıktım.I'm fed up with homework.
Şimdi üzerinizde nakit paranız var mı? Bana biraz ödünç verir misin?Do you have cash on you now? Could you lend me some?
Oda sıcak.The room is hot.
O küçük kız kardeşine odasının duvarını boyamasına yardım ettirdi.He had his younger sister help him paint the wall of his room.
O, ablasına odasının duvarını boyamasına yardım ettirdi.He had his older sister help him paint the wall of his room.
Beşimizin arasında, en fazla dil konuşabilen kişi kesinlikle odur.Among the five of us, he's surely the one who can speak the most languages.
Bu oda Tom tarafından temizlenir.This room is cleaned by Tom.
Ağabeyim ödevini çabucak bitirdi.My big brother finished his homework very quickly.
Kiramı ödemede zorluk çekiyorum.I have difficulty paying my rent.
Bana bisikletini ödünç verir misin?Would you lend me your bicycle?
Bana kalemini ödünç verir misin?Would you lend me your pencil?
Sözlüğünüzü bana ödünç verir misiniz?Would you lend your dictionary to me?
Bana bir zımba ödünç verebilir misiniz?Can you lend me a stapler?
Babam çoğunlukla ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Babam çoğu kez ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Nasıl çalışmadan borçlarımı ödeyebilirim ki!How can I pay my bills without work!
İşim olmadan nasıl borçlarımı ödeyeyim ki!How can I pay my bills without work!
Benimle odaları değiştirebilir misin?Could you exchange rooms with me?
Her biri bin dolar ödedi.Each person paid one thousand dollars.
Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.Rooms should be left vacant by eleven a.m. on the day of departure.
Oda arkadaşım Çince öğreniyor.My roommate is learning Chinese.
Mary odasına kapandı ve tüm pencereleri kapattı.Mary shut herself up in the room and closed all the windows.
Ben fakir bir öğrenciyim ve sana ödeme yapamam.I'm a poor student and I can't pay you.
O, ev ödevini getirmeyi unuttu, gözaltı cezası aldı.He forgot to bring his homework, so he got detention.
Ödünç aldıkları parayı ödeyemediler.They could not pay the money they owed.
Malzemelere ödemek için paraya ihtiyaçları vardı.They needed money to pay for the supplies.
Onlar daha fazla ödeme ve daha güvenli çalışma koşulları talep ettiler.They demanded more pay and safer working conditions.
İşadamları bankalara borçlu oldukları parayı geri ödeyemedi.Businessmen could not pay back money they owed the banks.
Onlar onun ondan ödünç aldıkları parayı insanlara ödemeyeceğini söyledi.They said he would not pay people the money he owed them.
Az miktarda para ödenirdi.He would be paid a small amount of money.
O, kendi borçlarını ödemek zorunda kaldı.He had to pay his own debts.
Bu programların insanlardan alınan vergilerle ödenmesi gerekiyordu.These programs had to be paid for by taxes from the people.
Para almanın bir yolu onu ödünç almaktı.One way to get money was to borrow it.
Kral Charles William babasından ödünç para aldı.King Charles borrowed money from William's father.
Onun için ödeme yapmak zordu.Paying for it was difficult.
Avrupalılar kendileri için çalışan Hintlilere sık sık ödeme yaptı.The Europeans often paid Indians to work for them.
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
Jim bebeği uyandırmamak için odaya sessizce girdi.Jim entered the room quietly so he wouldn't wake the baby.
Ne kadar küçük olursa olsun, kendime ait bir odam olmasını tercih ediyorum.I'd rather have a room of my own, no matter how small it is.
Ben bir kredi kartı ile ödemek istiyorum.I would like to pay with a credit card.
Ben beş dolar daha ödemek zorunda kaldım.I had to pay five more dollars.
Benim kendi yatak odam var.I have my own bedroom.
Ödevimi bitirdim.I have done my homework.
Ev ödevimi yapıyordum.I was doing my homework.
Meselenin püf noktası odur.That's the crux of the matter.
Şu odadaki masa çok iyi.The table in that room is very nice.
O, küçük erkek kardeşinin ev ödevine yardım etti.She helped her younger brother with his homework.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod