Günahlarının bedelini ödemesi lazım.He should atone for his sins.
Bilgisayarımı almak için yüz dolar ödemek zorunda kaldım.To buy my computer, I had to pay €100.
Ben dişçiye her ziyaret için 30 Euro öderim.I pay 30 euros for every visit to the dentist.
Ödevsiz hak, ayrıcalıktır.A right without a duty is a privilege.
Ödevsiz hak, imtiyazdır.A right without a duty is a privilege.
Onları bir odaya koyacağım ve onların savaşmasına izin vereceğim.I'm going to put them in a room and let them battle it out.
Kazanamadım ama en azından bir teselli ödülü aldım.I didn't win, but at least I got a consolation prize.
Gecelik oda ücreti vergi dahil 100 dolar.The room charge is $100 a night plus tax.
Tom şirketindeki en yüksek satış için ödül aldı.Tom got an award for the highest sales at his company.
Ödüller üniversiteye girmene yardımcı olabilir.Awards can help you get into college.
İyi puanlar için bir ödül aldılar.They got an award for good grades.
Ayın sonunda faturalarımızı ödemeliyiz.We pay our bills at the end of the month.
Ben faturayı ödedim.I paid the bill.
Tom sadece odasını temizledi.Tom just cleaned his room.
Siz bana çok fazla ücret ödettiniz.You charged me too much.
Şimdi satın alabilir ve daha sonra krediyle ödeme yapabilirsiniz.You can buy now and pay later with credit.
Bu oda çok karanlık.This room is too dark.
Tom'un çabaları ödüllendirildi.Tom's efforts were rewarded.
Evde boş bir yatak odası var.There's an empty bedroom in the house.
Tom odaya girmeye karar verdi.Tom decided to enter the room.
En büyük yatak odası güneye bakıyor.The largest bedroom faces south.
Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine because he parked in the wrong place.
O masa bu odaya uymuyor.That desk does not fit in this room.
Küçük gruplar halinde ödev üzerinde çalışın.Work on the assignment in small groups.
Köpek, ev ödevini yeme konusunda kendini suçlu hissetti.The dog felt guilty about eating the homework.
Haftada bir kez anne oğlunun odasını denetler.Once a week, the mother inspects her son's room.
Tesisatçılara emekleri için iyi ödeme yapılır.Plumbers are well paid for their labor.
Mary, kız kardeşinin elbiselerini ödünç almasına izin vermez.Mary does not let her sister borrow her clothes.
Baba, lütfen arabayı ödünç almama izin verir misin?Dad, will you please let me borrow the car?
Mary ailesinden ödünç para istedi.Mary asked her family for a loan.
Tom odanın ortasında durdu.Tom stood in the middle of the room.
Mary odasını organize etmeli.Mary needs to organize her room.
Arabasını bana ödünç vermesi için annemi ikna ettim.I persuaded my mother to lend me her car.
Herhangi bir tür ödül asla kazanmadım.I have never won any kind of prize.
Mary şiiri için çok sayıda ödül aldı.Mary has received several prizes for her poetry.
Tom yazım yarışmasında bir ödül kazandı.Tom won a prize in the spelling competition.
Erkek ya da kız kardeşlerinle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldın mı?Did you have to share a bedroom with your brothers or sisters?
Başka bir yatak için odada yer yok.There's no space in the room for another bed.
Sözleşme, bizim ne kadar ödemek zorunda olduğumuzu gösterir.The contract states how much we have to pay.
Tom gelirinin yaklaşık %25' ini vergi olarak ödüyor.Tom pays about 25% of his income in taxes.
Bütün Amerikalılar vergilerini ödemek zorundadır.All Americans have to pay their taxes.
Odandaki duvarlar ne renktir?What color are the walls in your room?
Oturma odamda geniş pencereler var.My living room has wide windows.
Bir sürü insan faturalarını ödeme konusunda endişeleniyor.Many people worry about paying their bills.
O, işine odaklandı.She focused on her work.
Hangi odayı ayırtmak istersiniz?What room would you like to reserve?
Evinizde hangi odalar var?What rooms are there in your house?
Neden yemek odasında insanlar var?Why are there people in the dining room?
Çekle mi ödemek istiyorsun?You want to pay with a check?
Kredi kartıyla ödemek istiyor musun?You want to pay with a credit card?
Senin odan, 504: beş-sıfır-dörtYour room number is five hundred four: five-oh-four.
Onun güzelliği odadaki herkesi cezbetti.Her beauty attracted everyone in the room.
Odun kırmak için baltaları almak zorundaydım.I had to get the axes to chop the wood.
Bütün günü odayı temizleyerek geçirdim.I spent the whole day cleaning up the room.
Kendi çabaları ve biraz şans sayesinde, o, yarışmada birincilik ödülünü kazandı.Through his own efforts and a bit of luck, he won first prize in the contest.
Onlar peşin ödemek zorunda.They have to pay in advance.
Parti büyük bir odada gerçekleşti.The party took place in a big room.
Küçük erkek kardeşim oturma odasında çırılçıplak koştu.My little brother ran through the living room stark naked.
Ben kartımla ödeyeceğim.I'll pay with my card.
Ben nakit öderim.I pay in cash.